Ah.Baba. Bu yemek insana parmaklarını yedirtir! Ahtapot mu bu?아, 아버님
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.하지만 5억명의 사람에게 도달하기는 훨씬 어렵습니다
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Aber 500 Millionen Menschen zu erreichen ist viel, viel schwieriger.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Ale dostat se k 500 miliónům lidí je mnohonásobně obtížnější.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Dar să ajungi la 500 de milioane de oameni este mult mult mai greu.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Jednak dostarczenie jej do 500 milionów ludzi jest znacznie, znacznie trudniejsze.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Maar het bereiken van die 500 miljoen mensen is veel, veel moeilijker.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Mais atteindre 500 millions de personnes est bien plus dur.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Ma riuscire a darlo a 500 milioni di persone è molto più difficile.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Namun menjangkau 500 juta orang jauh lebih sulit.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Pero llegar a 500 millones de personas es mucho más complicado.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Αλλά για να φτάσουμε 500 εκατομμύρια ανθρώπους θέλει πολύ περισσότερη προσπάθεια.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Но достигането на 500 милиона хора е много, много по-трудно.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.Но охватить 500 миллионов человек гораздо сложнее.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.זה רק שתי טיפות, כך. אך להגיע ל 500 מיליון איש
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.و لكن الوصول لــ 500 مليون شخص هو أصعب ، أصعب بكثير.
Ama 500 milyon insana ulaşmak çok, çok daha zor.困難を極めるのです。 ワクチン接種を行うボランティアは、
Antwerp'de birbirleriyle görüşmek isteyen bin insana soruyoruz.Estamos preguntando a miles de personas en Amberes, sobre qué les gustaría hablar.
Antwerp'de birbirleriyle görüşmek isteyen bin insana soruyoruz.우리는 앤트워프의 수 천명의 사람들에게 무엇에 대해 논의하고싶은지 묻고 있습니다.
Antwerp'de birbirleriyle görüşmek isteyen bin insana soruyoruz.Nous demandons à un millier de personnes à Anvers ce dont ils aimeraient discuter tous ensemble.
Antwerp'de birbirleriyle görüşmek isteyen bin insana soruyoruz.Stiamo chiedendo a migliaia di persone a Antwerp di cosa vorrebbero discutere tra di loro.
Antwerp'de birbirleriyle görüşmek isteyen bin insana soruyoruz.Zapytaliśmy tysiąc mieszkańców Antwerpii, jakie tematy chcą przedyskutować.
Aslında 1918'de virüsün insana bulaşmadan önce kuşlar üzerindeki yarattığı ölüm oranın bilmiyoruz.조류에서 사람으로 바이러스가 옮겨지기 전에 야생 조류에 얼마나 치명적이었는지 정확히 알 수 없습니다.
Aslında 1918'de virüsün insana bulaşmadan önce kuşlar üzerindeki yarattığı ölüm oranın bilmiyoruz.מה הייתה רמת הקטלנות של הזן משנת 1918 לעופות פרא לפני שהוא קפץ מעופות לבני אדם.
Aslında 1918'de virüsün insana bulaşmadan önce kuşlar üzerindeki yarattığı ölüm oranın bilmiyoruz.مدى خطورة سلالة الفيروس في 1918 على الطيور البرية قبل أن ينتقل من الطيور إلى البشر.
Aslında 1918'de virüsün insana bulaşmadan önce kuşlar üzerindeki yarattığı ölüm oranın bilmiyoruz.致死率に関しては分かっていません トリからヒトへの感染が起こる前です 興味深いことは
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?E frumos să tratăm așa o altă fiinţă umană, încercând şi insistând să creadă ceva ce nu vrea să creadă ?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?¿Es esa una buena manera para tratar a otro ser humano e intentar hacerle pensar algo no quiere pensar?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?Helyes dolog úgy kezelni a másikat, hogy megpróbáljuk rávenni arra hogy olyat gondoljon, amit nem akar?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?Je správné, že tak zacházíme s ostatními, snažíme se je přimět myslet něco, co si myslet nechtějí?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?그들이 생각하기 싫어하는 것들을 생각하도록 만드는 좋은 방법일까요?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?Хорошо ли заставлять других людей думать так, как им не хочется?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?Чи правильно змушувати інших думати те, що їм не подобається?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?להתייחס כך לאדם אחר, לנסות ולגרום לו לחשוב משהו בניגוד לרצונו?
