Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreUnd es gibt zwei Betrachtungsweisen wie nach Meinung der meisten Älterwerden verzögert werden kann.
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreVà có hai phương pháp được biết, theo như nhiều người nói, về trì hoãn sự lão hóa.
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreСпоред повечето хора има две насоки с оглед на отлагането на стареенето.
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreבעצם קיימות שתי גישות, על פי רוב האנשים, בנוגע לדחיית הזקנה.
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreوهناك مدرستين للتعامل معها حتّى الآن... لتأخير الهرم...
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göre老化を遅らせるための戦いです それらを「老年学」的アプローチと「老年医学」的アプローチと呼んでいますが
Gidip bir insana barışla ne kastettiğini sormadan barış kelimesinin bir anlamı yok.Думата "свобода" няма определение, освен ако не попитате събеседника си какво означава за него.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Al maestro del coro. Di Davide servo del Signore
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.A transgressão fala ao ímpio no íntimo do seu coração; não há temor de Deus perante os seus olhos.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Az éneklõmesternek; az Úr szolgájáé, Dávidé.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.För sångmästaren; av HERRENS tjänare David.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.악인의 죄얼이 내 마음에 이르기를 그 목전에는 하나님을 두려워함이 없다 하니
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Náčelníkovi speváckeho sboru. Žalm služobníka Hospodinovho Dávida.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Přednímu z kantorů, služebníka Hospodinova Davida.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.(Przedniejszemu śpiewakowi pieśó Dawida, sługi Pańskiego.)
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Sự vi phạm của kẻ ác nói trong lòng tôi rằng: Chẳng có sự kính sợ Ðức Chúa Trời ở trước mắt nó.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Sự vi_phạm của kẻ ác nói trong lòng tôi rằng : Chẳng có sự kính sợ Ðức_Chúa_Trời ở trước_mắt nó .
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Til sangmesteren; av Herrens tjener, av David.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Untuk pemimpin kor. Dari Daud, hamba TUHAN
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Van David, de dienaar van de HERE, voor de koordirigent.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.Veisuunjohtajalle; Herran palvelijan Daavidin virsi.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.למנצח לעבד יהוה לדוד נאם פשע לרשע בקרב לבי אין פחד אלהים לנגד עיניו׃
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.لامام المغنين. لعبد الرب داود. نأمة معصية الشرير في داخل قلبي ان ليس خوف الله امام عينيه.
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.〔 耶 和 華 的 僕 人 大 衛 的 詩 、 交 與 伶 長 。 〕 惡 人 的 罪 過 、 在 他 心 裡 說 、 我 眼 中 不 怕 神
Günah fısıldar kötü insana, Yüreğinin dibinden: Tanrı korkusu yoktur onda.〔 耶和華 的 僕人 大衛 的 詩 、 交與 伶長 。 〕 惡人 的 罪過 、 在 他 心裡說 、 我眼 中 不 怕 神
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Có một tai nạn khác mà ta đã thấy dưới mặt trời, thường làm nặng nề cho loài người.
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Có một tai_nạn khác mà ta đã thấy dưới mặt_trời , thường làm nặng_nề cho loài_người .
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Der er et Onde, jeg så under Solen, og som tynger Menneskene hårdt:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Det er en ulykke som jeg har sett under solen, og som hviler tungt på mennesket:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Er is nog een groot kwaad dat ik op vele plaatsen heb gezien.
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Es ist ein Unglück, das ich sah unter der Sonne, und ist gemein bei den Menschen:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Este un rău, pe care l-am văzut supt soare, şi care se întîlneşte des între oameni.
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Ett elände som jag har sett under solen, och som kommer tungt över människorna är det,
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Há um mal que tenho visto debaixo do sol, e que pesa muito sobre o homem:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Hay un mal que he visto debajo del sol y que es muy gravoso sobre el hombre
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Il est un mal que j`ai vu sous le soleil, et qui est fréquent parmi les hommes.
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Je ešte aj iné zlo, ktoré som videl pod slnkom, a často prichodí na ľudí:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Jest bídná věc, kterouž jsem viděl pod sluncem, a lidem obyčejná:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Jest złe, którem widział pod słońcem, a jest ludziom zwyczajne.
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Je zlo, ki sem ga videl pod solncem, in težko tlači ljudi:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:내가 해 아래서 한가지 폐단 있는 것을 보았나니 이는 사람에게 중한 것이라
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Kulihat lagi ketidakadilan yang sangat menekan manusia di dunia ini
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:n egy gonosz, a melyet láttam a nap alatt, és nagy [baj] az az emberen;
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:On onnettomuus tämäkin, jonka olen nähnyt auringon alla ja joka raskaasti painaa ihmistä:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Un altro male ho visto sotto il sole, che pesa molto sopra gli uomini
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Υπαρχει κακον, το οποιον ειδον υπο τον ηλιον, και τουτο συχνον μεταξυ των ανθρωπων
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Есть зло, которое видел я под солнцем, и оно часто бывает между людьми:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:Има зло, което видях под слънцето, И е тежко върху човеците:
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:יש רעה אשר ראיתי תחת השמש ורבה היא על האדם׃
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:يوجد شر قد رأيته تحت الشمس وهو كثير بين الناس.
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:我 見 日 光 之 下 有 一 宗 禍 患 、 重 壓 在 人 身 上
Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm:我 見 日光 之下 有 一 宗 禍患 、 重壓 在 人身 上
Güvenli ipotek ise çok sayıda insana verdiğiniz borçtur. -あなたは、それを全て一緒にして、 統計的にそれに特性を与えることができる。 あなたがいずれかの一人に貸す場合、 それをトレードすることは困難ですが、
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Cum înveseleşte untdelemnul şi tămîia inima, aşa de dulci sînt sfaturile pline de dragoste ale unui prieten. -
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Das Herz erfreut sich an Salbe und Räuchwerk; aber ein Freund ist lieblich um Rats willen der Seele.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Dầu và thuốc thơm làm khoan khoái linh hồn; Lời khuyên do lòng bạn hữu ra cũng êm dịu dường ấy.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Dầu và thuốc thơm làm khoan_khoái linh_hồn ; Lời khuyên do lòng bạn_hữu ra cũng êm_dịu dường ấy .
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.El aceite y el perfume alegran el corazón; y la dulzura de un amigo, más que el consejo del alma
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Geurige olie maakt het hart blij, net zoals de goede raad die de ene vriend de andere geeft.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Il profumo e l'incenso allietano il cuore, la dolcezza di un amico rassicura l'anima