insanları ile cümle

insanları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yeni bir değerler kümesi mevcut insanların değer verdiği yeni şeylerin kümesi.There's a new set of values, a new set of things people value.
"İnsanları nasıl tekrar ağaçlarla ilişkiye geçirebilirim?"How can I reconnect people with trees?"
Son iki yıldır insanları bir camın arkasından görüyordum.For two years I'd been seeing people through the glass.
Resmen, kirliliği çöl insanları için berekete dönüştürüyorlar!They were literally turning pollution into abundance for a desert people.
Hiç fark ettiniz mi, Amerika'da insanların en çok saygı gördüğü yaş yaklaşık olarak 24.You ever notice here in America, social equity seems to peak at about age 24?
100 yılı geçen insanların sayısı, Amerikadakilerin beş katı.Five times as many centenarians as we have in America.
Tarihteki hiçbir diyet insanların yüzde 2'sinden daha fazlasında işe yaramamıştır.No diet in the history of the world has ever worked for more than two percent of the population.
İnsanları kovboy olmaları için eğittik, işe aldık ve ödüllendirdik.We have trained, hired and rewarded people to be cowboys.
Taliban sizin bölgenizdeki insanları katılmaya nasıl ikna ediyor?How do the Taliban in your area get people to join them?
O, insanları sevmez.He doesn't love people.
O da, "İnsanları besleyin" derdi.He said: 'Feed people'
İnsanları beslemek mi?Feed people?
İnsanları beslemek, kundaliniyi mi uyandıracak?How does feeding people raise kundalini?
Sonra Dada'ya dedi ki: " Dada, tüm o aç insanların ağzından yiyorum."'Dada, I am eating through all those mouths.'
Tamam, bizler ince düşünen istekli naif insanlarız.Okay, we're naive, we're bright-eyed and bushy-tailed.
Ancak insanların 'sözlük' deyince düşündükleri daha çok şöyle bir şeydir.But what people really often think about the dictionary is, they think more like this.
İnsanların ihtiyacı olan şey o değildi.It wasn't really what people needed.
İnsanların bilmesi ve bilmemesi gereken şeyler vardır. Neden bunların hepsini anlatıyoruz?As far as things to dig up, why would they want to know about this stuff?!
İnsanların sana oy vermesi için, kim olduğunu bilmeleri gerek.Still, the citizens will have to know who you are in order to vote or not.
La Realidad insanları, alanlarını ormanlardan yaratıyorlar.The people of La Realidad have carved their fields out of the jungle.
Sıklıkla da insanları şaka yaparak kovardı.And he'd quite often fire people with a joke.
Bence insanları en çılgın halleriyle değerlendirmemelisiniz.Because you shouldn't define people by their maddest edges.
Buradayım çünkü o insanların çoğu çocukI'm here because those people are mostly children
İnsanların yaptıkları şeyleri bırakıp yeni yollara gittiklerini görüyoruz.We see people quit what they're doing and go in new directions.
Ve bu tip antikorlarla, artık insanların da bunu yapabileceğini biliyoruz.And with these types of antibodies, we know humans can make them.
Ama burada insanların dünyada Google'ı nasıl kullandığını görebilirsiniz.But here you can see around the world how people are using Google.
Sokakta insanları çekip "Bunu duydun mu?" diye sormak istiyorumThat makes me want to grab people on the street and say: "Have you heard this!?"
Bazı insanların yolculuğu uzun sürmüştür, ve sorgulamaya başlarlar:Some people have been on that ride for a long time, and they begin to question:
- İnsanların bunu yapması konusunda ne düşünüyorsun?(FineBros) What are your thoughts on people doing this?
- Numara yapın ve insanlarıa sizin tehlikeli işler yaptığını düşündürün!Fake it and make people think you're putting yourself in danger.
Insanların sekerden yapmıs oldugu bir agda çesidi.It was a type of wax people used to make from sugar.
Bunları asla sınıflandıramayız. İnsanları olması gerektiği gibi asla sınıflandıramayız.We will never get to grade them, never get to grade people as they should.
Diğer bir deyişle, insanları yargılamaya geldiğinde kendiniz frenleyin.In other words, hold your horses when you're coming to judge people.
Fakat bu insanların sadece bazıları bizim atalarımızdı.Homo sapiens lived throughout Africa, but only some of these people were our ancestors.
Eğer insanların sorunları varsa, onlara çabucak ulaşırız ve onlara yardım edip destek oluruz."If people are in trouble, we get to them quite quickly and we help and support them."
Eğitimi tekrar bu insanların eline emanet etmelisiniz.You have to put it back to the people.
İlk oyun değiştiricimiz sağlıklı insanları koruma.Our first game-changer is prevention on healthy people.
Evet, sağlıklı insanları, sizin benim gibi sağlıklı insanları araştırdık.Yes, we study healthy people, healthy people like you and like me.
Sonra ben tüm bu hikayeleri oturup yazdım ve insanların önüne koydum.And then I wrote those stories down, and I put them out in front of other people.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.And you should see the pride in the eyes of these people.
Insanları şaşırtacak pek çok minik sürpriz hazırlıyoruz.We do lots of nice little things which surprise people.
Eğlence sektöründen geliyoruz insanların nasıl eğlendirilmek istediklerini biliyoruz.We're from the entertainment business so we know that people like to be entertained.
Alttaki grafik ise süper yaratıcı insanların sayısının fonksiyonu yine aynı şekilde çizilmiş.And the bottom one is you lot -- super-creatives plotted in the same way.
"Gerçekten burada giysilerini değiştiren insanları görebilecek miyim?""Am I going to actually get to see the people changing clothes here?"
Araba kazalarının genç insanların ölümündeki bir numaralı etken olduğunu biliyor muydunuz?Do you know that driving accidents are the number one cause of death for young people?
Ben daha çok %99.5 in neler yaptığıyla ilgileniyorum. Bunu yapmak istemeyen insanların.I'm more interested in what happens to the 99.5 percent of people who don't want to do that.
İnsanların geliştirdiğiniz verilerle ilgili olarak böyle şeyler yapmalarını nasıl engelliyorsunuz?How do you prevent people from taking that sort of action on the data that you're developing?
Bunun amacı insanların oyunun var olduğunu bilmelerini sağlamak.So people know that it's there.
İnsanların kılık değiştirme gazeteciliği hakkında bazen eleştiri yaptıklarını biliyorum.I know that sometimes people have their own criticisms about undercover journalism.
İnsanları inandırmanın tek yolu onlara açık deliller göstermektir.The only way that you can let the person believe is when you show hard core evidence.
Hepimiz-- insanları örnek vereyim çünkü biz insanız. biz insanız.So we all have-- let me stick to humans because that's what we are.
Sokaklara inmeye ve seslerini duyurmaya niyetlenmiş insanları öldürmeye çalıştılar.People who were inspired to go down to the streets and to raise their voices, they tried to kill.
İstihbarat ajansları insanları tutuklamak istediler.The intelligence agencies wanted to arrest people.
Sesini duyuramayan bu insanların sesi biz olacağız.We are going to be the voice for these voiceless people.
Ama El Cezire insanların sesini aldı ve yükseltti.But Al Jazeera took the voice from these people and we amplified [it].
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Because this corrupt elite in that region has lost even the power of deception.
Kaybolmuşlar - insanlarından, kitlelerden ayrı düşmüşler.They have lost.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.For 18 days, our cameras were broadcasting, live, the voices of the people in Tahrir Square.
İnsanların kararını kabul edelim.Let us accept the choice of the people.
Bu insanların farklı ihtiyaçları var.These people have different needs.
İlgili Sayfalar