Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Dar problema este, cum de este asta o noutate pentru cei mai mulți oameni?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Het punt is: waarom is dit nieuws voor de meeste mensen?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Jak je ale možné, že o tom spousta lidí neví?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?그런데 문제는, 왜 대부분의 사람에겐 이게 놀라운 것일까요?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Mais la question est, comment se fait-il que ce soit ignoré par la plupart des gens ?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Ma la domanda è: come fa a essere una cosa nuova per la maggior parte delle persone?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Mas o problema é, como é que isso é novidade para a maioria das pessoas?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Men frågan är hur det kommer sig att de flesta inte gör det?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Men hvordan kan dette være nyt for de fleste?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Mutta miksi monikaan ei tunne sitä?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Namun, mengapa hal ini menjadi berita baru bagi kebanyakan orang?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Nhưng vì sao phần lớn mọi người không biết điều đó?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Pero el caso es: ¿por qué nadie sabe esto?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Problem polega na tym jak zakomunikować to szerszej publice?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Viszont, hogy-hogy a legtöbb embernek ez új?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Το θέμα είναι όμως γιατί άραγε φαίνεται πρωτάκουστος στους περισσότερους;
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Але справа в тому, як же так виходить, що це стає новиною для більшості людей?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Но как же получается, что это становится новостью для большинства людей?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?Но работата е, как така това е новина за повечето хора?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?אבל למה זה נשמע כל כך זר לרוב האוכלוסיה?
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?ولكن، كيف هذا الشيء خبراً لمعظم الناس؟
Fakat asıl mesele şu: nasıl oluyor da bu pekçok insana yeni geliyor?コーランを読み初めて 途中で放棄してしまった
Fakat bir insana, işlevsel olarak, o an ne kadar ihtiyacım varsa o kadar yakın ve uzağım.나는 그 사람과 친밀하기도 하고 거리가 있기도 할 텐데 그 정도는 전적으로 내가 지금 무엇을 해야 하는 지에 따라 결정됩니다.
Fakat bir insana, işlevsel olarak, o an ne kadar ihtiyacım varsa o kadar yakın ve uzağım.Nähe und Ferne zu einer bestimmten anderen Person bestimmen kann.
Fakat bir insana, işlevsel olarak, o an ne kadar ihtiyacım varsa o kadar yakın ve uzağım.βρίσκομαι και κοντά και μακριά από αυτό το άτομο όλα σε σχέση με το τι επιθυμώ να κάνω αυτή τη στιγμή.
Fakat bir insana, işlevsel olarak, o an ne kadar ihtiyacım varsa o kadar yakın ve uzağım.אני גם קרובה וגם מרוחקת מהאדם הזה, הכל כפונקציה של מה שאני צריכה לעשות עכשיו.
Fakat bir insana, işlevsel olarak, o an ne kadar ihtiyacım varsa o kadar yakın ve uzağım.أكون قريبا وبعيدا من ذلك الشخص, الأمر كله عائد إلى ما أحتاجه في هذه اللحظة.
Fakat bir insana, işlevsel olarak, o an ne kadar ihtiyacım varsa o kadar yakın ve uzağım.私が今 その人と近いか遠いかということが決まるのです 人とは「近いか 遠いか」ではないのです
Fakat çok fazla insana borç verirseniz, işini yapabileceğiniz bir şey haline gelir. -لكن إذا أقرضت لمجموعة من الأشخاص، تبدأ حينها إمكانية تبادلها مع أشخاص آخرين
Fakat çok fazla insana borç verirseniz, işini yapabileceğiniz bir şey haline gelir. -それは何かになる事を開始しあなたは他の人と交換できる、 彼らはそれを理解することができるからです。
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Aber durch das Internet ist sie in einer Position, wo sie vielen Leuten sagen kann, was sie lesen sollen.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Ale internet stawia ją w pozycji, w której może powiedzieć wielu ludziom, co czytać.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Dar datorită Internetului se află într-o postură în care poate să spună multor oameni ce să citească.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.De az internetnek köszönhetően abban a helyzetben van, hogy sok embernek mondhatja meg, mit olvassanak.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Door internet verkeert ze in de positie dat ze heel veel mensen kan vertellen wat ze zouden moeten lezen.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.하지만 인터넷을 통하면, 아미라는 많은 이들에게 읽을 책을 조언 할 수 있는 위치에 있어요.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Ma grazie a internet, lei si trova nella posizione di poter dire a parecchia gente cosa leggere.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Mas com a Internet ela está em posição de poder dizer a muitas pessoas o que ler.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Nhưng vì mạng lưới internet, cô ta ở một vị trí có thể kêu gọi mọi người nên đọc những gì.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Pero con Internet, ella está en una posición donde puede decirle a muchas personas qué leer.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Με το Διαδίκτυο, όμως, μπορεί να λέει σε πολλούς ανθρώπους τι να διαβάζουν.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Но в интернет тя е в позиция, при която може да казва на много хора какво да прочетат.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.Но с интернетом, она в положении, в котором она может сказать многим людям что читать.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.אבל בעזרת האינטרנט, היא בעמדה שבה היא יכולה לומר להרבה אנשים מה לקרוא.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.ولكن مع الإنترنت، هي في موقع يمكنها من أخبار الكثير من الناس عما ينبغي أن يقرؤوه.
