İsrail nüfusunun %4'ü Yahudi soyundan gelen fakat Yahudi olmayan insanlardan oluşur.24% din populația Israelului, nu sunt evrei.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.Voi care ați primit Legea întru rânduieli de la îngeri și n-ați păzit-o!"
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum, ileum.Intestinul subțire are 3 segmente: duoden, jejun și ileon.
İnsanlarda çoğu enfeksiyon semptomsuzdur ve latent enfeksiyon olarak kalır.Deși cele mai multe infecții pot deveni latente, ele rămân asimptomatice.
Ancak bunu dışında birçok bakteri insanlarda boğaz enfeksiyonuna yol açabilir.Mai multe bacterii diferite pot infecta gâtul omului.
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.Aceste infecții există în rândul oamenilor încă din antichitate.
İnsanlarda güneş yanığının ne kadar kolay oluşacağı cilt tipine göre büyük değişiklikler göstermektedir.Cât de ușor se ard oamenii din cauza Soarelui variază considerabil în funcție de tipul pielii.
Genetik olarak obeziteye yatkın olan insanlarda tip 2 diyabetin ana sebebinin obezite olduğu düşünülmektedir.Se crede că obezitatea constituie cauza principală a diabetului de tip 2 la persoanele predispuse genetic.
Diğer virüslerde aynı aileye aittir ve insanlarda hastalıklara sebep olur.Din această familie fac parte și alte virusuri care pot provoca boli în rândul oamenilor.
Leptospira'nın 13’e varan sayıda genetik türü insanlarda hastalığa yol açabilir.A leptospira mintegy 13 géntípusa okoz megbetegedést az emberekben.
Uzaya gömülen ilk insanlardan biridir.Az elsők között volt, akiket a világűrben temettek el.
İnsanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir.A Kinek évezredekig is élhetnek, de nem halhatatlanok.
Hepatit C, uzun yıllar boyunca enfekte olmuş insanlarda, siroz ve karaciğer kanserinin başlıca sebebidir.A hepatitis C a több éven át fertőződött betegeknél a májzsugor és a májrák kialakulásának elsődleges oka.
Kendisi beyin nakli yapılan ilk insanlardan biri oldu.Ő alkotta meg fazekaskorongján agyagból az első embert.
İnsanlarda yapılmış kontrollü araştırma yoktur.Emberre vonatkozó összehasonlító vizsgálat nem áll rendelkezésre.
İnsanlarda tırnaklar günde ortalama olarak 0,1 milimetre uzar.Az emberek naponta átlagosan 0,3 milligramm ónt fogyasztanak.
İnsanlarda normalde bir çift olarak bulunur.Körülbelül kétszerese egy normál embernek.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.A megfázás a leggyakoribb fertőzéstípus az emberek körében.
Bu hastalık tarih boyunca insanlarda görülmüştür.Az idők során a betegség mindig is jelen volt az emberek körében.
Bunun başlıca nedeni insanlarda antibiyotiklerin gereksiz kullanımıdır.A fontos okok egyike az antibiotikumok mérlegelés nélküli használata.
Diğer virüslerde aynı aileye aittir ve insanlarda hastalıklara sebep olur.Ebbe a családba más vírusok is tartoznak, amelyek szintén betegséget okozhatnak az embereknek.
İnsanlarda bu hastalığın önlenmesi, hayvanların bu hastalığa karşı aşılanmasıyla sağlanmaktadır.Az emberi megbetegedések megelőzése az állatok betegség elleni beoltása révén biztosítható.
Zeus böylece insanlardan da intikamını aldı.Zeusz bosszúja így kiteljesedett.
"İnsanlarda Pozitif Doğal Seçilim".A községet kedvező természeti adottságok jellemzik.
Leylekler rahatsız edilmedikleri sürece insanlardan çekinmez ve genellikle binaların üzerine yuva yaparlar.Ha az ember nem bántja őket, akkor a gólyák nem félnek tőle, és Európában gyakran épületek tetején fészkelnek.
Her zaman insanlara yardım etmeye çalışır, öncesinde bunu her yaptığında insanlardan kötü bir tepki alıyordu.Mindenkin próbál segíteni, általában előbb cselekszik mint gondolkozik a következményeken.
Bu yüzden, bu hastalığın bir alanda varlığını sürdürebilmesi için insanlarda her sene tekrarlanması gerekir.Ezért a betegség olyan területen fejlődik ki, ahol a személyek egy helyben maradnak.
Özellikle 40 yaş üstü insanlarda görülür.Igen gyakori, főleg a 40 évnél idősebb férfiaknál.
İnsanlardan bir tanesinin cinsel organı özellikle resmedilmiştir.Egy részüknél az emberi test nagyon absztrakt.
Vahiy katipleri değişik din ve milliyetlere sahip insanlardan oluşmaktaydı.A tagjai különböző vallásos neveltetésű és nemzetiségű emberekből állt.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Normál esetben a vaddisznó fél az embertől, messze elkerüli.
