Spears ve arkadaşları aceleyle aşağıya inerken asansörde güvenlik kamerasına komik yüzler yaparlar.Britney en haar vrienden rennen een lift in, waar zij korte tijd de bewakingscamera's voor de gek houden.
Sonra ise sahneye iner.Vervolgens verlaat ze het toneel.
Yolcular tüm kapılardan iner ve binerler.De reizigers konden overal langs de lijn in- en uitstappen.
Arabasının benzini bitince, arabadan iner ve otostop çekmeye başlar.Na een tijdje gereden te hebben, zet ze de auto stil en begint te huilen.
Örneğin, bir efsanede, atmaca, Göğün Göbeği’nden Yer’in Göbeği’ne dikine iner.Dat deed die bijvoorbeeld door een kosmisch ei te openen waaruit de hemel en aarde tevoorschijn kwamen.
Merdivenlerden düşersen, hızlıca aşağı inersin.Als je van de trap afvalt, ben je gauw beneden.
Onda, melekler ve ruh Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner.Obok unoszą się aniołowie, ukazując księgę z dewizą „Bóg mój i wszystko”.
Athene gökten iner, iki tarafı uzlaştırır ve İthake’ye tekrar barış gelmiştir.Następnie zostaje zabrany do nieba, u bram którego są dwie ścieżki: dla sprawiedliwych i dla grzeszników.
Sonra ise sahneye iner.Następnie powróciła na scenę.
Doktor, TARDIS'le Amelia'nın evinin bahçesine iner.Jej marzeniem jest dostać się do Ogrodu Edenu.
Orada köye inerler.Zamieszkuje na wsi.
İnsan ölünce yeraltı dünyasına iner.Mężczyzna pada martwy na ziemię.
Dağlar denize dik olarak iner.Góry opadają stromo ku morzu.
Projenin amacı yerkabuğunu mümkün olduğunca derine inerek incelemektir.Jego następczyni robi, co może, aby polepszyć atmosferę.
Gezegene 3 kişilik bir takım iner.Krążą wokół niej co najmniej trzy planety.
Willow otobüsü görünce arabadan iner.Na zewnątrz Shinpei zauważa swoje auto.
İki adam iner.Przęsło donosi dwóch ludzi.
4. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için inerler de inerler.Och Guds änglar de små, breda vingarna ut, och för barnet till ro, tills natten är slut.
Yakındaki bir düzlüğe iner.De flydde till ett närbeläget fort.
Bazen yeryüzüne iner.Ibland går den på marken.
On üçüncü kata gelindiğinde insanlar hızlı bir şekilde ve Swift'ti itekleyerek asansörden inerler.När hissen når den trettonde våningen så kliver folk av och knuffar till henne.
İnsan ölünce yeraltı dünyasına iner.Snälla människor kommer till himlen efter döden.
Eğer yere inerse topu derhal elinden çıkarmalıdır, aksi takdirde penaltı verilir.Om bollen ska återplaceras måste den markeras, annars får man ett pliktslag.
Arabasından iner terkedilmiş bir yerdeki WC'ye uğrar.En bil hittas övergiven vid en busshållplats.
Oyunun sonunda bayraklar ne kadar indirilirse o kadar iner.Vilka dagar man får flagga är mer fritt.
Arabadan iner misiniz?Är du snäll och kommer ut ur bilen?
Sonra ise sahneye iner.Саме тому він і повертається на сцену.
Bazen yeryüzüne iner.Іноді гніздиться на землі.
Bu sırada sahneye bazı nesneler iner.Частина з них вже поставлена на сцені.
Eğer yere inerse topu derhal elinden çıkarmalıdır, aksi takdirde penaltı verilir.Там він повинен вчасно закинути м'яч в кільце, інакше буде розстріляний.
Onda, melekler ve ruh Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner.Anděl Páně stanul vedle nich a rozzářila se kolem nich sláva Páně; a jich se zmocnila veliká bázeň.
Herkes aşağı iner.Všichni pomírají.
