Hem Fransız hem de İran hükümetleri, iki meselenin birbirine bağlı olduğunu inkar etmektedirler.Fransmän och tyskar, liksom deras regeringar, misstrodde varandra ömsesidigt.
Bu arada inançlarını ve yazdıklarından bazılarını "açık inkara" zorlandı.Багатьом з цих явищ і присвячені афоризми «Словника від Лукавого».
Sorulduğunda bunu inkar edecektir.А коли запитаєш, відповість зніяковіло.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.V Izraeli samotném je kipa ukázkou pro rozlišení mezi věřícím a sekulárním židem.
ABD ve İngiltere bu iddiaları ne kabul etmek ne de inkar etmek için pek çaba sarfetmedi.Spojené státy nebyly schopny nebo ochotny tyto důkazy dodat.
Sorulduğunda bunu inkar edecektir.Po výslechu ho tým zabije.
Avukat olarak Otto Ernst Remer, David Irving ve Fred A. Leuchter gibi Holokost inkarcılarını savundu.Mezi jeho klienty patřil představitel extrémní pravice Otto Ernst Remer a popírači holokaustu Fred A.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.Unii dintre fiii lui Israel au crezut, alții au tăgăduit.
Sorulduğunda bunu inkar edecektir.Când există această îndoială, se recomandă a fi evitat.
Her önüne gelene hareket çeker ve daima hareket çektiğini inkar eder.El îl însoțește pe acesta peste tot și nu vorbește niciodată.
O gerçek inkar edilemez.Acest fapt nu poate fi negat.
Parayı çaldığını inkar etti.El a negat că ar fi furat banii.
Geçmişi hatırlamaya çalışıyor, neler olduğunu biliyor ve inkar etmiyor.Az Öregember észreveszi, mire készül, és megakadályozza.
Neler yaptıklarını inkar etmedi, ama herhangi bir sorumluluğu da reddetti.Az ügynöke nem erősítette meg, de nem is tagadta ezt.
Onun dürüst olduğu gerçeğini inkar edemeyiz.Nem tagadhatjuk, hogy becsületes.
İran ayrıca Holokost inkarcılığını desteklemektedir.Iran kannustaa myös holokaustin kiistämiseen.
Sorulduğunda bunu inkar edecektir.Tämä väite torjutaan asettamalla se kyseenalaiseksi.
Cameron, önce iddialarla bağlantısını inkar edip daha sonra ise kabul etti.Edwards kielsi ensin suhteen olemassaolon myöntäen sen myöhemmin.
Bazı kişiler Zschäpe'nin sorumluluğunu inkar etmeye çalıştığı görüşündeydi.Se on yksi syy miksi hän kieltäytyy Gatsbyn tarjoamasta työpaikasta.
Peki bugün Dünya Ticaret Merkezi gibi yüksek binaların ideal hedefler olduğunu kim inkar edebilir?”Voisiko olla parempaa menneisyyttä nykyaikaista ostoskeskusta merkitsevälle sanalle?»
Her ne kadar inkar etse bile bir alkolik.Απέχει από το αλκοόλ, αν και είναι φανατικός καπνιστής.
Sorulduğunda bunu inkar edecektir.Den skal dog fjernes, når den opdages.
Âd Kavmi Hûd'u yalanlamış, Allah'ın tanrılığını inkar etmiştir.Han nektet å bøye seg for Adam, det første mennesket, og ville bare bøye seg for Gud.
Sırf teşbihte bulunan kimse ise zâtın inkarcısıdır.Barangsiapa yang meninggalkan salat, maka berarti dia telah kafir."
Aslını inkar eden haramzadedir".Ketika itu orang-orang kafir sujud menyembahnya.”
Âd Kavmi Hûd'u yalanlamış, Allah'ın tanrılığını inkar etmiştir.Dari situ, Allah ubah tubuh Adam dengan rupa kemuliaan dan tertutuplah dari rupa hakikatnya.
Ertesi gün genç adam annesini, babasını sorgular, ikisi de inkar eder.Kedua orang tuanya berpisah saat ia masih kecil, sehingga ibunya sendirian membesarkan dia dan kakaknya.
