insanları ile cümle
insanları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanların dünyanın kötüye gittiğini düşünmeleri hiç şaşırtıcı değil.It's no wonder that people think that the world is getting worse.
Kendimi görünmez yapmam, insanların neyi düşünmelerine yol açacak?What will making myself invisible here cause people to think?
Uçakta insanları susturmanın en iyi yolu.It's the best way to shut people down on an airplane.
Çünkü bu nehirler, nehir boyunda yaşayan insanların can damarlarıdır.Because these rivers are the lifeblood of people all along their course.
Toplu timsah ölümleri sırasında insanları harekete geçirebildik.During the die-off of the gharial we did galvanize a lot of action.
Diğer insanların yapamadıklarını ve anlamadıklarını yapabilmek.It's being able to do something that other people can't do or can't understand.
Ve insanları buna özendirmeye çabaladılar.They made it aspirational.
İnsanları katılıma davet ediyor. Şehirler tarihte insanları her çeşit katılıma davet ettiler.It's inviting participation, and cities have, historically, invited all sorts of participation.
Evet, bu insanları rastgele eşleştirdiğimizde ortaya çıkan durum.Well, this is what happens when you pair people up at random.
Evet, insanların bu doktrini hoş bulması için pek çok politik neden var.Well, there are a number of political reasons why people have found it congenial.
Birkaç slayt önce sunduğum insanların evrensel özellikleri listesinde sanata işaret ediyorum.I note that among the long list of human universals that I presented a few slides ago are art.
Çünkü reçel kavanozları değiliz, biz olağanüstü, değişik, harikulade insanlarız.Losing of labels, because we are not jam jars. We are extraordinary, different, wonderful people.
İnsanların zihnini okuyamadığımız için neden böyle düşündüklerini bilmiyoruz.And let's say, we can't read anyone's brain, we don't know why they think that.
İnsanların zihnini okuyabildiğimizi varsayalım.But let's say that we do read someone's brain.
İnsanların ailelerini geçindirebilecekleri türden işler.Ones that can support a family.\
İnsanları iş gücüne dahil etmek için gerekli olan ilerlemeyi göstermedik.We have not made the progress we need to make to put people back to work. That\'92s why
Amerikan insanlarının buna inandığını düşünmüyorum.I don\'92t think the American people believe that.
İnsanların kendilerini sınır dışı etmesini önermedi.He didn\'92t call for self-deportation.\
Bu insanları görüyor musunuz? Sizi bekliyorlar.They\'92ve been waiting for you.
Bu insanları ve ailelerini yakından tanıyorum.I know these folks and I know their families.
Ben de sevdikleri insanları kaybeden aileler için derinden sempati hissediyorum.I -- I\'92m -- I feel very deeply sympathetic for the families of those who lost loved ones.
Ben, buradaki harika insanların >> Crowley: çözüme kavuşur..I just want to make sure that --\ CROWLEY: -- figure out what we --\
Avcılık geçmişimiz ve insanların kendilerini koruma isteği çok gerilere dayanıyor.Second Amendment.
Bu yüzden öncelikle, insanların adilce oynamalarını sağlamalıyız.We will have to have people play on a fair basis, that\'92s number one.\
Sanırım bu beyaz insanların diliydi.I think that was the white people's language.
Diğer insanların ne düşündüğü kimi ilgilendirir?Who cares what other people think?
Joseon insanları bunun gibi şaşırtıcı bir şeyi ne zaman gördü?Where would Joseon people see something as amazing as this?!
Bu genç insanların büyük çoğunluğu, özgürlük ve batılı bir yaşam istiyorum.The vast majority of these young people want freedom and a western lifestyle.
Şimdi ne zaman o ulus-devlet kimliği saldıran gitmek, İnsanların hoşuna gitmez.Now when you go attacking that nation-state identity, people don't like it.
Dünyanın son büyük göçebe insanlarıyla gerçekten omuz omuzasınız.You're really rubbing shoulders with the world's last great nomadic people.