1100–2000 m yüksekliklerde yaşar, ancak kötü hava şartlarında alçak bölgelere inerler.Dává přednost životu ve výškách kolem 1100–2000 m, za špatného počasí však sestoupí i níž.
Birlikte yer altına inerler.Sdružují se společně pod úkryty.
Ardından da ekibin asteroid yüzeyine inerek araştırma yapması sağlanacaktı.Ti pouze posádce umožní sledovat dění na asteroidu.
İki adam iner.Stejně i tak dva samce.
Kışın 600 m yüksekliğine kadar meşelik ve bambuluk ormanlara iner.Na zimu si mohou shromáždit až 80 m³ dřeva.
Harry ve Ron Sırlar Odası'na uzun bir tünelden geçerek iner.Nešla tak spolu s Harrym a Ronem do Tajemné komnaty.
İnançsal tarihi MÖ 4. binyıla kadar iner.Jednotlivá květenství jsou větvená až do 4. řádu.
Inertial Navigation) ile yaklaşmaktadır.Na cíl je naváděna pomocí inerciálního navigačního systému.
Bazen yeryüzüne iner.Někdy se na zemi vrství.
Dünya için gerekli rahmet deposudur, rahmet oradan yağmur gibi iner.Z obrovské holiny, která tak vznikla, se deštěm vyplavuje půda.
Sonra ise sahneye iner.Apoi a urcat pe scenă.
Attan inerler.Coada-calului.
İlk taburlar inerken ciddi bir ateşle karşılaşmadılar.Când se întâlnesc pentru prima oară nu se lasă cu focuri de artificii.
Orada köye inerler.Acestea se află în sat.
On üçüncü kata gelindiğinde insanlar hızlı bir şekilde ve Swift'ti itekleyerek asansörden inerler.Realizând că este prea târziu, 47 se îndreaptă imediat către orfelinat.
Bu yüzden tanrıların hepsi yeryüzüne inerler.Stelele cerului au căzut pe pământ...
Eve geri dönerken Peter ve Brian tartışmaktadır ve tartışma sonucunda Brian arabadan iner.Hazafelé menet a kocsiban Peter és Brian addig veszekszik, míg Brian kiszáll a kocsiból.
Yere idrarlarını ve dışkılarını yapmaya haftada bir kez gibi inerler.Hetente csak egyszer jön le a fákról; ekkor az ürítés céljából.
Vakti gelen ruh maddi aleme iner.A szellemek számára elérkezett az idő.
TARDIS, Vortis adlı bir gezegene iner.A Tardis-t valami erő a Vortis bolygóra téríti.
Ardından Keamy, asansörle, Ben'in bulunduğu Orkide'nin zemin katına iner.Ezután, Locke Bennel együtt lifttel lemegy a jóval a föld alatt lévő Orchidea állomásba.
Virgil'in Aeneid adlı eserinde, Aeneas yer altı dünyasına gölün yakınındaki bir mağaradan iner.Vergilius hőse Aeneas a történet szerint egy, a tó mellett lévő barlangon keresztül jutott el az alvilágba.
Herkes aşağı iner.Mindenki menjen a fenébe!
Ocak ayında ise kent -13 °C'ye kadar iner. ^ gaisma.comA vízesésig az út télen is járható. tatranet.hu
751 yılında Lombardlar güneye inerek Ravenna'yı ele geçirdiler.751-ben a longobárdok foglalták el a ravennai exarchátus területét.
Düz sahil ya da düz kıyı çizgisinde, kara denize yavaş yavaş iner.A felszíne lapos, sík, a Fekete-tenger irányában enyhén lejtős.
Yere idrarlarını ve dışkılarını yapmaya haftada bir kez gibi inerler.Ne laskeutuvat maahan vain noin kerran viikossa virtsaamaan ja ulostamaan.
İlham, yalnızca arınmış gönüllere iner.Sen sanotaan ilmestyvän niille, joilla on puhdas sydän.