insanların ile cümle

insanların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İnsanların en zengini tutumlu olandır; en fakiri ise cimri olan.Le plus riche des hommes, c'est l'économe; le plus pauvre, c'est l'avare.
Ailemdeki insanların bunu öğrenmesi kesinlikle gereksiz.Ce n'est absolument pas nécessaire que les gens de ma famille l'apprennent.
Gök âleminin de yeraltı âlemi gibi yeryüzü ile benzerlikleri varsa da bu âlemde insanların ruhları bulunmaz.Son Trône (Kursiy) déborde les cieux et la terre, dont la garde ne Lui coûte aucune peine.
Neredeyse tanımı gereği, yoksul insanların çok az parası vardır.Par définition, les pauvres ont très peu d'argent.
Fakat insanların çoğu bilmezler."Un certain nombre d'entre eux ne le sont pas (on ignore combien),.
Sözleri,iyi vakit geçirmeyi ve başka insanların yargılarını endişe etmemeyi anlatır.Les paroles parlent de passer du bon temps sans se soucier du jugement des autres.
VE BUNLAR SONA ERDİKTEN SONRA YEDİ TEPELİ ŞEHİR YOK EDİLECEK, VE KORKUNÇ YARGIÇ İNSANLARINI YARGILAYACAK.Celles-ci terminées, la cité aux sept collines sera détruite, et un Juge redoutable jugera son peuple.
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.Les gens ont besoin d'une raison pour se motiver et établir des objectifs.
İnsanların oldukça tuhaf açıklamalarda bulunması hoşuna gidiyor.Il apprécie quand les gens trouvent des interprétations franchement bizarres.
İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür.Les Ténèbres s’emparent alors de l’Homme, et l’enferment en elles-mêmes.
İnsanların özel işlerine karışmaz.Il n'intervient pas dans la vie des hommes.
Von Luschan'ın skalası insanların cilt rengini sınıflandırmak amacıyla kullanılan bir ölçektir.L'échelle chromatique de Von Luschan est une méthode de classification des différentes carnations humaines.
Biz, insanların biraz daha mutlu olacağını ve iş de bulacaklarını düşünüyoruz."Il y a des gens qui font beaucoup plus que nous et gagnent beaucoup moins ».
O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz.Ils tentent également de comprendre qui sont ces individus.
Biz sadece artık insanların ne söylediklerini umursamıyoruz.D'autres personnes choisissent de ne pas se préoccuper de ce qui est dit d'elles.
Ancak sığ suda yürüyen insanların bacaklarının yanlışlıkla ısırıldığıvakalar vardır.Cependant, des baigneurs en eaux peu profondes peuvent parfois avoir les jambes mordues par erreur.
İnsanların delirmelerine neden olur.La Cause des fous.
İnsanların rüyalarına girebilme, onlara rüyalarında görünebilme yetkisine sahiptir.Elle a le pouvoir d'entrer dans les rêves des gens.
Mona adası, insanların sürekli kaldığı bir ada değildir.Une île inhabitée ou île déserte est une île qui ne compte aucune population humaine permanente.
Samara insanlarının hayatı her zaman Volga nehri ile bağlantılı olmuştur.Кинель) La ville de Samara se trouve à la confluence de la rivière Samara et de la Volga.
İnsanların her tür isteklerini yerine getiren kötücül ruhlara da bu ad verilir.C'est cette paix à laquelle chaque âme aspire.
2. Yasa, Bir robot insanların verdikleri emirlere uymak zorundadır.Celle-ci dit: un robot doit obéir à tout être humain.
Zamanının önemli bilim insanlarından biriydi.Ce fut un des hommes les plus savants de son temps.
İnsanların yaptıkları ile yaptıklarını söyledikleri her zaman aynı değildir.Il toujours le contraire de ce que les autres font.
Bazı hizmetçiler yaşlı insanların bakımını da üstlenebilirler.Les sœurs se dédient aux soins des personnes âgées.
Drakula'ya çevredeki insanların neden bu araziye gelmek istemediklerini sorar.Là, Korra va découvrir pourquoi Lin ne voulait pas venir dans cette cité.
İnsanların M.Ö. 7000 yıllarında burada yaşadığına dair kanıtlar elde edilmiştir.Ces lieux sont fréquentés depuis plus de 7 000 ans.
Bu insanların önceki toplulukla hiçbir bağlantısı yoktur.Celui-ci n'a aucun lien avec la publication précédente.
Eğer sehpaya çıktıysanız insanların sizin defansınıza güvenip size suçsuz oyu verme olasılığı %50'den azdır.Si vous jouez petit de votre main vers le Roi, vous aurez 50% de chance de le faire.
