Kolin kinaz alfa, insanlarda CHKA geni tarafından kodlanan bir enzimdir.[1][2][3]Choline kinase alpha is an enzyme that in humans is encoded by the CHKA gene.[5][6][7]
Örneğin, insanlarda erkek beyinleri kadınlarınkinden daha asimetrik olarak lateralizedir.For example, human male brains are more asymmetrically lateralized than those of females.
Tüm ırkı gibi, onun vücudu da insanlardan birkaç kat daha dayanıklıdır.Like all her people, her body is several times denser than that of humans.
Ölümsüz değildir, ama insanlardan çok daha yavaş yaşlanır.She is not immortal, but she ages far more slowly than humans.
E- M215 veya E1b1b (eski adıyla E3b) insanlarda görülen bir Y-DNA haplogrubudur.E-M215, also known as E1b1b and formerly E3b, is a major human Y-chromosome DNA haplogroup.
İnsanlarda serebral korteksin çoğu görme ile ilgilidir.Much of the human cerebral cortex is involved in vision.
İnsanlarda bu döngü 1-2 saat sürer.In humans this cycle takes 1–2 hours.
İnsanlarda SLC24A5 geni, 21.1 pozisyonundaki kromozom 15'in uzun (q) kolunda bulunmaktadır.In human, the SLC24A5 gene is located on the long (q) arm of chromosome 15 at position 21.1.
İnsanlarda giardiasise neden olan Giardia lamblia'yı içerirler.They include Giardia lamblia, which causes giardiasis in humans.
Bu süreç insanlarda güneş yanığı üreten daha uzun dalga boylarının (UV-B ) etkisine benzerdir.This process is similar to the effect of longer wavelengths (UV-B) producing sunburn in humans.
NADPH oksidaz 1, insanlarda NOX1 geni tarafından kodlanan bir enzimdir. [1]NADPH oxidase 1 is an enzyme that in humans is encoded by the NOX1 gene.[5]
NADPH oksidaz 3, insanlarda NOX3 geni tarafından kodlanan bir enzimdir .[1][2]NADPH oxidase 3 is an enzyme that in humans is encoded by the NOX3 gene.[5][2]
Talyumun, insanlarda kanserojen olduğundan kuşkulanılmaktadır.[2]Thallium is a suspected human carcinogen.[26]
İnsanlarda ağır metal zehirlenmesi genellikle şelatlama ajanlarının uygulanmasıyla tedavi edilir.In humans, heavy metal poisoning is generally treated by the administration of chelating agents.
("Güç insanlarda bulunurken, yetki Senato'ya aittir.") [1]("While power resides in the people, authority rests with the Senate.")[3]
Sinyal Belirleme Kuramı, hem insanlarda hem de hayvanlarda geniş bir uygulama alanına sahiptir.Signal Detection Theory has wide application, both in humans and animals.
Yaşlı insanlarda görsel form öğreniminin korunup korunmadığı bilinmemektedir.Whether or not visual form learning is retained in older humans is unknown.
Mitokondri, mayada yaklaşık 1000 protein ve insanlarda 1500 protein içerir.Mitochondria contain around 1000 proteins in yeast and 1500 proteins in humans.
İnsanlarda bazı türler zoonoz olarak ortaya çıkar; durum için kullanılan terim paragonimiasis'tir .In humans some of the species occur as zoonoses; the term for the condition is paragonimiasis.
FIV, insanlarda HIV'e benzer aşamalardan geçer.FIV progresses through similar stages to HIV in humans.
İnsanlarda, dölleme eyleminin ve biçiminin yasal, ahlaki ve kişilerarası sonuçları vardır.In humans, the act and form of insemination has legal, moral and interpersonal implications.
İnsanlarda vucutsal ilişkilerSystemic associations in humans
İnsanlarda ektopia lentis ile ilişkili bir dizivucutsal vardır:[1]In humans, a number of systemic conditions are associated with ectopia lentis:[12]
Ektopia lentis insanlarda ve kedilerde görülmesine rağmen en sık köpeklerde görülür.Although observed in humans and cats, ectopia lentis is most commonly seen in dogs.
Bu hastalıklara çevrelerinden, diğer evcil hayvanlardan ve hatta insanlardan maruz kalabilirler.They can be exposed to these diseases from their environment, other pets, or even humans.
Aynı şeyi insanlarda da denediler ve sonuçlar benzerdi.They tried the same thing with humans and the results were similar.
Hepatit C genellikle kronik hepatite yol açar ve bazı insanlarda sirozla sonuçlanır.Hepatitis C usually leads to chronic hepatitis, culminating in cirrhosis in some people.
İnsanlardaki herhangi bir ciddi veba salgını, kemirgen popülasyonunda bir salgından önce gelir.Any serious outbreak of plague in humans is preceded by an outbreak in the rodent population.
