insanların ile cümle
insanların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanların bilmesi ve bilmemesi gereken şeyler vardır. Neden bunların hepsini anlatıyoruz?As far as things to dig up, why would they want to know about this stuff?!
İnsanların sana oy vermesi için, kim olduğunu bilmeleri gerek.Still, the citizens will have to know who you are in order to vote or not.
Buradayım çünkü o insanların çoğu çocukI'm here because those people are mostly children
İnsanların yaptıkları şeyleri bırakıp yeni yollara gittiklerini görüyoruz.We see people quit what they're doing and go in new directions.
Ve bu tip antikorlarla, artık insanların da bunu yapabileceğini biliyoruz.And with these types of antibodies, we know humans can make them.
Ama burada insanların dünyada Google'ı nasıl kullandığını görebilirsiniz.But here you can see around the world how people are using Google.
Bazı insanların yolculuğu uzun sürmüştür, ve sorgulamaya başlarlar:Some people have been on that ride for a long time, and they begin to question:
- İnsanların bunu yapması konusunda ne düşünüyorsun?(FineBros) What are your thoughts on people doing this?
Insanların sekerden yapmıs oldugu bir agda çesidi.It was a type of wax people used to make from sugar.
Fakat bu insanların sadece bazıları bizim atalarımızdı.Homo sapiens lived throughout Africa, but only some of these people were our ancestors.
Eğer insanların sorunları varsa, onlara çabucak ulaşırız ve onlara yardım edip destek oluruz."If people are in trouble, we get to them quite quickly and we help and support them."
Eğitimi tekrar bu insanların eline emanet etmelisiniz.You have to put it back to the people.
Sonra ben tüm bu hikayeleri oturup yazdım ve insanların önüne koydum.And then I wrote those stories down, and I put them out in front of other people.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.And you should see the pride in the eyes of these people.
Eğlence sektöründen geliyoruz insanların nasıl eğlendirilmek istediklerini biliyoruz.We're from the entertainment business so we know that people like to be entertained.
Alttaki grafik ise süper yaratıcı insanların sayısının fonksiyonu yine aynı şekilde çizilmiş.And the bottom one is you lot -- super-creatives plotted in the same way.
Araba kazalarının genç insanların ölümündeki bir numaralı etken olduğunu biliyor muydunuz?Do you know that driving accidents are the number one cause of death for young people?
Ben daha çok %99.5 in neler yaptığıyla ilgileniyorum. Bunu yapmak istemeyen insanların.I'm more interested in what happens to the 99.5 percent of people who don't want to do that.
İnsanların geliştirdiğiniz verilerle ilgili olarak böyle şeyler yapmalarını nasıl engelliyorsunuz?How do you prevent people from taking that sort of action on the data that you're developing?
Bunun amacı insanların oyunun var olduğunu bilmelerini sağlamak.So people know that it's there.
İnsanların kılık değiştirme gazeteciliği hakkında bazen eleştiri yaptıklarını biliyorum.I know that sometimes people have their own criticisms about undercover journalism.
Sesini duyuramayan bu insanların sesi biz olacağız.We are going to be the voice for these voiceless people.
Ama El Cezire insanların sesini aldı ve yükseltti.But Al Jazeera took the voice from these people and we amplified [it].
Kaybolmuşlar - insanlarından, kitlelerden ayrı düşmüşler.They have lost.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.For 18 days, our cameras were broadcasting, live, the voices of the people in Tahrir Square.
İnsanların kararını kabul edelim.Let us accept the choice of the people.
Bu insanların farklı ihtiyaçları var.These people have different needs.
İnsanların dünyanın kötüye gittiğini düşünmeleri hiç şaşırtıcı değil.It's no wonder that people think that the world is getting worse.
Kendimi görünmez yapmam, insanların neyi düşünmelerine yol açacak?What will making myself invisible here cause people to think?
Çünkü bu nehirler, nehir boyunda yaşayan insanların can damarlarıdır.Because these rivers are the lifeblood of people all along their course.
Diğer insanların yapamadıklarını ve anlamadıklarını yapabilmek.It's being able to do something that other people can't do or can't understand.
Evet, insanların bu doktrini hoş bulması için pek çok politik neden var.Well, there are a number of political reasons why people have found it congenial.
Birkaç slayt önce sunduğum insanların evrensel özellikleri listesinde sanata işaret ediyorum.I note that among the long list of human universals that I presented a few slides ago are art.
İnsanların zihnini okuyamadığımız için neden böyle düşündüklerini bilmiyoruz.And let's say, we can't read anyone's brain, we don't know why they think that.
İnsanların zihnini okuyabildiğimizi varsayalım.But let's say that we do read someone's brain.
İnsanların ailelerini geçindirebilecekleri türden işler.Ones that can support a family.\
Amerikan insanlarının buna inandığını düşünmüyorum.I don\'92t think the American people believe that.
İnsanların kendilerini sınır dışı etmesini önermedi.He didn\'92t call for self-deportation.\
Ben, buradaki harika insanların >> Crowley: çözüme kavuşur..I just want to make sure that --\ CROWLEY: -- figure out what we --\
Avcılık geçmişimiz ve insanların kendilerini koruma isteği çok gerilere dayanıyor.Second Amendment.
Bu yüzden öncelikle, insanların adilce oynamalarını sağlamalıyız.We will have to have people play on a fair basis, that\'92s number one.\
Sanırım bu beyaz insanların diliydi.I think that was the white people's language.
Diğer insanların ne düşündüğü kimi ilgilendirir?Who cares what other people think?
Bu genç insanların büyük çoğunluğu, özgürlük ve batılı bir yaşam istiyorum.The vast majority of these young people want freedom and a western lifestyle.
Şimdi ne zaman o ulus-devlet kimliği saldıran gitmek, İnsanların hoşuna gitmez.Now when you go attacking that nation-state identity, people don't like it.
Ben insanların düşündükleri şeyleri söylemediği toplantılardan hoşlanmıyorum.I'm not really interested in a meeting where people gather saying things they don't really mean.
Bütün insanların önünde söz verdin.You promised in front of all those people.
Bunu yapıyorum çünkü insanların birçok ortak yanlarının olduğunu düşünüyorum.I do this because I think that people actually have a lot in common.
Bu noktalar insanların vasıflarını sergiliyor.The dots exhibit human qualities.
Burada da insanların "kaygan", "iğrenç", "sorumlu" hissettiğini görüyoruz.Here we see people that feel "slipping," "nauseous," "responsible."
Bu veriyi iyice inceleyebilir ve insanların neler gönderdiklerini görebilirsiniz.You can sift through this data and see what people have submitted.
Burası ölen insanların getirildiği yer.This a place where the dead are brought in.
Bu insanların pek iyi yapmadıkları birşey.It's something that people don't do very well.
Burada insanların oynadığı bir oyun var.And here, we have a game that people play.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.And they allow people in that building to really enjoy the sun, the good part of the sun.
Asla insanların yararına değil.It never is to the benefit of people.
İnsanların konuşamadığı, oy veremediği, hiçbir şey yapamadıkları yapılar.Where people cannot speak, cannot vote, cannot do anything.
Yerli insanların yardımıyla ve sadece kürek ve kazmaları kullanarak kendi yolumu yaptım.With the help of the locals and using just shovels and picks, I made my way.
Yine bu insanların inanmadığı bir şey, ama gerçekten doğru olduğunu düşünüyorum.And this is again something that people don't believe, but I really think it's quite true.
Ve konuştuğunuz insanların çoğunluğu başlangıç düzeyinde değildi.And the majority of the people you spoke to were not beginners.