Deneylerin sonuçları, bilim adamlarınca değerlendirildi: İnsanların dayanma sınırı nedir?Le sort de millions de gens se trouve dans la réponse à la question: Dans quel camp se trouve Cold ?
Onları insanların önünde çıkaramam...Je ne pense pas que vous pourriez les monter...
Aralarında İnsanların kısa şakıyan dilleri de olmak üzere pek çok dil öğrenmekten büyük zevk aldılar.Mais il s'est avéré trop difficile pour eux d'apprendre les nombreuses langues et dialectes existants.
Bölgede yaşayan ilk insanların kimler olduğu hakkında bilgiler kesin değildir.Il est très difficile de savoir quand sont arrivés les premiers peuples dans cette région.
Arkeolojik buluntular tarih öncesi insanların burada 50.000 yıl önce yaşadığını göstermekte.Il existe des preuves archéologiques que les humains savent compter depuis au moins 50 000 ans.
“Çünkü insanların başına gelen hayvanların da başına geliyor.Il y a également des blessures causées par les animaux.
Ama genelde İstanbul'da çalışmış ve emekli olmuş insanların geri göçü ile geçim sağlanmaktadır.Ce sont les citoyens à l'âge de la retraite ou prépensionnés qui restent en Sibérie.
Bu da insanlarin Prince'in cinsel tercihinin sorgulamasına neden oldu.L'affaire n'alla pas à son terme en raison de la fuite des préférences sexuelles du prince.
İnsanların yaşadığı yer.L’habitation de l’homme.
Arkeolojik araştırmalar Paleolitik çağın son döneminden beri insanların Japon adalarında yaşadığını gösterir.Les recherches archéologiques démontrent que le Japon était peuplé dès la période du Paléolithique supérieur.
Vahşi insanların burada yaşamış olabileceği tahmin ediliyor.On peut alors supposer que les êtres vivants primitifs ont évolué.
Adetlerle birlikte hissedilen acı, diğer insanların hissettiği acılardan anlamayı sağlar.Si tu sais ce que c'est que d'avoir faim, tu comprends la souffrance des autres.
Süt dişi eksik olarak insanların %30-50'sinin kalıcı dişi eksik oluyor.Leur action est définitivement arrêtée dès que l’humidité du bois descend sous 30-35 %.
Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır?Est-ce le père qui alerte les autorités?
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Il sait discerner la vraie personnalité de chacun.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.Celui-ci l'aide dans les moments difficiles.
Bu gen insanların 17. kromozomunda bulunur.Chez l'homme, ce gène est situé sur le chromosome 17.
O kadar küçüktür ki, insanların ceplerine kolaylıkla girebilir.Max est plutôt petit et peut s'introduire assez facilement dans de petits espaces.
İnsanların pek çoğu ölümden korkmaktadır.De nombreux habitants trouvent la mort.
Kabkab: İnsanların başına bela çıkartan şeytandır.Le maléfice est le mal que l’on cause à une personne en recourant au diable.
Oysa bu yazılar insanların dikkatini çekmez.Mais les gens comme nous, nous ne prêtons pas attention à ces sondages.
Kitapların yakıldığı, insanların fikirleriyle suçlandığı bugünleri.Ses livres, dont les idées annoncent les Lumières, furent brûlés en place publique.
Ana madde: Antik Yunanistan'da tarım Yunan insanlarının yaklaşık %80'i tarım ile uğraşıyordu.Dans la Grèce antique, l'agriculture représentait environ 80 % de l'économie.
İnsanların anlaşarak ortaya çıkardığı bu toplumsal sözleşmeye uymaları kendileri için ödev olarak görülür.Cet amour qui va à l'encontre des conventions sociales leur vaut d'être traqué par tous.
Aslında bunlar hem bizi hem de gelecek zamanların insanlarını bekleyen sorunlar.Ces relations se rapportent aussi aux générations passées comme à celles à venir.
Bütün insanların yazgısı açıkça görülebilir, Anakha hariç.De tous les personnages du manuscrit, seul celui de la petite Marie a pu être vérifié.
Bambu insanların en çok işine yarayan bitkilerden birisidir.Les bambous sont les plantes utiles les plus universellement connues de l'humanité.
Köyde; şipşi ve yaşayan insanların kendilerine özgü yemekleri yapılır.On ne fait que consommer et manger dans l’assiette d’autrui.
Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu.Il a la foi et il a su la faire partager à ses hommes.
Bu iş insanların çelik gibi sinirlerinin olması gerektiriyordu.Avoir des nerfs d'acier.
Turşu ise en temel besinlerden biri olarak insanların yaşantısında yer almaktadır.Le tertiaire y trouve les principaux avantages de la vie religieuse.

İlgili Sayfalar