İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.Και ειπε προς αυτους παραβολην Ιδετε την συκην και παντα τα δενδρα.
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.И каза им притча: Погледнете смоковницата и всичките дървета.
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.И сказал им притчу: посмотрите на смоковницу и навсе деревья:
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.І сказав приповість їм: Бачте смоківницю і всякі дерева:
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.וידבר אליהם משל ראו את התאנה ואת כל העצים׃
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.وقال لهم مثلا. انظروا الى شجرة التين وكل الاشجار.
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.耶 穌 又 設 比 喻 對 他 們 說 、 你 們 看 無 花 果 樹 、 和 各 樣 的 樹 . 他 發 芽 的 時 候 、 你 們 一 看 見 自 然 曉 得 夏 天 近 了
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.耶穌 又 設 比喻 對 他 們說 、 你 們 看 無花果 樹 、 和 各 樣 的 樹 . 他 發芽 的 時候 、 你 們 一 看 見 自然 曉 得 夏天 近 了
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.A alergat înainte, şi s'a suit într'un dud ca să -L vadă; pentrucă pe drumul acela avea să treacă.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.A bieżawszy naprzód, wstąpił na drzewo leśnej figi, aby go ujrzał; bo tamtędy iść miał.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Allora corse avanti e, per poterlo vedere, salì su un sicomoro, poiché doveva passare di là
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.A předběh napřed, vstoupil na strom planého fíku, aby jej viděl; neb tudy měl jíti.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.A predbehol napred a vyšiel na planý fík, aby ho videl, lebo tade mal ísť.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Daarom liep hij hard vooruit en klom in een wilde vijgeboom om Hem toch te kunnen zien.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Da sprang han i forveien og steg op i et morbærtre for å få se ham; for hans vei gikk der forbi.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.E correndo adiante, subiu a um sicômoro a fim de vê-lo, porque havia de passar por ali.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Entonces corrió delante y subió a un árbol sicómoro para verle, pues había de pasar por allí
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.És elõre futván felhága egy eperfüge fára, hogy õt lássa; mert arra vala elmenendõ.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Il courut en avant, et monta sur un sycomore pour le voir, parce qu`il devait passer par là.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.In poteče naprej in spleza na murvovo smokvo, da bi ga videl, ker je imel tod mimo iti.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.앞으로 달려가 보기 위하여 뽕나무에 올라가니 이는 예수께서 그리로 지나가시게 됨이러라
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Niin hän juoksi edelle ja nousi metsäviikunapuuhun nähdäkseen hänet, sillä Jeesus oli kulkeva siitä ohitse.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Und er lief voraus und stieg auf einen Maulbeerbaum, auf daß er ihn sähe: denn allda sollte er durchkommen.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Vậy , Xa-chê chạy trước , trèo lên cây sung , để ngó thấy Ðức_Chúa_Jêsus , vì Ngài phải đi qua đó .
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.Vậy, Xa-chê chạy trước, trèo lên cây sung, để ngó thấy Ðức Chúa Jêsus, vì Ngài phải đi qua đó.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.και δραμων εμπρος ανεβη επι συκομορεαν δια να ιδη αυτον επειδη δι' εκεινης της οδου εμελλε να περαση.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.и, забежав вперед, взлез на смоковницу, чтобы увидеть Его, потому что Ему надлежало проходить мимо нее.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.И завтече се напред и се покачи на една черница за да Го види; понеже през оня път щеше да мине.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.побігши наперед, вилїз на шовковицю, щоб подивитись па Него; бо туди мав проходити.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.ויקדם וירץ ויעל על שקמה לראותו כי שם הדרך אשר יעבר בה׃
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.فركض متقدما وصعد الى جميزة لكي يراه. لانه كان مزمعا ان يمرّ من هناك.
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.就 跑 到 前 頭 、 爬 上 桑 樹 、 要 看 耶 穌 、 因 為 耶 穌 必 從 那 裡 經 過
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.就 跑到 前頭 、 爬上 桑樹 、 要 看 耶穌 、 因為耶穌必從 那 裡經過
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.A keď to videli učeníci, divili sa a hovorili: Jako naskutku vyschnul fík!
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.A ujrzawszy to uczniowie, dziwowali się, mówiąc: Jakoć prędko uschło to figowe drzewo!
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.A vidouce to učedlníci, divili se, řkouce: Kterak jest ihned usechl fík ten!
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.De discipelen wisten niet wat zij zagen en vroegen: "Hoe kan die vijgeboom zo vlug verdorren?"
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.És látván ezt a tanítványok, elcsodálkozának, mondván: Hogyan száradt el a fügefa oly hirtelen?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.In videč to, se začudijo učenci in reko: Kako naglo je usahnila smokva!
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.제자들이 보고 이상히 여겨 가로되 무화과나무가 어찌하여 곧 말랐나이까
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Kun opetuslapset tämän näkivät, ihmettelivät he ja sanoivat: "Kuinka viikunapuu niin äkisti kuivettui?"
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Les disciples, qui virent cela, furent étonnés, et dirent: Comment ce figuier est-il devenu sec en un instant?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Môn đồ thấy điều đó, lấy làm kỳ, nói rằng: Cớ sao trong giây phút mà cây vả liền khô đi vậy?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Môn_đồ thấy điều đó , lấy_làm kỳ , nói rằng : Cớ_sao trong giây_phút mà cây vả liền khô đi vậy ?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.När lärjungarna sågo detta, förundrade de sig och sade: »Huru kunde fikonträdet så i hast förtorkas?»
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Og da Disciplene så det, forundrede de sig og sagde: "Hvorledes kunde Figentræet straks visne?"
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Og da disiplene så det, undret de sig og sa: Hvorledes gikk det til at fikentreet straks visnet?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Quando os discípulos viram isso, perguntaram admirados: Como é que imediatamente secou a figueira?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Und da das die Jünger sahen, verwunderten sie sich und sprachen: Wie ist der Feigenbaum so bald verdorrt?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Vedendo ciò i discepoli rimasero stupiti e dissero: «Come mai il fico si è seccato immediatamente?»
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.y los discípulos, al verlo, se maravillaron diciendo: --¿Cómo se secó tan pronto la higuera
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Και ιδοντες οι μαθηται, εθαυμασαν λεγοντες Πως παρευθυς εξηρανθη συκη;
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.И учениците, които видяха това, почудиха се и рекоха: Как на часа изсъхна смоковницата?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.І бачивши ученики Його, здивувались, кажучи: Як зараз усохла смоківниця!
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.Увидев это, ученики удивились и говорили: как это тотчас засохла смоковница?
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.ויראו התלמידים ויתמהו לאמר איך יבשה התאנה פתאם׃
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.فلما رأى التلاميذ ذلك تعجبوا قائلين كيف يبست التينة في الحال.
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.門 徒 看 見 了 、 便 希 奇 說 、 無 花 果 樹 怎 麼 立 刻 枯 乾 了 呢
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.門徒 看見 了 、 便 希奇說 、 無花果 樹怎 麼 立刻 枯乾 了 呢
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Allora Pietro, ricordatosi, gli disse: «Maestro, guarda: il fico che hai maledetto si è seccato»