insanları ile cümle

insanları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bazen benzer insanların bir araya gelmesi, farklı ayrımcılıkların sonucunda ortaya çıkar.Some of homophily is caused by our preferences but not all of it.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.This means that humpback song is a form of animal culture, just like music for humans would be.
Bu insanların birbirlerine özendıkları ve saygı duydukları canlı ve enerjik bir toplum yaratır.It creates a vibrant, energetic community where people admire and respect each other.
Odaklanamıyor ama etrafta dolanıp insanları canlandırmayı çok seviyor" demedi.He can't focus, but he loves walking around and getting people energized."
Caddy olarak çalıştım, golf sahasına gidip insanların golf takımlarını taşırdım.I would caddy, I would go to the golf course and caddy for people.
Ben de bir sandalyede oturur ve caddy'si olmayan insanları tepeye taşırdım.So I would sit there with a lawn chair and just carry up all the people who didn't have caddies.
Bunu insanların önündeyken yapamazsınız.You can't do it on stage.
Bu, Amerika'da epey haber oldu, bazı insanları da çok kızdırdı.It made a lot of news in America, and it angered some people also.
Gördüğümüz gibi insanların hayatını daha iyiye götürmek için çok çabaladık.So you can see that we added everything to our endeavor to make life better for the people.
Aynı listeyi uygulayalım: insanların çevreye etkisi.Going through the same checklist: human environmental impacts?
Sıradan insanların kahraman olabildiklerini öğrendim.I learned about ordinary people who could be heroes.
Görevim sesi olmayan insanların sesi olmak.My role is to bring a voice to people who are voiceless.
İnsanların bu kapkeki satın almak için daha ne kadar ödeyeceklerini merak ediyorum hakikaten.I want to see how much people are willing to pay.
Ve bu insanların tümü gönüllü.And these are all volunteers.
Bunu kavradığınız zaman insanları partilerde oldukça etkileyebilirisniz.Once you figure this out, you can really impress people at parties.
Çünkü insanların onunla başa çıkmak.... ... ve üstesinden gelmek için araçları yok.Because people don't have tools to cope with it, to get over it.
Diğer insanları seyrederek ve kopya ya da taklit ederek onların yaptığını öğrenebiliriz.We can learn by watching other people and copying or imitating what they can do.
Oynamak, insanların uğraşları içinde belirsizliğin sevildiği sayılı uğraşlardan biridir.Play is one of the only human endeavors where uncertainty is actually celebrated.
Yani çocuklar uzman bilim insanları gibi önemli sorular soruyorlardı.So they were asking questions that were significant to expert scientists.
Bu Amy ve arkadaşlarını dünyada yayımlanmış en genç bilim insanları yapıyor.So this makes Amy and her friends the youngest published scientists in the world.
Birisi, insanların tahliye edilmeyeceklerine dair bir garantiye ihtiyaçları olduğu.One is people need a guarantee they won't be evicted.
CNBC (si en bi si)'de bunun hakkında konuşan insanları duymuş olabilirsiniz.You might have heard people on CNBC talk about it.
İdamı istenilen insanları temsil ediyorum.I represent people on death row.
"Asla olamaz, bizim tarihimizle insanların sistematik bir şekilde ölümüne asla izin veremeyiz."There's no way, with our history, we could ever engage in the systematic killing of human beings.
linç edilmiş insanların kemikleri gömülü. Ama yine de bu bağlantısızlık var.And yet, there is this disconnect.
Hapishanelerdeki insanların sayısını azaltmaya çalışıyoruz.We're trying to reduce the prison population.
Chandler insanları ve Hammett insanları, ben kesinlikle bir Chandler insanıyım.Chandler people and Hammett people, I am absolutely a Chandler person.
Bu da ayrıca insanları sinirlendirdi.So that also made people angry.
Sonuçta insanları sakinleştirmek için buraya askeri birlikler gönderildi.So the actual troops were sent in to kind of calm everyone down.
İnsanların şu anda daha sinirli olduğunu düşünebilirsiniz.But you could imagine, now people are even angrier.
