insanların ile cümle
insanların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
3430: İnsanların ve Elflerin Son İttifakı oluşturuldu.3430 - Viene formata l'Ultima Alleanza tra gli Elfi e gli Uomini.
Ganji açlık grevindeyken dünyanın özgür insanlarına iki mektup yazdı.Mentre era in sciopero della fame, Ganji ha scritto due lettere alle persone libere di tutto il mondo.
Kafka, insanların onu zihinsel ve fiziksel olarak itici bulacağından korkuyordu.Kafka temeva che la gente lo trovasse mentalmente e fisicamente ripugnante.
Başka insanların bilgisayar kaynakları izin almadan kullanılamaz.Non utilizzare le risorse dei computer di altri senza autorizzazione.
Bu ırmak insanların gözyaşlarından oluşmuştur.Si dice che la pioggia siano le lacrime della moglie.
29 Ocak'ta Mısır avcı uçakları meydanda toplanan insanların üzerinden alçak uçuş yapmıştır.Il 29 gennaio gli aerei egiziani hanno volato sopra le persone riunite nella piazza.
Bu mağaralar ayrıca da ilkel insanların ilk sığınak yerleri-evleri olmuştur.Probabilmente le grotte sulle colline furono il rifugio per queste prime popolazioni.
İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür.Egli descrisse l'uomo come imponente: alto e muscoloso, con indosso un completo nero.
İnsanların ilk anıları kişilik öz elliklerini yansıtmaktadır.I primi ricordi degli individui riflettono in modo significativo i tratti della loro personalità.
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.Parlando ad una conferenza stampa a Mosca, Smith dichiarò che i russi erano "proprio come noi".
İnsanların kaderlerine karar verir.Il destino di un uomo.
İnsanların %80 kadarı pirinç çiftçisiydi.Circa l'80% della popolazione era composta da coltivatori di riso.
Biz sadece iyi insanların ve kötü insanların var olduğunu söylemeye çalışıyoruz.Sono stati annunciati nuovi personaggi sia buoni che cattivi.
Kalabalığa katıl: Bu teknik insanların kazanan tarafta olma dürtüsünü kullanır.Questa tecnica rafforza il naturale desiderio della gente di essere dalla parte dei vincitori.
İnsanların ruhlarını ele geçirebilirler.Può impossessarsi dei corpi delle persone.
İnsanların %1'inin arı sokmasına -apitoksine- karşı alerjisi olduğu tahmin edilmektedir.Si stima che circa l'1% della popolazione sia allergica alle punture delle api.
İnsanların kandırılması için en iyi yol budur.Y: Si diletta a imbrogliare la gente.
Ayrı ırklardan insanların evlenmesi yasaktı.Le rappresentazioni di relazioni fra persone di razze diverse erano proibite.
Hatta bu insanların ruhları ölümden sonra Warp’ta akabilir ve yeni insan vücutlarında doğabilirdi.Queste persone potevano persino fluire attraverso il Warp dopo la morte e rinascere.
Başka insanların entelektüel bilgileri başkasına mal edilemez.Non appropriarti della produzione intellettuale degli altri.
5 yıldan fazla çaba gösteren insanların yaklaşık %40'ında başarı görülür.Tentativi protratti per oltre cinque anni portano al successo in quasi il 40% delle persone.
Isırıklar, hayvanların ya da insanların neden olduğu dişlerle yaralanma biçimidir.La morsicatura o morso è una lesione provocata dai denti di uomo o di animale.
Öyle ki, dokunduğu insanların yaptığı günahlarını görebilmeye başlar.Poi ammonì gli uomini che, sconvolti dalla visione, si convertirono.
Onlar, insanların dürüst, saygın ve güvenilir olduğuna inanırlar.Sto mostrando loro che sono responsabile, affidabile e credibile.
Birçok kaynağa göre bu insanların çoğu Norveçli, İrlandalı ve İskoç'tur.Queste persone erano prevalentemente di origine norvegese, irlandese e scozzese.
Hayat, insanların bilgeliğinden daha derin ve anlamlıdır.Alice: Voglio essere più intelligente degli esseri umani.
Yaygın olarak insanların el ve ayaklarını tutmaz hale getirirler.Generalmente sono presenti dei sostegni per tenersi con le mani o le gambe.
İnsanların saf olmasından hiç hoşlanmaz.La gente non ama le persone in gamba".
