ing ile cümle

ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İngilizce öğrenmeye başladın mı?Have you started learning English?
İngilizceyi unut.Forget English.
Onu İngilizceye çevirebilir misin?Can you put that into English?
İsaac Newton bir İngiliz simyacıydı.Isaac Newton was an English alchemist.
Ben sadece Fransızca ve İngilizce biliyorum.I know only French and English.
Onun İngilizce bilgisi harikadır.Her knowledge of English is great.
Bu İngiliz restoranındaki biftek hoşuna gitmiyor mu?Do you not enjoy the steak at this English restaurant?
Terfi etmeden önce İngilizcenizi mükemmelleştirmenizi istiyorum.I want you to perfect your English before being promoted.
O gerçekten iyi İngilizce konuşuyor.She really speaks English well.
O yaklaşık bir yıl önce İngiltere'ye gitti.She went to England about a year ago.
"Heimat," İngilizcede karşılığı bulunmayan Almanca bir kelimedir.Heimat is a German word with no English equivalent.
Babam hem İngilizce hem de Fransızca konuşur.My father speaks both English and French.
İngilizce'yi çok iyi konuşmuyor.He doesn't speak English very well.
Rus aksanıyla İngilizce konuşur.He speaks English with a Russian accent.
İngilizceyi Rus aksanıyla konuşuyor.He speaks English with a Russian accent.
Alessia İngilizce konuşamaz.Alessia can't speak English.
Tom, Rusçayı İngilizceden daha iyi konuşur.Tom speaks Russian better than English.
Tom Fransızcada İngilizceden daha iyidir.Tom is better at French than English.
Tom İngilizce konuştuğundan daha iyi Fransızca konuşur.Tom speaks French better than he speaks English.
Tom İngilizce konuştuğu kadar iyi Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French as well as he speaks English.
Tom İngilizce konuştuğu kadar iyi Fransızca konuşabilmeyi diliyor.Tom wishes he could speak French as well as he speaks English.
Tom babasıyla Fransızca ve annesiyle İngilizce konuşur.Tom speaks to his father in French and his mother in English.
Tom İngilizce konuştuğundan çok daha iyi Fransızca konuşur.Tom speaks French much better than he speaks English.
Tom İngilizce konuştuğundan sadece biraz daha iyi Fransızca konuşur.Tom speaks French only slightly better than he speaks English.
Hükümdarın başı, tüm İngiliz madeni paralarının önünde görünür.The monarch's head appears on the front of all British coins.
İngiltere'de yüksek lisans dereceleri çok yaygın değildir.Master's degrees in Britain are not very common.
Ben İngilizce konuşamam.I can't speak English.
O senin kadar akıcı İngilizce konuşmaz.She does not speak English as fluently as you.
O büyük bir hevesle İngilizce öğrendi.She learned English with great eagerness.
O çok hevesle İngilizce çalıştı.She studied English very eagerly.
Bazı arkadaşlarım iyi İngilizce konuşurlar.Some of my friends speak English well.
İngilizcenin çok daha iyi geliştiğini düşünüyorum.I think your English has gotten a lot better.
Üç yıldır İngilizce öğreniyorum.I've been studying English for three years.
O, akıcı bir İngilizce konuşur.He speaks fluent English.
4 milyondan fazla Avustralyalı, İngilizceden başka bir dilde iletişim kuruyor.Over 4 million Australians communicate in a language other than English.
O öğrenci biraz İngilizce biliyor.That student knows some English.
Ben İngilizce konuşmak istiyorum.I want to speak English.
Benim İngilizce'm kötüdür.My English is bad.
İngilizce öğrenmeme yardım edersen, Japonca öğrenmene yardım ederim.If you help me learn English, I'll help you learn Japanese.
İngilizce ve Almanca cümleler tamamen farklı anlamlara sahiptir.The English and German sentences have totally different meanings.
İngilizce ve Almanca cümlelerin tamamen farklı anlamları var.The English and German sentences have totally different meanings.
"This" ve "that" İngilizcedeki işaret zamirleridir."This" and "that" are English demonstrative pronouns.
İngilizce cümlelerimi düzeltebilir misiniz?Can you correct my English sentences?
Sen İngilizce konuş.You speak English.
Almanların çoğu İngilizce konuşabilirler.Most Germans can speak English.
Amerikalıların çoğu İngilizce konuşabilirler.Most Americans can speak English.
Tom, bir belgeyi Fransızcadan İngilizceye çevirmede ona yardım edecek birisini arıyor.Tom is looking for someone to help him translate a document from French into English.
O Fransızca biliyor ve elbette İngilizce biliyor.He speaks French and, of course, English.
İngilizce öğrenmek ister misin?Do you want to learn English?
Onun çok iyi İngilizce konuştuğunu herkes biliyordu.Everybody knew that she spoke very good English.
İngilizler Amerikalılardan sadece konuştukları dilde farklıdır.Englishmen differ from Americans only in the language they speak.
Almanca şöyle dursun, İngilizce anlamıyorum.I don't understand English, let alone German.
İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşurum.I speak English, French and Spanish.
Ben İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşuyorum.I speak English, French, and Spanish.
Siz İngilizce konuşmuyorsunuz.You don't speak English.
Siz hepiniz İngilizce konuşmuyorsunuz.You all don't speak English.
Yuka yaşamında ilk defa İngilizce bir kitabı okuyarak bitirdi.For the first time in her life Yuka finished reading an English book.
Tehlike şudur, İbranice pazarda ama İngilizce üniversitelerde konuşulacak.The danger is that Hebrew will be spoken in the bazaar, but English in the universities.
Sana İngilizce öğretmiyorum.I'm not teaching you English.
İngilizce klavyem yok.I don't have an English keyboard.

İlgili Sayfalar