insanların ile cümle
insanların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sol tarafta insanların öldüğünü görüyoruz; insanların hayatları için koşuşturduğunu.On the left we see people dying; we see people running for their lives.
Nasıl geliştiği ve insanların ona nasıl tepki verdiği üzerine.It's going to be about thinking about how it evolves, and how people respond to it.
Bu bize insanların nasıl davrandığı konusunda çok şey söylüyor.So by itself, I think this tells a lot about how people behave.
Insanların yaşamlarını iyileştiren birşey.It's good for improving people's lives.
İnsanların bir sürü kızmak ve kolayca gülmek yok.I get angry with people a lot, and I don't laugh easily.
Bu insanların yarısı yardımı internet üzerinden yaptı.Half of them gave over the Internet.
Bu rakam, bu konuda tedaviye ihtiyaç duyan insanların yüzde 80'ini temsil ediyor.That's 80 percent of the people who need treatment in this area.
İnsanların tamamının yaklaşık yüzde 40'ı -- 400 bin dedim, 40 bin demek istemiştim.About 40 percent of all the people -- I said 400,000. I meant 40,000.
Ve belki başka insanların anılarını da yükleyebilirsiniz.And maybe you can upload other people's memories as well.
Ve bu bence önemli o pozisyondaki insanların fark yaratması.And I think it's important that people in that kind of position do make a difference.
Chicago'daki insanların nasıl olduklarını sormama gerek yok.I don't need to ask what people like in Chicago.
Gördüğünüz gibi, bu grafik İnsanların neden TED konuşmalarını dinlediğini gösteriyor.Now, as you see this is a chart about reasons people watch TED Talks.
Bunun insanların yaptıkları üzerinde etkisinin olup olmadığına bakacağız.We're going to see if this has an effect on what people do.
Bir eğitimci olsaydın, insanların kendini... ...ezik hissetmesi için elinden geleni yapmazdın.Because what if someone like you who has so much to give, became a teacher?
İnsanların yüzünü hatırlamada... ...kötü değilim ama iyi de değilim.I have a short term memory. Not a lot, but a little.
İnsanların yüzünü aklımda tutmada gerçekten iyi değilim.I can't memorize people's faces.
Ve her yerde renkler belirdiğinde insanların duygularında bir değişiklik oldu.And when colors came out everywhere, a mood of change started transforming the spirit of people.
Seviyorum, çünkü mesajımı iletmemi sağlıyor, ama insanların da mesajlarını bana iletmesini sağlıyor.I love it because it lets me get the message out, but it also lets people get their messages to me.
Uzmanlığımın yanında diğer bir sebep de insanların gece görüşü ile ilgili kanıtlar ortaya koymamdı.But also because I have expertise and testify about the nature of human night vision.
Dünyadaki kanunlar da insanların suyu çalmasını istemiyorsa, suyun etrafına elektrikli bir çit örer.How can you create such weapons when we share the same planet? Today America has 300 submarines
Bu sistem, insanların tüketmesine dayanıyor, ev kar sayesinde evriliyor.This is t he greatest country in the world.
Irkçılık kullanılarak diğer insanların ölümü, tutsaklığı ve işkence görmesi meşrulaştırılıyor.The real terrorist was me and the real terrorism is this occupation.
Amerika'da yaşayan insanların büyük çoğunluğunun bu savaştan kazanacağı bir şey yok.The vast majority of people living in the US have nothing to gain from this occupation.
Aptallık, insanların çevrelerini bilmemeleri anlamına gelir.Police: they are the ones that keep our society under control.
Bu durumda nasıl insanların faydası için çalışabilirler ki?There would be no need for police, army or weapons in such a society.
İnsanların canını biraz acıttıktan sonra, onlara sorardım, Bu ne kadar acıdı?And when I finished hurting people a little bit, I would ask them, so, how painful was this?
İnsanların 3'te 1'ine kağıtları verdik ve bunlar bize geri verildi.A third of the people we passed the sheet, they gave it back to us.
Kilit nokta insanların nasıl tepki vereceğiydi.A key thing was how people would interact.
