insanın ile cümle

insanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aşk, insanın sahip olmadığını vermektir.Liefde is geven wat men niet heeft.
İnsanın adı çıkacağına canı çıksın.Kwalijk berucht is half gehangen.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.Zaprawdę, człowiek jest niewdzięczny względem swego Pana!
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.Allah zamierzał stworzyć najwyższą po sobie istotę – człowieka – z prochu ziemi.
Cehennem insanın içinde kontrol edilmesi gereken ateştir.Z pewnością zobaczycie ogień piekielny!
İnsanın hayvandan üstünlüğü yoktur.Człowiek nie ma żadnej przewagi nad zwierzęciem.
Bu bir milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı.Spowodował on śmierć ponad miliona ludzi.
( İnsanın hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )U człowieka kieruje się ona w bok i do przodu.
Yaklaşık 83 milyon insanın yaşadığı ülke, Avrupa Birliği'ndeki en büyük nüfustur.Z około 83 milionami mieszkańców jest najludniejszym państwem Unii Europejskiej.
İnsanın, yeniden doğum döngüsünden kurtulması için hiçbir şansı yoktur.Człowiek nie jest w stanie uciec od swojego bycia.
İnsanın organizması böyle bir ihtiyaca yanıt olarak yeni bir organlar kompleksi üretmektedir.Ludzki organizm produkuje nowy układ organów w odpowiedzi na takie zapotrzebowanie.
İnsanın, ailenin ve soyun koruyucu ruhudur (iyesidir).Człowiek jest bytem składającym się z duszy i materii.
Bir insanın kurt adama dönüşmesi için bir kurt adam tarafından ısırılması gerekir.Żeby stać się wilkołakiem trzeba zostać ugryzionym przez innego wilkołaka.
İnsanın eli ayağı adeta titriyor.Zamiast jednej nogi ma protezę.
Üçüncüsü insanın doğru şeyleri yapması anlamına gelir.Trzeci wymiar obejmuje specyficzną właściwość człowieka.
Bu yüzden insanın yapabileceği en iyi şey hayatını yaşamak olacaktır.Najlepszą rzeczą, jaką moim zdaniem może posiadać człowiek, jest zdrowie.
Aynı zamanda bu sıvılar insanın karakterini de belirler.Wówczas widzowie poznają również ludzką twarz tej postaci.
Çünkü, milyonlarca ezilmiş insanın ıstırabını çekiyorum."Pamięci wspólnie przeżywanej przez miliony Polaków żałoby”.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Głównym założeniem marketingu jest zaspokojenie ludzkich potrzeb.
2011 - Sembolik olarak Dünya'nın 7 milyarıncı insanının doğumu.31 X 2011: Urodziny siedmiomiliardowego człowieka na Ziemi.
İnsanın gelişimidir hümanizmin ereği, bütün insanlar için hayatı daha iyi yapmak.Celem ostatecznym jest rozkwit człowieczeństwa; uczynienie życia lepszym dla wszystkich ludzi.
Ayrıca bu, inşanın yeniden üretilebilirliğinin azami düzeye çıkmasına yardımcı olur.Wątpią też w możliwość odrodzenia się zakładu w tym samym miejscu.
Dinlendiği sürece, insanın beyin dalgalarını değiştirmeyi sağlar.Zamykają wtedy oczy na przemian, by dać odpocząć poszczególnym partiom mózgu.
İnsanın en büyük ve en kötü sıfatlarından biri yalan söylemektir.Największym i jednym z najodleglejszych z nich jest Sedna.
Varsayım 2: İnsanın çocuğu insandır.2: Prolog ludzkiego życia.
Sonuç olarak J kaynağında insanın yozlaşmasıyla toprak arasındaki ilişki yer alır.Chciał w ten sposób zagarnąć ziemię położoną między j.
Bir grup insanın, kendi arasında, ortaklaşa üretmesine ve tüketmesine dayanır.Jednakże w przypadku człowieka muszą się jakoś wiązać, działać na siebie.
Lifli yapıya sahip besinler insanın beslenmesinde önemli yer tutarlar.Domy zbudowane z niepalnych materiałów dają mieszkańcom poczucie bezpieczeństwa.
"Bir insanın hayatına lüzumundan fazla girmekten daha korkunç bir şey yoktur."Nie ma większej ofiary, niż oddać za kogoś życie.
Bu kurallar arasında başlıcası şudur: Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak."Główną zasadą jest: Twórz aplikacje, które lepiej okiełznają Sieć, by więcej ludzi ich używało”.
Kurtuluş, insanın günahkâr tabiatından arınması ve ruhun ebedi hayata kavuşması vaadini içerir.Zbawienie jest przebaczeniem grzechów i otrzymaniem życia wiecznego.