Koku insanlarında duygularını sakinleştirir.Il suo profumo calma le reazioni emotive delle persone.
İnsan hakları, Tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlükler.Esse garantiscono i diritti fondamentali e le libertà a tutte le persone.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.Aiuta le persone nei lavori pesanti.
Aynı zamanda tüm insanların umudu haline geldi.Allora c'è speranza per tutti!
Akane'nin ESPer güçleri diğer insanların illüzyon görmelerini sağlamasıdır.Akane può usare il potere per far vedere illusioni.
İnsanların pek çoğu ölümden korkmaktadır.“Tutti temono la morte.
İnsanların düzgün yaşaması, özellikle çocuk hakları için bir ölçün teşkil eder.Una delle sue priorità è promuovere un'alimentazione sana, in particolare tra i bambini.
Biz sadece artık insanların ne söylediklerini umursamıyoruz."Non riesco a sopportare le persone che non hanno più niente da dirsi.
İnsanların canı maksimum yüz, mutantların ise altı bindir.La maggior parte degli umani e metaumani iniziano con un valore di sei.
KOAH tanısı konulan insanların genelde uzun süren "nezle" geçmişleri vardır.Coloro che presentano BPCO hanno spesso una storia di "raffreddori comuni" che durano a lungo.
İnsanların neredeyse yarısı hayatının herhangi bir noktasında hemoroidle ilgili sorunlar yaşayabilir.Circa metà delle persone possono andare incontro a problemi con le emorroidi a un certo punto della loro vita.
O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz.Forse sto scoprendo chi sono.
Felemenkçe konuşan insanların %59'u da Fransızcayı ikinci dilleri olarak konuşurlar.Circa il 45% dei libanesi utilizza il francese quale seconda lingua.
Kasabadaki insanların seslerini çalmaları da bu yüzdendir.Di sotto giungono i suoni della città.
Palikir´de çalışan insanların çoğu yakındaki Kolonya kentinde yaşarlar.La maggior parte di coloro che ancora la parlano vivono a Maricopa Colony.
Bu insanların önceki toplulukla hiçbir bağlantısı yoktur.Non ebbe legami di parentela con la famiglia antica imprenditoriale.
Bu insanların hiçbiri herhangi bir işte çalışmaz.Non tutti i servizi dispongono di questa funzione.
Başı sıkışan iyi insanların yardımına koşar.Così prende a cercarla con l'aiuto di persone di buon cuore.
Normal insanların yarısında uyku esnasında bu içe çekmeler olur.La metà delle persone normali hanno queste piccole aspirazioni durante il sonno.
Herkesin birbirini tanıdığı bu kasabada, gayet sıradan gibi görünen insanların bazı olağanüstü güçleri vardır.Ovunque egli vada trova persone di eccezionale talento.
İnsanların ölümü ile gerçekleşen saldırıların %70'i yavrulu dişiler tarafından gerçekleştirilmiştir.Si stima che almeno un quarto dei deceduti fu sbranato dagli squali.
İnsanların zihinlerine girebilir.Sa leggere nel cuore delle persone.
Eskiden insanların yük taşımak için kullandıkları araç.Vettura pensata per il trasporto di persone.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Nasconde le sue vere intenzioni dietro una maschera di fascino e rispettabilità.
Normal insanların tersdir.Elogio dell'uomo comune.
İnceleme komitesi, insanların odalarını ve kilitli dolaplarını araştırmaya ve onları sorgulamaya yetkilidir.La commissione d'inchiesta ha il potere di cercare nelle stanze della bambini e di interrogare le persone.
Bütün insanların yazgısı açıkça görülebilir, Anakha hariç.Potrebbe essere importante notare che tutte le consonanti Sauk sono afone, con l'eccezione delle nasali.
Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar.La polizia cerca di capire chi possa aver tratto beneficio dalla morte di tutte queste persone.
Ayrıca bazı insanların neomisine karşı alerjik reaksiyonlar gösterdikleri bilinmektedir.Non si sono notati neppure particolari problemi da persone con allergie.
Ölüm zamanında o, Amerika'nın en ünlü insanlarındandı.Al momento della morte era la più anziana Miss America ancora in vita.
Pandalar biraz utangaç yaratıklardır, insanların bulunduğu bölgelere pek girmek istemezler.Gli Uomini Forbice sono una razza di esseri inesistenti che attaccano gli esseri esistenti.
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Persone desiderose di sapere chi le vuole veramente bene.