Ben insanların düşündükleri şeyleri söylemediği toplantılardan hoşlanmıyorum.I'm not really interested in a meeting where people gather saying things they don't really mean.
Bütün insanların önünde söz verdin.You promised in front of all those people.
Bunu yapıyorum çünkü insanların birçok ortak yanlarının olduğunu düşünüyorum.I do this because I think that people actually have a lot in common.
Bu noktalar insanların vasıflarını sergiliyor.The dots exhibit human qualities.
Burada da insanların "kaygan", "iğrenç", "sorumlu" hissettiğini görüyoruz.Here we see people that feel "slipping," "nauseous," "responsible."
Yani bundan kastım program insanları kendi hayatını yaşarmışcasına pasif bir şekilde gözlemliyor.What I mean by that is that it passively observes people as they live their lives.
Başka bir teknik ise insanları direk sorgulama.Another technique is directly questioning people.
Bu veriyi iyice inceleyebilir ve insanların neler gönderdiklerini görebilirsiniz.You can sift through this data and see what people have submitted.
Burası ölen insanların getirildiği yer.This a place where the dead are brought in.
Bu insanların pek iyi yapmadıkları birşey.It's something that people don't do very well.
Burada insanların oynadığı bir oyun var.And here, we have a game that people play.
Ve bu insanları en iyi makaleleri bulmak için gerçekten motive ediyor.And that really motivated people to find the best stories.
Ve bu binadaki insanların güneşten gerçekten keyif almalarını sağlayabilirler güneşin iyi tarafını.And they allow people in that building to really enjoy the sun, the good part of the sun.
Asla insanların yararına değil.It never is to the benefit of people.
Ama esas sorun kötü insanları Kongre'ye seçmemiz değil.But the problem isn't primarily that we're electing bad people to Congress.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.But for every disaster we had, the marathon found ways to bring people together.
Ayrıca insanları etkileyebilecek iyi bir numara.And it can be a nice trick to impress people with.
İnsanların konuşamadığı, oy veremediği, hiçbir şey yapamadıkları yapılar.Where people cannot speak, cannot vote, cannot do anything.
Yerli insanların yardımıyla ve sadece kürek ve kazmaları kullanarak kendi yolumu yaptım.With the help of the locals and using just shovels and picks, I made my way.
İşte bu yüzden insanlarımızın aşağı yukarı çoğu şu an Tayvan'da yaşıyor.That's why a lot of our people are more or less living in Taiwan right now.
Yine bu insanların inanmadığı bir şey, ama gerçekten doğru olduğunu düşünüyorum.And this is again something that people don't believe, but I really think it's quite true.
Ve konuştuğunuz insanların çoğunluğu başlangıç düzeyinde değildi.And the majority of the people you spoke to were not beginners.
Sanatçılar ve yenilikçiler, şu sahnede gördüğünüz insanların çoğu.Artists and innovators -- many of the people you've seen on this stage.
Bu insanların büyük bir bölümü Birleşik Devletler'dedir.A large fraction of those people are in the United States.
İstatistikte insanların uğraştığı en standart problemlerden biri satın alma kararlarıdır.One of the standard problems that people study in statistics has to do with purchasing decisions.
İnsanların eğitimi ile ilgilenmemiz şart.We have to look at the education of humans.
İnsanların gördüklerini nasıl reddettiklerini ve grup baskısını kabul ettiklerini açıklar.It reveals how people will deny what they see and submit to group pressure.
Bununla birlikte müzikle insanların anılarının ve kişiliklerini yansıttığını da bilirsiniz.And with that you can bring back parts of people's memories and personalities.
Dolayısıyla, biz insanları seyahate zorlamıyoruz.And I totally support that, so we're not forcing people to travel.
İnsanların bu filmden dolayı hareketlendiğini görmek inanılmazdı.It was amazing to see how people were moved by this film.
İlgili Sayfalar