Türk destanlarındaki gibi yeraltına iner.Es wird hier wie auf dem Festland sein.
Attan inerler.Der Pferdefuss.
Birlikte yer altına inerler.Sie sitzen inzwischen nebeneinander auf dem Fußboden.
Drakula dışarıdan bir ses duyar ve pencereden çıkarak duvardan yürüye yürüye aşağı iner.Svenja erwacht, steht auf und schaut aus dem Fenster.
Onda, melekler ve ruh Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner.Durant celle-ci descendent les Anges ainsi que l’Esprit, par permission de leur Seigneur pour tout ordre.
Herkes aşağı iner.Tout le monde descend.
Koridordan inerken Mike tekrar 37 yaşındaki hâline geri döner ve Scarlett'la tekrar birleşirler.Mike est ensuite transformé en son moi de 37 ans, et se réunit avec Scarlet.
Otelin çatısından aşağı iner.Plafond de l'escalier de l'hôtel.
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.Il part, laissant les autres seuls.
İki adam iner.Deux docteurs arrivent.
Arkadan kendisi de inerken dengesini kaybeder, düşerek ölür.Ensuite, ils se rendront et attendront la sanction inéluctable : la mort.
Orada köye inerler.On défile dans le village.
Yakındaki bir düzlüğe iner.Ils arrivent près d'une grosse souche.
Inertial Navigation) ile yaklaşmaktadır.Article détaillé : Navigation inertielle.
Yazar aşağıya iner ve arabaya doğru gider.Le peintre monte dans sa voiture et se met à conduire.
Bea de sahneye iner.Bois du Fayet.
Bu sırada sahneye bazı nesneler iner.Cette fois, elles veulent mettre en scène un spectacle.
Önde, boyun sütunu köprücük kemiklerine kadar iner.Filer tout droit en limite des peupliers.
Su aynı zamanda zemine nüfuz ederek, yer altına doğru iner.C'est pour cela qu'elles plongent elles aussi vers le sol.
Attan inerler.Le Cheval.
Uçak daha sonra emniyetli bir şekilde Heathrow Havaalanı'na iner.Par coïncidence, l'aéroport Heathrow sera plus tard construit dans la région.
Pilot, lövyeyi sola eğdiğinde soldaki yatırgaç kalkar, sağdaki yatırgaç ise iner.Le pilote se plaçait à droite tandis que le mitrailleur était à gauche.
O sabah Çingeneler akarsulara inerler ve çılgınca eğlenirler.The Cry devient alors Fools Can Dance puis Fools Dance.
Kaynak kontrolün amacı hatanın kaynağına inerek onu yok etmektir.Le retrait de Fuente le contraint à courir pour lui-même.
29 Ocak 2016'da Inertia, Monkey Puzzle ve RCA tarafından yayımlandı.Fue lanzado el 29 de enero de 2016 por Inertia, Monkey Puzzle y RCA.
Onda, melekler ve ruh Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner.Los ángeles y el Espíritu descienden en ella, con permiso de su Señor, para fijarlo todo.
Elvira buna inanır ve sokağa iner.Elvira se queda convencida y desciende a la calle.
Çeşitli uygulamada soy gazlar, inert atmosfer ortamı yaratmak amacıyla kullanılır.En muchas aplicaciones, los gases nobles se utilizan para formar una atmósfera inerte.
Bu nedenlere bakarak, ilk nedene kadar ineriz ve nedeni bulunmayan Tanrıyı buluruz.En esto que os escribo, he aquí delante de Dios que no miento.
TARDIS Londra, Post Office Tower yakınlarındaki Fitzroy Meydanı'na iner.La TARDIS aterriza en Londres, en Fitzroy Square, cerca de la BT Tower.
TARDIS, Cardiff'e iner yakıt ikmali için iner.La TARDIS aterriza en Cardiff para recargar combustible de la falla temporal.
TARDIS, derin uzay seferleri için kullanılan bir sığınak üssü olan gemiye iner.La TARDIS llega a bordo de una base santuaria utilizada para expediciones al espacio profundo.
Onları yalnız bırakmak için alt kata iner.Estos se comprometen a dejarlos solos.
Herkes aşağı iner.Están cayendo todos.
Inertial Navigation) ile yaklaşmaktadır.INS: Sistema Inercial de Navegación.
Bea de sahneye iner.Pío Baroja, a escena.
TARDIS Necros'a bir cenaze evine iner.La TARDIS ateriza en Necros, localización de la casa funeraria Reposo Tranquilo.
Ardından da ekibin asteroid yüzeyine inerek araştırma yapması sağlanacaktı.Relata lo que pasaría si un astronauta se lanzase desde su superficie.
İlham, yalnızca arınmış gönüllere iner.Ellas solo brillan en esa gran alma.
Dağlar denize dik olarak iner.Montañas conquistadas desde el mar.
Bu sırada, yıldızın parlaklığı bir miktar artar; ardından da normalin altına iner.En muchas ocasiones el brillo de la estrella decae durante un corto período y luego vuelve a la normalidad.
Yere idrarlarını ve dışkılarını yapmaya haftada bir kez gibi inerler.Es importante que se revisen las orejas y oídos por lo menos una vez a la semana para evitar problemas.
Kellerman’ın uçağı Montana’ya iner.El Titanic llega a Madrid.
Su aynı zamanda zemine nüfuz ederek, yer altına doğru iner.Durante el avance el agua infiltra en el suelo.
Otobüsten iner ve etrafa bakınır.Salen del coche y miran el cuerpo.
İnançsal tarihi MÖ 4. binyıla kadar iner.El Espanto Surge de la Tumba 4.
Herkes aşağı iner.Tutti giù per terra.
Onda, melekler ve ruh Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner.Come per gli angeli, essi si prostrarono ad Adamo per mostrare il loro omaggio e la loro obbedienza a Dio.
Attan inerler.Coda Cavallo.
Günün birinde tren durur ve bir yabancı iner.È notte e lo straniero si è messo in cammino.
ABD'nin Nevada çölüne Mars gezegeninden gelen bir uzay gemisi iner.Ci sono navi che provengono dal deserto della Mongolia.
Bazen yeryüzüne iner.Talvolta compare in superficie.
751'de Lombardlar güneye inerek Ravenna'yı ele geçirdiler.Nel 751 i longobardi conquistarono Ravenna.
Aşağı inerken Evan kayar ve yere düşer.Mentre sta tornando indietro, Bobby cade e sviene.
Kızlar ve Spike, Cehennem'e inerler.Lei, Spyro e Sparx ritornano allora al tempio.
Hızlıca aşağı inerken Heather ona yetişmeye çalışır.Prima che riescano a pubblicare la foto, Heather si sveglia.
Bir grup gezginci oyuncu Yunanistan'ın kırsalındaki ücra bir köyün tenha tren istasyonunda trenden inerler.Un uomo si risveglia in un bagno pubblico di una stazione ferroviaria a Washington.
Çamlık ve meşelik yüksek bölgelerde yaşar, kışın vadiye iner.Adora i climi freddi, vivendo su montagne innevate e scendendo a valle solo d'inverno.
Kışın 100 metre derinliğe iner.D'inverno si trova a profondità fino a 180 metri.
Ancak, bu yöntemi kullanan sistemelere kablosuz bağlanan kullanıcılar için verim yarıya iner.Sistemi di questo genere hanno tuttavia costi proibitivi per l'utente medio.