Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Co jsem potřeboval udělat bylo, rozšířit jídlo širšímu spektru lidí.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.제가 필요로 하는 것은 보다 더 많은 범주의 사람들에게 음식을 내어 놓는 것입니다.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Lo que necesitaba era llevar alimentos a un espectro más amplio de gente.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Úgyhogy arra kényszerültem, hogy az élelmiszert az emberek sokkal tágabb köre számára juttassam el.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Vad jag behövde var att få ut mat till en bredare krets.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Was ich tun musste, war Essen unter ein breiteres Spektrum an Leuten zu bringen.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Wat ik moest doen was voedsel naar een breder publiek krijgen.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Αυτό που έπρεπε να πετύχω ήταν να γνωστοποιήσω το φαγητό σε ένα ευρύτερο φάσμα ανθρώπων.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Мені було потрібно постачати їжу більшій кількості людей.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Това, което трябваше да направя, беше да разпространя храната до по-широк спектър от хора.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Что мне надо было сделать -- это предоставить продукты более широкой публике.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.מה שהייתי צריך לעשות זה להוציא אוכל למגוון גדול יותר של אנשים.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.ما أردت فعله هو إخراج الطعام إلي مدي أوسع من الناس.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.食べ物を更に広い範囲の人に届けることです。 人々、例えばもっと一般の人や
Bilmiyorum, hiç oğlak sesi duydunuz mu ya da gördünüz mü? İnsana benzer sesler çıkarırlar.Я не знаю, чи ви коли-небудь чули козла, чи бачили, вони звучать як люди.
Birçok insana yardım ettim,J'ai travaillé comme bénévole dans une ambulance pendant deux ans à Jérusalem.
Birçok insana yardım ettim,많은 사람을 도왔습니다.
Birçok insana yardım ettim,עזרתי להמון אנשים,
Birçok insana yardım ettim,لقد ساعدت الكثير من الناس،
Birçok insana yardım ettim,しかし 本当に助けが必要な時
Bir çok konuda gaddardý, hayat O'na ve bir çok insana sert davranmýţtý.Du ved, han var skråbelig på mange måder. Ting tog meget hårdere på ham end på mange andre mennesker.
Bir çok konuda gaddardý, hayat O'na ve bir çok insana sert davranmýţtý.Era fragile sotto molti aspetti. Le cose erano molto più difficili per lui che per tanti altri.
Bir çok konuda gaddardý, hayat O'na ve bir çok insana sert davranmýţtý.Il... Il était fragile sous bien des aspects. Il avait dû endurer plus que la plupart des gens.
Bir çok konuda gaddardý, hayat O'na ve bir çok insana sert davranmýţtý.Víte, byl křehký v mnoha ohledech. Měl to v životě mnohem těžší, než spousta jiných lidí.
Bir çok konuda gaddardý, hayat O'na ve bir çok insana sert davranmýţtý.Знаете ли, той беше крехък по много начини. нещата за него бяха много по-трудни отколкото за много други хора.
Bir çok konuda gaddardý, hayat O'na ve bir çok insana sert davranmýţtý..كان هشا من عدة جوانب، كان حاله أصعب من بقية الناس
Bir çok konuda gaddardý, hayat O'na ve bir çok insana sert davranmýţtý.そう、彼は色んな面で傷つきやすかった。 多くの人々よりも、彼にとって 物事はいろいろと過酷でした。 その上それは彼の才能のせいでもあった。
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;A jakož mnozí se nad ním užasnou, že tak zohavena jest nad jiné lidi osoba jeho, způsob jeho nad syny lidské:
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Dahulu banyak orang terkejut melihat dia, rupanya dirusak sehingga tidak seperti manusia lagi
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;이왕에는 그 얼굴이 타인보다 상하였고 그 모양이 인생보다 상하였으므로 무리가 그를 보고 놀랐거니와
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Miképen eliszonyodtak tõled sokan, oly rút, nem emberi volt ábrázatja, és alakja sem ember fiaié volt:
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;Som mange blev målløse over ham, så umenneskelig ussel så han ud, han ligned ej Menneskenes Børn
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;כאשר שממו עליך רבים כן משחת מאיש מראהו ותארו מבני אדם׃
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;كما اندهش منك كثيرون. كان منظره كذا مفسدا اكثر من الرجل وصورته اكثر من بني آدم.
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;許 多 人 因 他 〔 原 文 作 你 〕 驚 奇 、 ( 他 的 面 貌 比 別 人 憔 悴 、 他 的 形 容 比 世 人 枯 槁 。
Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı;許 多 人 因 他 〔 原文 作 你 〕 驚奇 、 ( 他 的 面貌 比 別人 憔悴 、 他 的 形容 比 世人 枯槁 。
Bir elbise bir insana ancak nasıl bu kadar yakışabilir?Comment se fait-il que cette robe vous aille si bien ?
Bir elbise bir insana ancak nasıl bu kadar yakışabilir?Hogy állhat magán ilyen jól ez a ruha?
Bir elbise bir insana ancak nasıl bu kadar yakışabilir?كيف يمكنها ان تكون بهذا الجمال في فستان عادي؟
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.Angriff auf eine Botschaft wird keinen einzigen Auftrag erstellen.
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.Atacar una embajada no crea ningún empleo.
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.مهاجمت سفارة لن تقم بإنشاء وظيفة واحدة.
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.そのような政治手法は 協力すべき目的の実現を難しくするだけです
Bir günde 220 insana hizmet verir.220 embert szolgál ki naponta.
Bir günde 220 insana hizmet verir.하루 220명의 손님을 치릅니다.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Atiende 220 personas al día.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Dapur ini melayani 220 orang setiap hari.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Denně obslouží 220 lidí.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Det förser mat för 220 personer per dag.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Elle sert 220 personnes par jour.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Ik serveer aan 220 mensen per dag.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Nó có thể phục vụ 220 người mỗi ngày.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Serve 220 persone al giorno.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Serve 220 pessoas por dia.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Servește 220 de oameni pe zi.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Serwuje dania dla 220 osób dziennie.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Sie verköstigt 220 Menschen am Tag.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Σερβίρει 220 άτομα την ημέρα.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Она обслуживает 220 человек в день.
Bir günde 220 insana hizmet verir.Тя обслужва 220 души на ден.