İnsanın en önemli görevlerinden biri, olaylardaki bu anlamları anlamaya çalışmaktır.Człowiek bardzo często wykonuje jakieś zadanie, tylko po to, żeby dowiedzieć się jakie będą tego konsekwencje.
Ceset, ölü bir insanın bedeni.Ciało to nazywanym ciałem reszt.
Bu zindanların en kötüsü insanın kendisidir.Najpoważniejszym zagrożeniem dla tego gatunku jest człowiek.
Mamafih her ikisi de insanın ve özellikle de Şark dünyasının mukadderatını değiştirmeği gaye edinmişlerdir.Spotkanie to odmieni życie obojga, a zwłaszcza Paula.
Ona göre din, insanın hayatının yücelmesidir.Jak sam mówi, religia jest dla niego bardzo ważna w życiu.
Ona göre genel olmaları gereken bazı bilgiler vardır ve her insanın bu bilgiler üzerinde hakkı vardır.Do wiadomości podstawowych zaliczał takie wiadomości o prawie, które powinien posiadać każdy człowiek.
Bir insanın olması gereken özelliker.'' diye devam etti.Pisał on, że „ludzkie istnienie musi być pewnego rodzaju błędem”.
Ayrıca bir başka uzantısı da yüzüne yapışan insanın boğazına sarılmaktadır.Skręca kark człowiekowi, który go przyłapał.
Şu anda sağlıklı bir insanın bedenine sahip.Należy on obecnie do osoby fizycznej.
Buna göre az sayıda insanın yaşlanma olanağı bulduğu düşünülmektedir.Na pewno istnieją ludzie, którzy chcą się trochę odmłodzić.
Kahraman ya da alçak olmak, insanın kendi yaptıklarıyla ilgili bir sonuçtur.Sukces lub klęska mieszkańców wsi jest jedynie rezultatem ich własnych poczynań.
Burası, yetişkin bir insanın emekleyerek içeri girmesine yetecek büyüklükte olmalıdır.Wejście było na tyle duże, aby dorosły człowiek mógł się przez nie przecisnąć.
Yaklaşık 3.5 milyon insanın ölümü ile sonuçlandığı tahmin ediliyor.Ocenia się, że w jego wyniku zginąć mogło około 1,5 mln ludzi.
İnsanın Yolculuğu: Genetik Bir Odisee .A dictionary of genetics. wyd.
Doğal hukuk; insanın akılla erişebileceği, yazılı olmayan hukuk kuralıdır.Niższym systemem pozostaje prawo naturalne, dostępne ludziom bez objawienia, którego źródłem jest rozum.
LaVeyan satanistlere göre, Şeytan; insanın vahşi doğasını temsil etmektedir.Według katarów szatan (lub zły bóg) stworzył ciała ludzkie.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Ta decyzja uratowała później życie wielu pasażerom.
1903 yılında insanına başlanılan market 17 Ağustos 1907 tarihinde açılmıştır.Rynek otwarty został 17 sierpnia 1907 roku.
3,000,000 insanın (çoğunlukla Kürt) yerinden edildiği belirtilmiştir.3 tys. ludzi (według mjr.
İlk insanın ne zaman Amerika’ya göç ettiği tam olarak bilinmemektedir.Nie wiadomo, kiedy dotarł do Ameryki.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Wygląda świetnie we wszystkim, co na siebie wrzuci.
Elf ülkesinden bir annenin ve haydut bir insanın oğludur.Półelf (półelfka) to dziecko człowieka i elfa.
Kültürü oluşturmada insanın temel ihtiyaçlarının rolü göz önünde bulundurulmalıdır.Pamiętajmy, że kultura decyduje o dużej części naszych potrzeb.
645'ten fazla insanın öldüğü belirtildi.Zginęło do 645 osób.
17. yüzyıl boyunca İspanya’da vebadan 1.25 milyon insanın öldüğü tahmin edilmektedir.W siedemnastowiecznej Hiszpanii pandemia zebrała powyżej 1,25 miliona ofiar.
Aikidonun felsefesi insanın kendi yaşam gücünü geliştirmekten ibarettir.Jakim próbom charakteru jest w stanie sprostać człowiek?
Filozofça yaşamanın insanın kendisini ve başkasını sürekli sınamak olduğunu açıklar (28e, 29c-d).Świat wieczny nigdy się nie zmienia, w związku z czym postrzegany jest poprzez rozum (28a – 29b).
Kişiye özgü sağlık duyusunu belirleyen temel faktör olup, insanın günlük yaşamında merkezi bir rol oynar.Podkreślana jest kluczowa rola pielęgniarki, odpowiedzialnej za codzienne towarzyszenie umierającemu.
Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur.Świat zewnętrzny istnieje tylko jako wyobrażenie.

İlgili Sayfalar