insanları ile cümle

insanları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ve bir de yüz cerrahisi olmayı seçmemiş olan insanlarımız var.But then we have other people who don't choose to have facial surgery.
İnsanların yüzleri hakkında her zaman yargılara varırız.We make judgments on people's faces all the time.
İnsanları ifadeleriyle değerlendirebileceğimizi düşünürüz.We think we can judge people on their expressions.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.You don't want to be gorking people out just to save them, it's really confusing.
İnsanların diz çöküp özür dilemesinden... ...mutlu mu oluyorsun?Are you happy now that the people at fault kneeled down and apologized?
- Bence insanların hoşuna gider.- I think the people will like it.
Bu insanların sorunu ne?What is wrong with these people?
Bunlar bir çeşit inanılmaz mazeretlerdir yaşlanmayla ilgili insanların inandıklarıThese are the sorts of unbelievable excuses that people give for aging.
Bir tezim var bazı insanları düşünmeye sevkedecek güçlü bir fikir. O da budurNow, there is one argument that some people do think really is that strong, and here it is.
Bu da insanları ya o tarafta ya da bu tarafta olmaya itiyordu.So it did take humans to kind of push it one way or another.
İnsanların âşık ettirildiği yer burası mı?Can you make people fall in love here?
O, insanları baştan çıkaran ve kandırandır.One who tempts and deceives the world.
İnsanların iyi olmayı bekledikleri şeyler hakkında iltifatta bulun.Give compliments on What people hope to be good at.
İnsanları bir bakışta tanırım.I have a way with reading people's faces.
İnsanların yüzde 74'ü veriye eriştiler.Some 74 percent of people received the data.
Biz bunu insanların arasında ve çevrelerinde kullanacağız.We are going to use it in and around humans.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.It's got to get into people's houses, into the bedrooms, into the kitchens.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.I realized my job was to awaken possibility in other people.
Git, maymunun sırtına atla, evine git, dinlen, insanların da başına bela açılmasın, olmaz mı?Jump on the monkey's back, go back, chill out, hundreds will be fine. OK?
Kötü kalpli insanların kötü işlere bulaşmasını bekleriz.I mean, we expect villains to be villain-ous.
Yani insanların tamamen "iyi" veya "kötü" oldukları fikri gibi.Like this whole "good" and "bad" thing?
Bu makina gerçekten tuhaf, ve bunun sonuçlarından biri ise insanların acayip olmaları.This machine is really strange, and one of the consequences is that people are weird.
BMW, insanların aklında güvenliğin iki unsuru olduğunu görüyor.BWM realizes safety, in people's minds, has two components.
Pekala,merak etme.Sende insanların %99.5'i gibisin.Well, don't worry--that means that you're like 99.5% of the world.
İnsanların sualtında neler olduğunu görmesini istiyorum, hem korkuncu hem büyüleyici olanı.I want people to see what's happening underwater, both the horror and the magic.
Fakat bilim insanlarının öngöremediği başka şeyler vardı.What they couldn't predict was that other things would happen.
Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.I wanted to give indigenous people a voice.
Kanunlar, insanların icat ettiği, sorunları çözmeden sadece cezalandıran kurallardan ibaretLaws are invented rules that only punish, they do not solve the problems.
Kanunların insanların hayatını iyileştirmek için konduğunu düşünebilirsin.You think men makes laws to make life better for people?
Yani tüm insanların eşit yaratılmış ve birbirlerine bağlı olduğunu.That all humans are created equal and all are connected
Tüm insanların eşit yaratılmış ve birbirlerine bağlı olduğunu.That all humans are created equal and all are connected.
bütün enerjimi veriyorum çünkü insanların görüşünü önemsiyorum.per cent because that's what I care about; I care about the view.
Benzetme, bir odadaki insanların Higgs parçacıkları olması şeklinde.The analogy is that these people in a room are the Higgs particles.
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""How does this decision affect our people seven generations ahead?"
Bilgeliğimizi yitirmiş gibiyiz, yerli insanların bilgeliğini.We seem to have lost wisdom, the wisdom of the indigenous people.
İnsanların bu azmi, insan ruhundaki bu esneklik,This determination of people, the resilience of the human spirit,
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Do you think the less-fortunate are having better sex?"
Gülmek tüm insanların en temel ortak biyolojik özelliklerinden biri.Smiling is one of the most basic, biologically uniform expressions of all humans.
Ve bir kere daha, bu insanların ürettiği bir işlem.And, once again this is just human convention.
İnsanların hayatta kalmaya çalıştıklarını görseydim, sırada ne olduğunu bilmeksizin uğraştıklarını.I saw people struggling to get by, not knowing what was what and what was next.
Yaşam mücadelesi veren insanları görüyorsunuz.You see people struggling to get by.
Bu insanların sizin kaynağınızla ilgili planları var, ve size kalan bu mu?These people have designs for your resource, and this is what you see?
Başka insanları dinleyip, kendinizi aydınlatmakta.Listen to other people, enlighten ourselves.
Bu o zamanların insanlarına inanılmaz gelen bir şey.It's something that was unimaginable to people then.
Bu yanıt çözüm odaklı. İnsanların bulundukları yerde ne yapabileceklerine bakıp buna cevap veriyor.It's very much looking at what people can do where they are, to respond to this.
Genellikle, bilgisayarlar tarafından uygulansa da biz insanların da algoritması vardır.Typically, algorithms are executed by computers, but we humans have algorithms as well.
Örneğin, bir odadaki insanları nasıl sayarsınız?For instance, how would you go about counting the number of people in a room?
Ancak insanları teker teker saymak oldukça verimsiz, değil mi?But counting people one a time is pretty inefficient, too, no?
İnsanları birer birer saymaktansa, ikişer ikişer sayıyoruz.Rather than count people one at a time, we instead count them two at a time.
Özel mülkiyet insanları kendi ihtiyaçlarından uzaklaştırmak için kullanılan bir sistemdir.Private property is a system used to alienate people from their needs
İnsanların fikirleri değiştirebilirdik... ...ama sen bunu mahvettin.But our definition of "perfectly" seems to differ. You're the one who destroyed it all.
Aptal olmana rağmen, insanları nasıl okuyacağını iyi biliyorsun.You're inept but rather insightful.
İnsanların bana yolladığı mektuplar.Letters that they write to me.
Hayır, insanları işe alırım.No, hiring people.
Ve bu arada insanların hala su içmeleri gerektiği gerçeğini göz ardı ediyor.And it ignores the fact that, in the meanwhile, people still need to drink water.
Bu, düşünüyorum ki, Redmond'taki insanların gecenin bir yarısı kalkıp düşündükleri şey.That is, I imagine, what people in Redmond wake up in the middle of the night thinking about.
Hala insanların ölçümüne göre saatte 300 mil koşuyor.It's still running at the human equivalent of 300 miles per hour.
Bugün bile o anı insanların aklında.But even today, that memory is still in people's minds.
Çoğu kaçak avcı, babam gibi, kendi toplumumuzun insanlarıydı.Most poachers, like my father, were people from our own community.
Bizim insanlarımızlardı.These were our own people.

İlgili Sayfalar