Genellikle, insanlarda 20 adet süt dişi ve 32 adet kalıcı diş bulunur.فعليا، البشر لديهم 20 من الأسنان اللبنية (بيبى) و32 من الأسنان الدائمة.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.ومن الخائفين من منعه خوف جهنم من الضحك، وكان جماعة من السلف قد عاهدوا الله أن لا يضحكوا أبدا.
Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin!لا تسكب له طعامًا ولا تقل لهم اطمأنوا في مكانكم ولا تختلس نفوسهم مني (بل) ترضيهم رضىً.
Bazı insanlarda aynı anda her ikisinin de semptomatik formları görülebilir.قد يُعاني الشخص من أعراض النوعين في نفس الوقت.
İnsanlardan kaynaklanan alan dönüşümünün toplamı %39-%50 arası değişiyor.تتراوح تقديرات كمية الأراضي التي حولها البشر من 39 إلى 50٪.
Hepatit C, uzun yıllar boyunca enfekte olmuş insanlarda, siroz ve karaciğer kanserinin başlıca sebebidir.يعتبر الالتهاب الكبدي ج هو السبب الرئيسي لتشمع الكبد وسرطان الكبد لدي المصابين به لعدة سنوات.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.يبدو أن هذا قد هدأ الناس.
Kediler insanlardan da köpeklerden de daha iyi işitirler.الفتيات أكثر عرضة لعضات القطط من الكلاب.
İnsanlardan elde edilebilen izolatların çok büyük bir kısmı (> %99.5) S. enterica alttürüdür.في حين يتم فقدان ما تبقى (من 99% إلى 99.5%) بواسطة النتح.
Arapaholar kendilerine Invnaina (bizim insanlardan) derler.وقال «فأعوان الطائفة الممتنعة, وأنصارها, منها فيما لهم وعليهم.»
Will kızını diğer insanlardan uzak bir biçimde yetiştirmektedir.يعزو "ويل" تطوره في التعامل مع حياة أولاده لتفاني أبيه.
Adenomatozis polipozis koli (APC), insanlarda APC geni tarafından kodlanan bir proteindir.APMAP (Adipocyte plasma membrane associated protein) هوَ بروتين يُشَفر بواسطة جين APMAP في الإنسان.
Çeşitli türleri insanlarda patojeniktir.بعض الأنواع انتشرت بفعل البشر.
Sektörel Heterokromi insanlarda son derece nadir görülür, nüfusun yaklaşık 1%'inde bulunmaktadır..وهو التشوه الكلوي الأكثر شيوعا الذي يحدث في حوالي 1 ٪ من الناس.
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.وقد لوحظ الجرب في البشر منذ العصور القديمة.
İnsanlardan ve diğer canlılardan sorumludur.يتم تنفيذها من قبل البشر والعديد من الحيوانات الأخرى.
Stx insanlarda Stx1'den daha toksiktir.وجد العلماء أن (Stx-2) أكثر سمية من (Stx-1) ب400 مرة.
İnsanlarda, ilk sekiz haftalık döneme embriyonal dönem denilir.يتم إرضاعها على الأقل لمدة الثمانية أسابيع الأولى.
Leylekler rahatsız edilmedikleri sürece insanlardan çekinmez ve genellikle binaların üzerine yuva yaparlar.وطالما بأن اللقالق تشعر بعدم أزعاجها للبشر فأنها تنشئ عششها فوق المنازل.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.ثم إخبار الملائكة لوطاً بحقيقتهم وبمهمتهم التي جاءوا من أجلها، وبأن القوم لن يصلوا إليهم.
Beldede yaşayan halk genelde iyi eğitim almış insanlardan oluşmaktaydı.عموما يعد السكان في سويسرا قد تلقوا تعليما جيداً.
Kendimi diğer insanlardan farklı hissettiğime inanmıyorum.Eu não acredito que eu sinto diferentemente de outras pessoas.
Tamamlanmamış görevinde, o büyüleri arttıran kişidir, o diğer insanlardan hızlı ve güçlüdür.(Teia) Beemonte: é um monstro lento, resistente e poderosíssimo contra edificações.
İnsanlarda enfeksiyona 20’den fazla Leishmania türü sebep olur.As infeções em seres humanos são causadas por mais de 20 espécies de Leishmania.
İnsanlarda, insan NatA ve NatB kompleksler tespit edilmiş ve karakterize edilmiştir.Em humanos, somente um complexo NAT, o NatA humano, tem sido identificado e caracterizado.
Bu hastalık tarih boyunca insanlarda görülmüştür.A doença ocorreu em seres humanos ao longo da história.
Allah onlara "Size şehvet duygusunu verseydim siz insanlardan daha çok günah işlerdiniz" demiş.Após descrevê-los, Alçuiuti lhe disse: "Metade deles pode permissivamente pertencer a você.