Düşünebileceğiniz gibi bu aç ve bastırılmış insanları daha da kızdırıyor.But you can imagine, this is going to anger already hungry and already suppressed people even more.
Ki bu insanların çok da hafife alacağı bir mesele değil.So this wasn't anything that people could take very lightly.
Bu insanları daha da korkutuyor.That scares people even more.
"İnsanların bu tür şeyleri bulabileceğini mi sanıyordun?"You think humans can built this stuff?
Bu görüntülerle insanların aklını çelerek sindiren bir faktör.So an intimidating factor of beguiling people with these images.
Anlaşılabilir biçimde, diğer insanların ne tepki vereceğiyle ilgili kaygılıyız.We're so concerned about the reaction of the other person, and understandably.
Şimdi, insanların durumunda, diploid kromozom sayısı 46, bu yüzden N 23'e eşittir.Now, in the case of humans, the diploid number is 46, so N is equal to 23.
Fakat bilim insanları olarak çelişkiliyiz.But we scientists are inconsistent.
İnsanların tek başına yaşayamayacakları gerçektende doğru.Its really true that a person can't live all by themselves
Dünya üzerindeki insanların üçte biri çocuk.A third of the people on this planet are kids.
Ama ne yazık ki, gezegendeki insanların çoğu bizimle aynı şehirlerde yaşamıyor.But unfortunately, most of the people on the planet don't live in the cites we live in.
Herkes, artan bir şekilde, tüm dünyada, güce sahip insanların neler yaptıklarını bilmek istiyor.Everybody, increasingly, around the world, wants to know about what people in power are doing.
Bu Afganistan'daki savunmasız insanların açığa çıkmasıyla sonlandı.That did end up with vulnerable people in Afghanistan being exposed.
Tüm bu gezegen iktidarda olmak isteyen insanların etkisi altında.All across this planet are people of influence who enjoy being in power.
Hatta insanların çalışma Hazine hala ders kitabı göre çalışır inanıyorum.Even people working in the Treasury still believe it works according to the textbook.
Elbette fakir insanların da en azından elektriğe kavuşacağını umud ediyoruz.And we hope that the poor people will get into the electric light.
Hayır, uzak sahilleri keşfetme vizyonlarını sunarak insanların ruhlarını ateşe vermelisin."No, you need to set people's souls ablaze with visions of exploring distant shores."
Bunların hepsi, insanların yapmamaları gerektiğini bildiği davranışlar.They know what they're supposed to be doing, but they're not doing it.
Ona "insanları korkutmaya çalışıyorlar." diye açıkladım.And I had to explain, "They're trying to scare people." And I don't know if it works.
Size insanların bu bilgiyi anlama kapasiteleri olduğunu göstermeye çalışıyorum.So I want to wind up by just showing that people have the capacity to understand this information.
Bu, sıradan insanların anlayamayacakları bir konu değil.This is not beyond the grasp of ordinary people.
Bu odadaki insanları bunun hakkında eğitmemize gerek yok.You do not need to have the education level of people in this room.
"insanları teşvik edebilme yetisi" derim.I would say that it aligns everyone's incentives.
İnsanları daha iyiye özendirme özelliği.Good incentives.
Aslında insanların buna karşı ne kadar kavrayıcı olacaklarını bilmiyorum.I don't know how receptive people are going to be to it, though.
İnsanların koltuk altlarına sürdükleri bir şeyi teknoloji ile tanımlamak istemezsiniz.Technology's not the way you want to describe something somebody's putting in their armpit.
İnsanların kanını kaynatan bir kişi misiniz?Are you something that gets the blood flowing?
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.I feel like that what has to happen moving forward is we need to encourage people to take risks.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.We need to encourage people to not be afraid of opportunities that may scare them.
Ilk olarak, neyin insanlarin materyalist degerlere oncelik vermesine neden oldugunu anlamaliyiz.For instance, studies show that people focus more on material things when they feel insecure.
İlgili Sayfalar