İnsanlarda embriyo, doğum öncesi gelişimin sonraki aşamalarında fetüs olarak adlandırılır.In humans, the embryo is referred to as a fetus in the later stages of prenatal development.
İnsanlarda olgun kızıl kan hücreleri esnek ve oval bikonkav disklerdir .In humans, mature red blood cells are flexible and oval biconcave disks.
İnsanlarda, serotonin 1A reseptörü HTR1A geni tarafından kodlanır.[1][2]In humans, the serotonin 1A receptor is encoded by the HTR1A gene.[5][6]
Pek çok hipotez, insanlarda uyku ve öğrenme arasındaki olası ilişkileri açıklar.Multiple hypotheses explain the possible connections between sleep and learning in humans.
İnsanlarda skafosefali bir dolikosefali biçimidir.In humans, scaphocephaly is a form of dolichocephaly.
A. africanus, yürümede insanlardan daha az etkili olsa da, yetkin bir iki ayaklıydı.A. africanus was a competent biped, albeit less efficient at walking than humans.
Öğle vakti, yerde insanlardan hiçbir gölge görünmüyordu.At noon, no shadows from people were visible on the ground.
İnsanlarda Burkholderia pseudomallei enfeksiyonuna melioidoz veya Whitmore hastalığı denir.Burkholderia pseudomallei infection in humans is called melioidosis or Whitmore’s disease.
Bu protein, insanlarda FGF23 geni tarafından kodlanır.In humans it is encoded by the FGF23 gene.
İnsanlarda mahremiyet kalmamış.Die Menschen haben keine Privatsphäre mehr.
Tom bildiğim en kibar insanlardan biri.Tom ist einer der höflichsten Menschen, die ich kenne.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.Das machte die Menschen misstrauisch.
Kendimi diğer insanlardan farklı hissettiğime inanmıyorum.Ich glaube nicht, dass ich mich dabei von anderen Menschen unterscheide.
Genellikle, insanlarda 20 adet süt dişi ve 32 adet kalıcı diş bulunur.Menschen haben üblicherweise 20 Milchzähne und 32 bleibende Zähne.
İnsanlarda bilinen örneği Down sendromudur.Ein bekanntes Beispiel beim Menschen ist das Downsyndrom.
İnsanlardan da kan emdiği bildirilmiştir.Das Blut ist es, was den Menschen den ordnenden Verstand gibt.
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.Er soll Dämonen austreiben und Dakinis (Himmelswandlerinnen) herbeirufen.
İnsanlarda yapılmış kontrollü araştırma yoktur.Es existieren keine kontrollierten Humanstudien.
Nihayet bir gün bu insanlardan bir tanesi zincirlerinden kurtulur ve mağarayı terk eder.Die beiden werden von dem Keiler verfolgt und enden in einer verlassenen Fabrik.
Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin!Doch du, mein Volk, besorge nicht, daß ich Dich unbedacht verlasse!
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.Einige Engel aber weigerten sich, da der Mensch aus niedrigerem Stoff gemacht sei als sie selbst.
Pumaların insanlardan başka pek fazla düşmanı yoktur.Pumas haben außer dem Menschen kaum Feinde zu fürchten.
Tamamlanmamış görevinde, o büyüleri arttıran kişidir, o diğer insanlardan hızlı ve güçlüdür.Er war müde, aber er ist die Erquickung derer, die müde und beladen sind.
İnsanlarda 7. kromozomda kodlanır.Beim Menschen ist es auf Chromosom 7 zu finden.
Bu şöyle açıklanır: İnsanoğlunun bireysel (diğer insanlardan ayrı olarak) yaşaması doğal yapısına aykırıdır.Für ihn ist die Natur für den Menschen geschaffen und in ihr die Wahrheit zu erkennen.
İnsanlardan ve diğer canlılardan sorumludur.Von Menschen und anderen Tieren.
İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da cinlerin insanlardan önce yaratıldığı geçer.INARAH – Schriften zur frühen Islamgeschichte und zum Koran.
Chlamydia trachomatis, yalnızca insanlarda enfeksiyon etkenidir.Chlamydia trachomatis kommt ausschließlich beim Menschen als Krankheitserreger vor.
İnsanlarda ise sınırlı olarak uygulanmaya başlanmış ve iyi sonuçlar alınmıştır.Notwendige Grenzen setzen und positiv nutzen ...
22 İsrailli de çatışmalar esnasında kendi tarafındaki insanlardan yanlışlıkla öldürüldü.Auf der israelischen Seite kamen 22 Menschen durch Eigenbeschuss ums Leben.
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Den Menschen waren die Moosleute freundlich gesinnt.
Sektörel Heterokromi insanlarda son derece nadir görülür, nüfusun yaklaşık 1%'inde bulunmaktadır..Hochbegabte sind selten, sie machen nur gut 2 % der Bevölkerung aus.