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?لمعاملة إنسان آخر، أن تحاول جعلهم يعتقدون أمر لا يريدون اعتقاده؟
Başka bir insana istemedikleri şeyleri düşündürmek güzel bir davranış mı?必要のない事を考えさせるのは 人に接する態度として適切か? 私は議論の3つのモデルに触れながら
Bazen bu insana karışık gelebilir.Isso às vezes é um pouco confuso.
Bazen bu insana karışık gelebilir.왜냐면 이게 좀 헷갈려요.
Bazen bu insana karışık gelebilir.Někdy je to trochu matoucí.
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.나 다니엘이 이 이상을 보고 그 뜻을 알고자 할 때에 사람 모양 같은 것이 내 앞에 섰고
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.Medens jeg, Daniel, nu så Synet og søgte at forstå det, se, da stod der for mig en som en Mand at se til,
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.Und da ich, Daniel, solch Gesicht sah und hätte es gern verstanden, siehe, da stand's vor mir wie ein Mann.
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.Και οτε εγω ο Δανιηλ ειδον την ορασιν και εζητουν την εννοιαν, τοτε ιδου, εσταθη εμπροσθεν μου ως θεα ανθρωπου
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.И было: когда я, Даниил, увидел это видение и искал значения его, вот, стал предо мною как облик мужа.
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.ויהי בראתי אני דניאל את החזון ואבקשה בינה והנה עמד לנגדי כמראה גבר׃
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.وكان لما رأيت انا دانيال الرؤيا وطلبت المعنى اذا بشبه انسان واقف قبالتي.
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.我 但 以 理 見 了 這 異 象 、 願 意 明 白 其 中 的 意 思 、 忽 有 一 位 形 狀 像 人 的 、 站 在 我 面 前
Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu.我 但以理 見 了 這異 象 、 願意 明白 其中 的 意思 、 忽有 一 位 形狀 像人 的 、 站在 我 面前
Ben de diyorum ki; uçma kabiliyeti her insana doğuştan kısmen geliyor olabilir.Deci bănuiesc că și abilitatea de a zbura poate fi parțial înnăscută la fiecare om.
Ben de diyorum ki; uçma kabiliyeti her insana doğuştan kısmen geliyor olabilir.De la même façon, je pense que la capacité de voler peut être aussi partiellement innée chez tout être humain.
Ben de diyorum ki; uçma kabiliyeti her insana doğuştan kısmen geliyor olabilir.그래서 저 역시 비행 능력도 모든 개개인에게 일부는 선천적일지 모른다고 생각해요.
Ben de diyorum ki; uçma kabiliyeti her insana doğuştan kısmen geliyor olabilir.Podejrzewam, że zdolność do latania może być także częściowo wrodzona.
Ben de diyorum ki; uçma kabiliyeti her insana doğuştan kısmen geliyor olabilir.Por eso sospecho que la capacidad de volar también podría ser innata al ser humano.
Ben de diyorum ki; uçma kabiliyeti her insana doğuştan kısmen geliyor olabilir.כך גם, אני חושד כי היכולת לעוף עשויה גם היא להיות בחלקה מולדת בכל בן אדם.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Ale chcę pokazać jedzenie większej grupie ludzi.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Apa yang perlu saya lakukan adalah memasarkan makanan pada lingkup masyarakat yang lebih luas.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Cái tôi cần làm là mang thực phẩm tới một lượng khách hàng lớn hơn.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Ce que je devais faire, c'était amener la nourriture à un échantillon de gens plus large.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Ce trebuia să fac era să livrez mâncarea la un grup mai mare de oameni.
Benim yapmam gereken ise yiyecekleri daha çok sayıda insana ulaştırmaktı.Ciò che avevo bisogno di fare era portare gli alimenti ad una gamma più ampia di persone.