Preston, "Beşinci Beatle" olarak görülen insanlardan biriydi.Ele é uma das várias pessoas referenciadas como "Quinto Beatle".
Bu olay, genç Hepburn'ün huysuz ve çekingen olmasına ve insanlardan kuşku duymasına yol açtı.O incidente fez com que Hepburn se tornasse nervosa, temperamental, e a desconfiar de pessoas.
İnsanlarda bu hastalığın önlenmesi, hayvanların bu hastalığa karşı aşılanmasıyla sağlanmaktadır.A prevenção da doença em seres humanos é alcançada pela vacinação dos animais contra a doença.
Bu yüzden, bu hastalığın bir alanda varlığını sürdürebilmesi için insanlarda her sene tekrarlanması gerekir.Dessa forma, a doença deve ocorrer a cada ano em humanos situados em determinada área afetada.
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum, ileum.Divide-se em três porções: Duodeno; Jejuno; Íleo.
En çok bekar insanlarda görülmektedir.É popularmente considerada como única no mundo.
Nezle, insanlarda görülen en yaygın bulaşıcı hastalıktır.A constipação é a doença infeciosa mais comum em seres humanos.
İnsanlarda da amigdalanın pek çok ruhsal bozuklukla ilişkisi saptanmıştır.Muitos ainda confundem assexualidade com baixa libido.
Chlamydia trachomatis, yalnızca insanlarda enfeksiyon etkenidir.A bactéria Chlamydia trachomatis é exclusiva do ser humano.
Leylekler rahatsız edilmedikleri sürece insanlardan çekinmez ve genellikle binaların üzerine yuva yaparlar.Essas cobras não têm medo dos seres humanos e geralmente entram nas casas.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.O prognóstico a longo prazo de pessoas com enxaquecas é variável.
Sektörel Heterokromi insanlarda son derece nadir görülür, nüfusun yaklaşık 1%'inde bulunmaktadır..Pequenas espermatoceles são relativamente comuns, ocorrendo em aproximadamente 30% de todos os homens.
Fitosteroller insanlarda kolesterolu %15 oranında azaltabilirler.Anaeróbios podem ser cultivados em 15% dos casos.
Bu nedenle insanlarda anestetik olarak nadiren kullanılmaktadır.Logo, normalmente, não necessita de anestesia.
Diğer virüslerde aynı aileye aittir ve insanlarda hastalıklara sebep olur.Outros parasitas da mesma família são causadores de oncocercose.
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.A doença está presente nos seres humanos desde a Antiguidade.
Toraks hayvan ve insanlarda vücudun bir parçası, baş ve abdomen arasında yer alır.A virilha é uma região do corpo dos animais ou humanos que fica situado entre as coxas e o ventre.
Böylece, insanlarda bronz cilt, çocuklara kalıtım yoluyla aktarılmaz.Em termos de insatisfação sexual, os brasileiros não ficam longe.
Bu tür canlılar hayvanlarda ve insanlarda yaşarlar.Esse tipo de reação foi observado em animais e em humanos.
İnsanlarda büyü gücü ve büyü gücünden yoksunluk, doğuştan gelen bir özelliktir ve kalıtım yoluyla aktarılır.Nos seres humanos, a magia ou a falta dela é um atributo inato.
İnsanlarda enfeksiyona 20’den fazla Leishmania türü sebep olur.Er zijn meer dan 20 Leishmania–soorten die bij mensen infecties veroorzaken.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.Zij beschikten over huurmoordenaars (jagunços) die in de omgeving de schrik aanjaagden.
İnsanlarda alerjiye sebep olurlar.Allergie bij mensen.
Bu insanlardan ancak 5 bin kadarı ülkelerine dönebilmiştir.Slechts 5000 van hen keerden levend terug.
En çok bekar insanlarda görülmektedir.De bekendste single werd Feels.
Genellikle genç insanlar yaşlı insanlardan daha hızlı kokuşma gösterirler.Ouderen raken doorgaans sneller vermoeid dan jongeren.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.De engelen maanden Lot en zijn gezin Sodom te verlaten en geboden hen niet om te kijken.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.Dat maakte de omstandigheden verdacht.
Bu hastalık tarih boyunca insanlarda görülmüştür.De ziekte komt in de geschiedenis al lang voor bij mensen.
İnsanlarda bu oran %28, afalinalarda %42.5, şempanzelerde %54, fillerde ise %35'tir.Bij mensen ligt dit op 28%, bij tuimelaars op 42,5%, bij chimpansees op 54%.
İnsanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir.Hun levensduur was lang, veel langer dan dat van mensen, maar ze waren niet onsterfelijk.
Yeni adı Özbaşı ise; halkının beğenilir insanlardan oluşmuşluğundan dolayı verilmiştir.De nieuwe naam Kwadijk was afgeleid van de kwade (moeilijk te onderhouden) dijk.
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.Mensen krijgen deze infecties al sinds de vroegste tijden.