Bizim oraya gidip, insanların yavru kedilerini bulmalarına yardım etmemiz lazım.We just need to get out there and help people find their pussycats.
İnsanların çoğu objeleri elleriyle tutarlar.That's how most humans hold things.
Buradaki bazı insanların düşüncelerini tahmin edebiliyorumI can imagine some people here are actually thinking
Sonra Le Bosquet'ten insanların dört tane portre fotoğrafını çektim.So I took full portraits of people from Le Bosquet.
İnsanların bana sormaları çok hoşuma gidiyor,I love the way that people will ask me,
Ya da "Bu insanların hepsi ölü mü?" diyorlardı.Or they tell you, "Are these people all dead?"
Boston yeni kentsel mekanikler ofisinden çok zeki insanların bir çalışması.This is the work of the very smart people at the Office of New Urban Mechanics in Boston.
İnsanların kendilerine ve diğerlerine yardım etmek için oluşturduğu bir platformdan bahsediyorum.I'm just talking about a platform for people to help themselves and to help others.
Herkes gibi buradaki insanların da sana hayran olduğunu biliyorsun.You know we admire you. Every one admires you.
Bu insanların pek çoğu güvenli bir şekilde dışarı çıkmayı başardı.Most those people managed to get out quite safely.
Bu insanların hepsi hemfikir, tıpkı bizler gibi.These people are all like-minded, like all of us.
İşte bu ince bilgisayar delisi insanların çizdiği çizgi onu ayakta tutuyor.It's this thin geeky line that keeps it going.
İnsanların daima dediği gibi Wu Hua dünyanın en beceriklisi. teşekkürlerNo wonder people always says Wu Hua is the cleverest man in the world. Thanks
Bu cihazlar insanların erişebileceği cihazlar değil" dedi.These devices aren't accessible to people."
Benim yaptığım her şey insanların öğrenebileceği şeyler.[Diana] All this stuff I do people can learn.
İnsanların gerçekten etkileşeceği bir şey yapmalısınız.You have to have something that actually interacts with people.
Bak, bu insanların işi yok... yiyeceği yok, eğitimi yok, geleceği yok.Are we clear? Hoo-ah, sir. All right.
Halen insanların kafası çok karışık çünkü internete koyduğumuz veri veri değilThere is still a huge frustration that people have because we haven't got data on the web as data.
İnsanların üzerine düşeni yapması ufak bir katkı sağlaması ve hepsinin bağlanmasıdır.It's about people doing their bit to produce a little bit, and it all connecting.
Okolloh'un yaptığı, insanların cömertliği olmasaydı imkansızdı.What Okolloh did would not have been possible without human generosity.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.They studied those daycare centers at the time of highest tension, which is pick-up time.
Bunu yapar yapmaz insanların davranışları değişti.And the minute they did that, the behavior in those daycare centers changed.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Both of these design for the assumption that people like to create and we want to share.
Psikolojik çözümlere inanan insanların bir modelleri yoktu.So people who believed in psychological solutions didn't have a model.
Ben insanların yerini alan akıllı makineleri de kastetmiyorum.I don't just mean smart machines that replace humans.
Bu arada insanların neden cuma gününü pazar gününden daha çok sevdiklerinin nedeni de bu.This is, by the way, why people prefer Friday to Sunday.
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?If we could do that, would we want to take people's optimism bias away?
Morina, Batı Avrupa'nın insanlarının çoğunu besledi.Cod fed most of the people of Western Europe.
İnsanların tartışmaları kazanmak için denedikleri tüm hileleri ve yanlış adımları öğrenebilirsiniz.You learn all about the subterfuges that people use to try and win arguments -- the false steps.
İnsanların tartışmalarda oynadıkları bütün rolleri düşünün.Think of all the roles that people play in arguments.
Ve bugün sizle bunu paylaşmak istiyorum -- ölmekte olan insanların en büyük beş pişmanlığı.And that's what I want to share with you today -- the top five regrets of the dying. Number one:
Bu insanların üçte birinin başına geliyor ve benim başıma geldi.It happens to one in three, and it happened to me.