ing ile cümle

ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bir kez İngiltere'de bulunmuştur.She has been to England once.
O bir Amerikalı ama İngiltere'de yaşıyor.She is American, but she lives in England.
O her zaman İngilizce konuşur.She always speaks in English.
Oldukça iyi İngilizce konuşabilir.She can speak English pretty well.
Geçen yaz İngiltere'yi ziyaret etmiş olmalı.She must have visited England last summer.
Kitabı İngiltere'den sipariş etti.She ordered the book from England.
O, kitabı Japoncadan İngilizceye çevirdi.She translated the book from Japanese into English.
İngilizceyi çok akıcı konuşur.She speaks English very fluently.
Onun bir sürü İngilizce kitabı var.She has a lot of English books.
İngilizce konuşma eğitimini nerede aldığını merak ediyorum.I wonder where she studied English conversation.
O, ingilizceyi çok iyi konuşabilir.She can speak English very well.
O Fransızca konuşabilir ve hatta İngilizcede daha iyi.She can speak French, and is even better at English.
O sanki bir yerli konuşmacıymış gibi İngilizce konuşur.She speaks English as if she were a native speaker.
O, elbette İngilizce konuşabilir.She can naturally speak English.
O daha iyi bir iş bulabilmek için İngilizceyi pratik yapıyor.She's practicing English so she can get a better job.
O, İngilizce konuşmada iyidir.She is good at speaking English.
O, çabalarını İngilizce konuşmayı öğrenmeye yöneltti.She directed her efforts at learning to speak English.
O sadece Fransızca değil aynı zamanda İngilizce de konuşabilir.Not only can she speak French, she can also speak English.
O İspanyolcanın yanı sıra İngilizce de konuşabilir.She can speak Spanish as well as English.
Yalnızca İngilizce değil, Fransızca da konuşabiliyor.She can speak not only English but also French.
O hem İngilizce hem de Fransızca konuşabilir.She can speak not only English but also French.
Sadece İngilizce değil, Fransızca da konuşabilir.She can speak not only English but also French.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşabilir.She can speak not only English but also French.
İngilizceye ek olarak, akıcı bir şekilde Fransızca biliyor.In addition to English, she speaks French fluently.
O, İngilizcede iyi dereceler aldı.She got good grades in English.
O, İngilizcede iyi notlar aldı.She got good marks in English.
İngilizce olarak mektup yazabilir.She can write a letter in English.
O, günlüğünü İngilizce olarak tutar.She keeps her diary in English.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.She speaks English, and French as well.
İngilizce ve Fransızcada akıcıdır.She is fluent in English and French.
O, İngilizcede mükemmeldir.She is excellent in English.
Zengin bir İngilizce kelime dağarcığı var.She has a rich vocabulary of English words.
Onun İngilizce sözlü sınavı vardı.She had an oral examination in English.
İngilizce bir sınava girdi.She took an examination in English.
İngilizce bilgisini aldı.She acquired the knowledge of English.
O, İngilizcede iyi notlar alır.She gets good marks in English.
O, İngilizce öğrenmekle meşguldür.She is busy learning English.
İngilizcesinde ilerleme kaydediyor.She is making progress with her English.
O sadece İngilizce değil, Almanca da konuşur.Not only does she speak English, but also German.
İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da konuşur.She speaks Spanish, not to mention English.
İngilizceyi çok doğal bir şekilde konuşabilir.She can speak English very naturally.
O, çok iyi şekilde İngilizce konuşur.She speaks English very well.
İngilizce bilgisini tazelemek için yurt dışında eğitim gördü.She studied abroad in order to brush up her English.
O İngilizce çalışıyor.She studies English.
O, her gün İngilizce çalışır.She studies English every day.
İngilizce ve aynı zamanda Savahilice konuşur.She speaks English and also speaks Swahili.
O, ingilizce konuşur mu?Does she speak English?
Fransızca şöyle dursun, İngilizce bile konuşamaz.She can't speak English, much less French.
O İngilizceyi yabancı aksanıyla konuşur.She speaks English with a foreign accent.
O, akıcı bir İngilizce konuşucusudur.She is a fluent speaker of English.
Onun İngilizcedeki yeterliliği hızla gelişti.Her proficiency in English rapidly improved.
O sonunda İngiltere'ye geri döndü.She went back to England in the end.
Hava atmak için benimle İngilizce konuştu.She spoke English to me just to show off.
Sabahleyin İngilizce çalıştı.She studied English in the morning.
O son günlerde İngilizcede kayda değer ilerleme yaptı.She has recently made remarkable progress in English.
O, İngilizceyi benim kadar iyi konuşur.She speaks English as well as I.
Bana İngilizce yazılmış bir mektup gösterdi.She showed me a letter written in English.
O benimkinin on katı fazla ingilizce kelime biliyor.She knows ten times as many English words as I do.
İngilizcemi tamamen anlamadı.She didn't quite understand my English.
O, İngilizce kompoziyonunu bir İngilize kontrol ettirdi.She had her English composition checked by an Englishman.

İlgili Sayfalar