insanın ile cümle
insanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.Aplastar, herir, o destruir es lo peor que un ser humano puede hacer.
Albüm, sabahtan akşama bir insanın yaşamını yansıtır.El álbum refleja un día en la vida de una persona desde la mañana hasta la noche.
İnsanın organizması böyle bir ihtiyaca yanıt olarak yeni bir organlar kompleksi üretmektedir.El organismo del ser humano está produciendo un nuevo complejo de órganos como respuesta a tal necesidad.
İnsan, insanın dünyası, devlet, toplum anlamına geliyor.El hombre es el mundo humano, el estado, la sociedad.
Juan Primito: Ova insanının batıl inançlarını ve pagan inanışlarını temsil eder.Juan Primito: Representa la superstición y la creencia pagana de los hombres del llano.
İnsan klonlama, bir insanın genetik kimliğinin bir kopyasının yaratılmasına verilen isim.La clonación humana es la creación de una copia genéticamente idéntica de una persona.
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.Mantienen un cuidado reverente por la tierra y toda la creación.
Green Kolej, çalışmalarını çağdaş toplumda insanın refahına adamıştı.Green College estaba dedicado al 'bienestar humano' en la sociedad moderna.
İmza töreni ciddi bir olaydı ve çok sayıda insanın huzurunda gerçekleştirildi.La ceremonia de firmas fue un acto solemne y se realizó en la presencia de numerosas personas.
Dünyada İspanyolca konuşan 470 milyon ila 500 milyon insanın olduğu tahmin edilmektedir.Se calcula que más de 495 millones de personas hablan español en todo el mundo.
Siyasal gerçekçilik insanın doğası hakkında pluralist bir anlayışa dayanır.El realismo político está basado en una concepción pluralista de la naturaleza humana.
Sonraki dört ilke ise insanın davranış biçimi ile ilgilidir.Los cuatro primeros corresponden al planteamiento de la obra.
Kierkegaard, Tanrı ve sonsuzluk önünde yapayalnız olmak anlamında insanın varoluşundan söz eder.Kierkegaard: estamos solos ante nosotros mismos y ante Dios.
Yakından bakıldığında bu insanın bir rahip ya da keşiş olduğu anlaşılır.Después de la iniciación, la persona se considera un sacerdote o sacerdotisa.
Burası birçok yalnız, izole edilmiş ve çaresiz insanın düştüğü oldukça rekabetçi ve yoğun bir şehir.Es una ciudad bastante competitiva e intensa, donde mucha gente solitaria, aislada y desesperada termina.
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.La condición para salvarlo era de una pelea por día, contra cada uno de ellos.
İnsanın kromozom sayısı ise 46'dır.Sin embargo, el número neto de cromosomas es 46.
Diğer maymunlardan farklı olarak - insanın dışında - tüm insansılarda kollar bacaklardan daha uzundur.Como todos los antropomorfos distintos a los humanos, sus brazos son más largos que sus patas.
Uzakdoğu insanında böyle bir takıntı olduğu yadsınamaz.No veis en el Oriente Desencanto.
İnsanın Kökeni: Bizi insan yapan nedir?.En busca de lo que nos hace humanos.
Projenin amacı insanın evrimini tamamlamak ve insanlığın kendisini yok etmesini engellemektir.Este proyecto tiene como fin cambiar el destino de la humanidad, evitar la autodestrucción del ser humano.
Bu da pek çok insanın şarkıda bir şekilde kendini bulmasını sağlıyor." dedi.Por eso la gente se identificó mucho con esta canción".
Bu terim insanın saldırganlığını antropolojik analiz olarak masaya yatırıyor.Nos ofrece el retrato de un hombre como si se tratase de un estudio antropológico.
Rus İç Savaşı, Rusya'daki pek çok bilim insanının bilimle ilgisi olan ailelerine zorluklar getirmişti.El ingeniero ruso investigó algunos de los múltiples problemas que inquietaban a los científicos de la época.
Afrika'dan Çıkış: Modern İnsanın Kökeni.La emergencia de África como continente: un nuevo mundo a partir del viejo.
Sermaye az sayıda insanın elinde yoğunlaşır.La propiedad está concentrada en muy pocas manos.
"Bir insanın hayatına lüzumundan fazla girmekten daha korkunç bir şey yoktur.""No hay ninguna cosa más importante en la vida de nadie como un día sin importancia."
Yerde ayakta duran bir insanın kokpitin içini görmesi olasıydı.Una persona de pie en el suelo podía ver con facilidad la cabina.
Açık mantapa tapınağın en büyük bölümüdür ve çok sayıda insanın toplanmasına olanak sağlar.El abierto, es la parte más espaciosa del templo y acogía grandes congregaciones de gente.
Bu evre insanın 0-2 yaş aralığına denk düşmektedir.Esta etapa abarca de los 0 a los 2 años.