Fakat internetle, bulunduğu pozisyonda çoğu insana ne okuyacağını söyleyebilir.何を読むべきかをたくさんの人に教えることができます。 こういった話題の広がり方に興味があれば
Finlandiya’da göze bakma, diğer insana karşı açık ve dürüst olduğunuz anlamına gelir.I Finland uppfattas ögonkontakt som uppriktighet och ärlighet gentemot den andra.
Finlandiya’da göze bakma, diğer insana karşı açık ve dürüst olduğunuz anlamına gelir.Mirar a los ojos, en Finlandia, indica que se es directo e íntegro para con el interlocutor.
Finlandiya’da göze bakma, diğer insana karşı açık ve dürüst olduğunuz anlamına gelir.Regarder quelqu’un dans les yeux signifie en Finlande que l’on est direct et honnête envers l’autre personne.
Finlandiya’da göze bakma, diğer insana karşı açık ve dürüst olduğunuz anlamına gelir.Смотреть в глаза собеседнику считается признаком прямоты и честности.
Finlandiya’da göze bakma, diğer insana karşı açık ve dürüst olduğunuz anlamına gelir.النظر في العين يعني في فنلندا بأن الشخص مستقيم وصادق تجاه الشخص الآخر.
Finlandiya yasalarına göre bir insana, cinsel yönelimleri dolayısıyla ayrımcılık yapılamaz.Enligt Finlands lag får en människa inte diskrimineras på grund av sin sexuella läggning.
Finlandiya yasalarına göre bir insana, cinsel yönelimleri dolayısıyla ayrımcılık yapılamaz.Selon la loi finlandaise, il est interdit de discriminer une personne en raison de son orientation sexuelle.
Finlandiya yasalarına göre bir insana, cinsel yönelimleri dolayısıyla ayrımcılık yapılamaz.Suomen lain mukaan ihmistä ei saa syrjiä seksuaalisen suuntautumisen perusteella.
Finlandiya yasalarına göre bir insana, cinsel yönelimleri dolayısıyla ayrımcılık yapılamaz.طبقاً للقانون الفنلندي فإنه لا يجوز التمييز بين الناس بسبب توجههم الجنسي.
Finlandiya yasalarına göre bir insana, cinsel yönelimleri dolayısıyla ayrımcılık yapılamaz.因性倾向或性别认定而遭受迫害的人可向芬兰申请庇护。能否获得庇护视具体案件情况而定。庇护受理过程中会对申请人的原国籍情况进行详细调查。
Geçenlerde kendimi başka bir insana iple bağladım ve 12000 feet'teki bir uçaktan atladım.저는 최근에 제 자신을 다른 인간존재에 매달아서 12,000 피트 상공에서 비행기밖으로 걸음을 내디뎠습니다
Geçenlerde kendimi başka bir insana iple bağladım ve 12000 feet'teki bir uçaktan atladım.קשרתי את עצמי לאדם אחר וצנחתי ממטוס בגובה 4 ק"מ.
Geçenlerde kendimi başka bir insana iple bağladım ve 12000 feet'teki bir uçaktan atladım.قمت مؤخراً بربط نفسي مع شخص آخر وقفزت من طائرة من على إرتفاع 12 ألف قدم.
Geçenlerde kendimi başka bir insana iple bağladım ve 12000 feet'teki bir uçaktan atladım.命綱をある人に預けて外へダイブし その前後で採血しました