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum, ileum.Három részre tagolódik, ezek a patkó- (duodenum), éh- (jejunum) és csípőbél (ileum).
Maine'in nüfusunun %95'ten fazlası beyaz ırktan insanlardan oluşur.Peking lakosságának több mint 95%-a a kínai han népcsoporthoz tartozik.
Bazı insanlarda reflü ya da yutkunma güçlüğü oluşabilir.Egyeseknél súlyos izgatottság és remegés alakulhat ki.
Preston, "Beşinci Beatle" olarak görülen insanlardan biriydi.Prestont sokan az 5. Beatle-nek is nevezték.
Özgür Köleler organize olamamış özgürlük isteyen insanlardan oluşur.Az önzetlen tettek azok, amelyek elvezetnek bennünket a szabadsághoz.
İnsanlarda 3. kromozomun 3p21.3 bölgesinde bulunur.A CFTR gén a 7-es kromoszóma hosszú karjának 31.1-31.2 régiójában található.
Karanlıkta insanlardan 6 kat daha iyi görürler.Niiden näkökyky on pimeässä jopa kuusi kertaa parempi kuin ihmisen.
Bazı mayalar, örneğin Candida albicans insanlarda enfeksiyona yol açar (kandidiyaz).Jotkin tämän ryhmän hiivat, kuten Candida albicans, voivat aiheuttaa ihmiselle tulehduksen.
İnsanlarda alerjiye sebep olurlar.Joillekin ihmisille ne saattavat aiheuttaa allergiaa.
İnsanlarda, ilk sekiz haftalık döneme embriyonal dönem denilir.Ihmisillä alkiota aletaan kutsua sikiöksi kahdeksannella viikolla hedelmöityksestä.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Käärmeet sen sijaan normaalisti välttelevät ihmiskontaktia.
Kediler insanlardan da köpeklerden de daha iyi işitirler.Lajin naaraat ovat koiraita kookkaampia.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Flunssaa pidetään ihmisten yleisimpänä sairautena.
İnsanlarda bu hastalığın önlenmesi, hayvanların bu hastalığa karşı aşılanmasıyla sağlanmaktadır.Taudin leviämistä ihmisiin ehkäistään rokottamalla eläimiä.
Bazı insanlarda avokado alerjik reaksiyona neden olur.Joillekin kasvi aiheuttaa allergisen reaktion.
İnsanlarda güneş ışığı ile D vitamini sentezi.Iholla syntyy myös ihmiselle elintärkeää D-vitamiinia auringonvalon vaikutuksesta.
Uzaya gömülen ilk insanlardan biridir.Hän on yksi ensimmäisistä ihmisistä, jonka tuhkaa on "haudattu" avaruuteen.
İnsanlarda bilinen örneği Down sendromudur.Kromosomihäiriöiden tunnetuin esimerkki on Downin syndrooma.
Pumaların insanlardan başka pek fazla düşmanı yoktur.Mefistolla ei kovin montaa varsinaista vihollista ole.
Bununla birlikte, endokardit normal kalpli insanlarda ender olarak görülür.Fyysisesti Gremlin on kuitenkin tavallista ihmistä heikompi.
Kafa Karışıklığı insanlarda oluşan karmaşıklık hissi veren bir duygudur.Järjen käyttö on se, mikä tekee ihmisistä ihmisiä.
İnsanlarda demirin yaklaşık %70'i kırmızı kan hücrelerinde ve özellikle hemoglobin proteininde bulunmaktadır.Noin 70 % ihmiskehon rautamäärästä on kiinnittynyt punasoluihin ja erityisesti hemoglobiiniin.
Bütün insanlarda saçlarında bir miktar pheomelanin bulunur.Όλοι οι άνθρωποι έχουν μια ποσότητα φαιομελανίνης στα μαλλιά τους.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Η μακροπρόθεσμη πρόγνωση σε ανθρώπους με ημικρανία ποικίλλει.
Diğer virüslerde aynı aileye aittir ve insanlarda hastalıklara sebep olur.Στην ίδια οικογένεια ανήκουν και άλλοι ιοί που μπορούν να προκαλέσουν ασθένειες σε ανθρώπους.
Prof. Walery Jaworski 1899 yılında insanlardan mide içeriğinde sedimentleri araştırdı.Ο καθηγητής Walery Jaworski ερεύνησε ιζήματα από γαστρικά ξεπλύματα ανθρώπων του 1899.
Genetik olarak obeziteye yatkın olan insanlarda tip 2 diyabetin ana sebebinin obezite olduğu düşünülmektedir.Η παχυσαρκία σε άτομα με γενετική προδιάθεση στο διαβήτη τύπου 2 θεωρείται κύριο αίτιο της ασθένειας.
Örneklerini köpeklerde ve insanlarda görebiliyoruz.Οι σιμιίδες περιλαμβάνουν τις μαϊμούδες και τους πιθήκους.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.Πρόκειται για την πιο συχνή μεταδοτική νόσο στον άνθρωπο.