ing ile cümle
ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun bu yaz İngiltere'ye seyahat etmesi gerekiyor.He needs to travel to England this summer.
O, bu yaz İngiltere'ye seyahat etmek zorunda.He has to travel to England this summer.
Ebeveynlerin İngilizce konuşur mu?Do your parents speak English?
Annem çok İngilizce konuşmaz.My mother doesn't speak much English.
Onun İngiliz olduğuna dair hiçbir şüphe yok.There's no doubt that he's English.
Kıbrıs'ta Yunanca, Türkçe ve İngilizce konuşurlar.In Cyprus, they speak Greek, Turkish and English.
Kıbrıs, İngiliz himayesindeydi.Cyprus was a British protectorate.
Onlar, özellikle eğitimli insanlar, çok İngilizce konuşurlar.They speak English a lot, especially the educated people.
Hong Kong'da, İngilizce ikinci dildir.In Hong Kong, English is the second language.
Jamaikalı insanlar İngilizcenin bir kreol sürümünü kullanırlar.Jamaican people use a creole version of English.
İngiltere, İspanyol ürünü ithal ediyor.England imports Spanish produce.
İngilizcede ne söyleyebilirsin?What can you say in English?
İngilizce olarak ne söyleyebilirsin?What can you say in English?
Keşke daha fazla İngilizce konuşabilseydim.I wish I could have spoken more English.
Britanyalı göçmenler standart İngilizce konuşmadılar.British immigrants didn't speak standard English.
Herkes İngilizce öğrenmek zorundaydı.Everyone had to learn English.
Jamaikalılar İngiliz vatandaşıydılar.Jamaican people were British citizens.
İngilizcede birinin yaşından bahsetmek istiyorsak "to be" fiilini kullanmamız gerekir.If we want to talk about age in English, we should use the verb "to be".
Şehrin yaklaşık 3 mil dışında 30 İngiliz dönümü arazim var.I own 30 acres of land about 3 miles out of town.
Sen akıcı biçimde İngilizce konuşacaksın!You're going to speak English fluently!
Gezi programına göre, Pazartesi günü İngiliz Müzesine gideceğiz.According to the trip's itinerary, we will go to the British Museum on Monday.
Fransızca ve İngilizce konuşurum.I speak French and English.
Fransızcayı İngilizceyi konuştuğumdan daha akıcı konuşurum.I speak French more fluently than I speak English.
Şu anda Çince öğretmenime bir mektup yazıyorum fakat İngilizce.I'm now writing a letter to my Chinese teacher, but in English.
Şu anda Çinli öğretmenime bir mektup yazıyorum fakat İngilizce.I'm now writing a letter to my Chinese teacher, but in English.
İngilizce ya da İspanyolca yazabilirsin. Senin için çevireceğim.You can write in English or Spanish. I'll translate for you.
İngilizcede "ultraviyole" sık sık "UV" olarak kısaltılır.In English, "ultraviolet" is often abbreviated as "UV".
İngilizceyi iyi konuşan birkaç arkadaşım var.I have several friends who speak English well.
Onlar İngiltere'den kumaş getiriyorlar.They bring cloth from England.
Büyük Britanya; Galler, İngiltere ve İskoçya'dan oluşur.Great Britain consists of Wales, England, and Scotland.
Yazar George Orwell yaklaşık yirmi yıl İngiliz polisi tarafından gözlendi.The writer George Orwell was watched for about twelve years by the British police.
Amerika Birleşik Devletlerine gitmeyi planladığım için İngilizce okuyorum.I'm studying English because I plan to go to the United States.
Standart İngilizce öğrenmek isterim.I would like to learn standard English.
Tom okulda bütün günü Fransızca konuşarak geçirir ve evde sadece İngilizce konuşur.Tom spends all day speaking French at school and only speaks English at home.
Biraz Fransızca bilmeme rağmen, sanırım İngilizce konuşmalıyız.Even though I know a little French, I think we should speak in English.
Bana İngilizcemde yardım edersen, sana Fransızcanda yardım ederim.I'll help you with your French, if you help me with my English.
Tom Fransızcayı iyi konuşur ama İngilizceyi konuştuğu kadar iyi değil.Tom speaks French well, but not as well as he speaks English.
Tom Fransızcayı neredeyse İngilizceyi konuşabildiği kadar iyi konuşabilir.Tom can speak French almost as well as he can speak English.
Tom'un çok iyi bir Fransızca-İngilizce sözlüğü yok.Tom doesn't have a very good French-English dictionary.
Tom Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak French than English.
Tom hiç Fransızca konuşamadı, bu yüzden İngilizce konuştuk.Tom couldn't speak any French, so we spoke in English.
Tom belgeyi Fransızcadan İngilizceye çevirdi.Tom translated the document from French into English.
Tom hem Fransızcayı hem de İngilizceyi oldukça iyi konuşabilirler.Tom can speak both French and English quite well.
Tom hem Fransızcayı hem de İngilizceyi çok iyi konuşabilir.Tom can speak both French and English very well.
Tom hem Fransızca hem de İngilizce konuşarak büyüdü.Tom grew up speaking both French and English.
Sadece Fransızca ve biraz İngilizce konuşurum.I can only speak French and a little English.
Tom Fransızca bir romanı İngilizceye çevirdi.Tom translated a French novel into English.
Tom hem Fransızca hem de İngilizce konuşabilir.Tom can speak both French and English.
Fransızca İngilizceden daha zor mu?Is French more difficult than English?
Tom hem Fransızca hem de İngilizce konuşur.Tom speaks both French and English.
Tom Fransızca ve İngilizce konuşabilir.Tom can speak French and English.
Fransızca İngilizceden daha zor mudur?Is French harder than English?
Sadece İngilizce konuşabiliyorum.I can only speak English.
Yalnızca İngilizce konuşabilirim.I can only speak English.
Yalnızca İngilizce konuşabiliyorum.I can only speak English.
Yalnız İngilizce konuşabilirim.I can only speak English.
Yalnız İngilizce konuşabiliyorum.I can only speak English.
O İngilizce öğrenmek için üniversiteye gitti.She went to college to study English.
O İngilizce okumak için üniversiteye gitti.She went to college to study English.
O, arkadaşlarına İngilizce öğretir.He teaches his friends English.