Kutup ayılarının duyabilme yetenekleri muhtemelen insanınınkine yakındır.Los leones de su puerta son probablemente suyos.
Aynı zamanda bu sıvılar insanın karakterini de belirler.Sin embargo, todavía dan alguna luz en el personaje.
4.252 insanın gemiden tahliye edilmesi gerekti.1.2 Charlie quiere un aborto.
İşte bu kararlar insanın varoluşunun gerçekleştirilmesidir.De su desenlace depende la existencia de la Humanidad.
İnsanın gelişimidir hümanizmin ereği, bütün insanlar için hayatı daha iyi yapmak.Los moralistas pretenden el mejoramiento individual del hombre, quiero que la sociedad entera se salve.
Koyun da sığırla birlikte insanın ilk evcilleştirdiği hayvanlardan biridir.Las ovejas son uno de los primeros animales que han sido domesticados por los humanos.
Mavi Sakal, birçok insanın kendisinden çirkin ve korkunç mavi sakalı yüzünden korktuğu zengin bir soyludur.Un hombre rico es evitado por las mujeres a causa de su barba azul.
( İnsanın hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )El ocultamiento de lo humano: repugnacia, vergüenza y ley .
Şehir insanının davranışlarına alışamazlar.Nunca escucho cual debe ser el comportamiento de los hombres.
İnsanın, yeniden doğum döngüsünden kurtulması için hiçbir şansı yoktur.Es imposible viajar de regreso a antes de que nacieras.
1994'te Rwanda'da yaşanan soykırım 800.000 insanın katledilmesiyle sonuçlanmıştır.El genocidio de Ruanda se había producido en 1994, cuando los hutus masacraron a 800 000 tutsis.
Hikâye tür olarak kaynağını günlük yaşamdan, sıradan insanın dünyasından almaktadır.Caracteriza lo que es definitivamente alejado de la vida cotidiana y del mundo común por su pureza.
Buna dair klasik bir örnek insanın doğumundaki ağırlığıdır.Un ejemplo clásico de esto es el peso prenatal humano.
Anne sütü insanın dişisi tarafından üretilip yeni doğanların beslenmesi amacıyla kullanılan süttür.La leche materna humana es el alimento natural producido por la madre para alimentar al recién nacido.
Homo homini lupus İnsan insanın kurdudur.El “Homo sapiens” es hombre-animal humano.
Bunların toplam nüfusu 5,2 milyar insanın içinde dünya nüfusunun yüzde 75'ine eşittir.Lo habitan más de 5000 millones de personas, lo que equivale al 72.5 % de la población mundial.
İnsanın normal vücut sıcaklığı genellikle iki yöntem ile ölçülür.Las válvulas con cuerpo de dos piezas suelen ser de paso estándar.
İnsanın özlemi mutluluk içinde yaşamaktır.La fragilidad que hay en la felicidad.
Sağlıklı bir insanın vücudundaki her hücrede 46 tane kromozom vardır.Dentro de cada célula hay un núcleo que dentro tiene 46 cromosomas.
Ruh insanın yaşamsal başlangıcını oluşturur.Vive como comensal del ser humano.
Bunlar sıradan insanın sömürülmesi ve kapitalist sistemi suçlayan yazılardı.Así concibe vengarse del criminal a través del hijo común.
Hocalı Katliamı zamanı onlarla insanın hayatını kurtarmışdır.La oportuna intervención de un colega le salvó entonces la vida.
Kendi deyişiyle, "Şiire odaklanmış her insanın serüveni yeryüzünü karşısına almakla başlar.Dijo, "Cada piloto que se hace, viene de personas con un prestigio increíble.
23. Şubat 1887'de bu bölge, şiddetli bir depremin etkisinde kalarak 2.000 kadar insanın ölümüne sebep oldu.El terremoto más grave aconteció el 23 de febrero de 1887 en el que murieron más de 2.000 personas.
2030'da 1000 dolarlık bir bilgisayarın bellek kapasitesi 1000 insanın belleğine eşit olacak.Una computadora personal será 1.000 veces más potente que el cerebro humano.
İnsanın kimliği bir öznellik hissi ile oluşur ve bir kişisel bütünlüktür.La diferencia sexual forma parte constitutiva de la persona y la define de manera esencial.
Sudan çok korktuğu için ondan kurtulmak isteyen bir insanın akarsuya doğru koşması gerekir.El poeta está hastiado de este mundo del que quiere escapar de alguna manera.
Burada ne kadar insanın öldürüldüğü belirsizdir.No se sabe cuántas personas fueron ejecutadas.
Tecrit (izolasyon veya hiçleşme), bir insanın dış dünyadan koparılarak kendi haline bırakılması olayıdır.El martilleo interior se vuelve algo que sucede en el exterior.
Hiçbir insanın ömrü yirmi yılı aşmayacak.¿Quién duda de nada a los veinte años?