Bunlar hiçbir şeyi kendi kendilerine inkar veya tasdik etmezler.また迷信や祟りも一切信じなかった。
Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor.これはかれらが口先で言うところで、昔の不信心な者の言葉を真似たものである。
Aklıyla sırf tenzihte bulunan kimse sıfatların inkarcısıdır.授戒のみ受けて本尊未下附の者は内得信仰と呼ばれる。
Âd Kavmi Hûd'u yalanlamış, Allah'ın tanrılığını inkar etmiştir.《古蘭經》提及阿德人,說真主派遣呼德前往引導族人歸向信仰的正義道路。
Sorulduğunda bunu inkar edecektir.等他问时,用言激之便了。
Bunlar hiçbir şeyi kendi kendilerine inkar veya tasdik etmezler.其後不信,諸侯益亦不至。
(Her ne kadar inkar etseler de) Annesi ile Momiji arasında büyük bir benzerlik olduğunu görür.忽蘭生有一子闊列堅,因為母親很得寵的關係,被視為嫡子一樣看待。
Börklüce'ye göre Hıristiyanların Allah'a inandığını inkar eden bir Türkmen, dinsiz demekti.츠빙글리(Zwingli) - 하나님이 아브라함과 맺은 계약은 예수를 믿는 자들에게도 적용된다고 말한다.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.이스라엘 신앙에서 죄의 삯은 부정(不淨)이다.
Âd Kavmi Hûd'u yalanlamış, Allah'ın tanrılığını inkar etmiştir.하나님의 의무: 아담이 하나님의 명령에 순종할 경우 영생(永生)을 그에게 허락한다.
Sorulduğunda bunu inkar edecektir.그가 만일 물으면 마땅히 이렇게 대답하리라.
Magnifico böyle bir yaşayan kızının olduğunu inkar eder.이 때문에 체격이 좋은 여자라는 설이 있다.
Bu Dünya Snooker'ı tarafından inkar edildi ve O'Sullivan daha sonra suçlamasını geri aldı.טענה זו נדחתה על ידי ארגון הסנוקר העולמי, ובסופו של דבר אוסליבן חזר בו מההאשמה.
Neler yaptıklarını inkar etmedi, ama herhangi bir sorumluluğu da reddetti.היא זכרה כל הוצאה להורג שביצעה אך לא התחרטה על כך.
Suçlayanların ifadeleri inkar edilemez delil olarak sayıldı.אך אם נשבע- עדות העד חסרת משמעות.
Her önüne gelene hareket çeker ve daima hareket çektiğini inkar eder.Тя винаги прави това което си науми, без да го премисли и все се забърква в неприятности.
Bu haber BBC tarafından doğrulanmamış ama inkar da edilmemiş.Отразен е в американската преса, но официално е опроверган.
Felsefi incelemelerini ve düşüncelerini kaleme aldığı eser, Allah'ı inkar etmek mümkün mü? adlı kitabıdır.Освен своята писателска и издателска дейност е бил учител по философия в Истанбулският университет.
Aslını inkar eden haramzadedir".Nevjernici (engl.
Aynı özellikten dolayı MDK'lar sayısal imzaların sağladığı inkar edilemezlik özelliğini sağlayamazlar.Prav to dokazuje LDCS s svojimi nepozabnimi predstavami.
Bu farkında olmama durumu genellikle inkar veya herhangi bir biçimde tedaviye direnmeye sebep olur.Selline teadlikkuse puudumine viib tavaliselt eituseni ja vastupanule igasuguse abi või ravi suhtes.
Al da itiraf edebilir. Al da inkar edebilir.Al kan bekennen en Al kan ontkennen en aangezien het een pay-off matrix wordt genoemd,
Al da itiraf edebilir. Al da inkar edebilir.Al może zeznać i może się wyprzeć.
Al da itiraf edebilir. Al da inkar edebilir.Al pode confessar e Al pode negar.
Al da itiraf edebilir. Al da inkar edebilir.Al può confessare e Al può negare.
Al da itiraf edebilir. Al da inkar edebilir.Al se může přiznat a Al se může nepřiznat.
Al da itiraf edebilir. Al da inkar edebilir.אל יכול להודות ואל יכול להכחיש.
Al da itiraf edebilir. Al da inkar edebilir.يمكن له الاعتراف ويمكن له النكران.
Ama "9/11 inkarcıları" böyle düşünmüyor.그러나, "9/11 진실론자"들은 그렇게 생각하지 않습니다.
Ama "9/11 inkarcıları" böyle düşünmüyor.Ale to nie je to, čo "9/11 obhajcovia" majú na mysli.
Ama "9/11 inkarcıları" böyle düşünmüyor.Ale to si hledači "pravdy o 11. září" nemyslí.
Ama "9/11 inkarcıları" böyle düşünmüyor.Dar "cei care spun adevărul despre 9/11" cred altceva.
Ama "9/11 inkarcıları" böyle düşünmüyor.Das ist aber nicht was die Verbreiter der "Wahrheit über den 11. September" denken.