Ana içeriğe geç
Sözlük

incir ağacı ile cümle

incir ağacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
54
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.A Peter rozpamätajúc sa povedal mu: Rabbi, pozri, fík, ktorému si zlorečil, vyschnul.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Então Pedro, lembrando-se, disse-lhe: Olha, Mestre, secou-se a figueira que amaldiçoaste.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Entonces Pedro, acordándose, le dijo: --Rabí, he aquí la higuera que maldijiste se ha secado
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.És Péter visszaemlékezvén, monda néki: Mester nézd, a fügefa, a melyet megátkoztál, kiszáradott.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.In Peter se spomni in mu reče: Rabi, glej, smokva, ki si jo preklel, se je posušila.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.베드로가 생각이 나서 여짜오되 랍비여 보소서 저주하신 무화과 나무가 말랐나이다
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Og Peter kom det i hu og sa til ham: Rabbi! se, fikentreet som du forbannet, er visnet.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Og Peter kom det i Hu og siger til ham; "Rabbi! se, Figentræet, som du forbandede, er visnet."
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Pierre, se rappelant ce qui s`était passé, dit à Jésus: Rabbi, regarde, le figuier que tu as maudit a séché.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Tedy wspomniawszy Piotr, rzekł mu: Mistrzu! oto figowe drzewo, któreś przeklął, uschło.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Tedy zpomenuv Petr, řekl jemu: Mistře, aj fík, kterémuž jsi zlořečil, usechl.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Και ενθυμηθεις ο Πετρος, λεγει προς αυτον Ραββι, ιδε, η συκη, την οποιαν κατηρασθης, εξηρανθη.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.И, вспомнив, Петр говорит Ему: Равви! посмотри, смоковница, которую Ты проклял, засохла.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.И Петър си спомни и Му каза: Учителю, виж, смоковницата, която ти прокле, изсъхнала.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.І споглянувши Петр, рече Йому; Учителю, дивись, смоківниця, що прокляв еси, всохла.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.ויזכר פטרוס ויאמר אליו רבי הנה התאנה אשר אררתה יבשה׃
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.فتذكر بطرس وقال له يا سيدي انظر. التينة التي لعنتها قد يبست.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.彼 得 想 起 耶 穌 的 話 來 、 就 對 他 說 、 拉 比 、 請 看 、 你 所 咒 詛 的 無 花 果 樹 、 已 經 枯 乾 了
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.彼得 想起 耶穌 的 話來 、 就 對 他 說 、 拉比 、 請看 、 你 所 咒詛 的 無花果 樹 、 已 經枯 乾了
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A potom včasráno, keď išli popri fíku, videli ho, že je uschlý od koreňa.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A rano idąc mimo figowe drzewo, ujrzeli, iż z korzenia uschło.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A učedlníci ráno jdouce, uzřeli fík, an usechl hned z kořene.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Dimineaţa, cînd treceau pe lîngă smochin, ucenicii l-au văzut uscat din rădăcini.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.In ko gredo zjutraj mimo, ugledajo smokvo, da je suha do korenine.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Ja kun he varhain aamulla kulkivat ohi, näkivät he viikunapuun kuivettuneen juuria myöten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.저희가 아침에 지나갈 때에 무화과나무가 뿌리로부터 마른 것을 보고
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.La mattina seguente, passando, videro il fico seccato fin dalle radici
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Le matin, en passant, les disciples virent le figuier séché jusqu`aux racines.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Men då de nu på morgonen åter gingo där fram, fingo de se fikonträdet vara förtorkat ända från roten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de gikk forbi tidlig om morgenen, så de at fikentreet var visnet fra roten av.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de om Morgenen gik forbi, så de, at Figentræet var visnet fra Roden af.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Por la mañana, pasando por allí vieron que la higuera se había secado desde las raíces
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Quando passavam na manhã seguinte, viram que a figueira tinha secado desde as raízes.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Reggel pedig, a mikor mellette menének el, látják vala, hogy a fügefa gyökerestõl kiszáradott.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm sau, khi đi ngang qua, thấy cây vả đã khô cho tới rễ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm_sau , khi đi ngang qua , thấy cây vả đã khô cho tới rễ ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Und am Morgen gingen sie vorüber und sahen den Feigenbaum, daß er verdorrt war bis auf die Wurzel.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Και το πρωι διαβαινοντες ειδον την συκην εξηραμμενην εκ ριζων.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.А вранці, мимо йдучи, побачили смоківницю всохлу від коріння.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.И тъй, като минаваха сутринта, видяха смоковницата изсъхнала от корен.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Поутру, проходя мимо, увидели, что смоковница засохла до корня.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.ויהי הם עברים בבקר ויראו את התאנה כי יבשה עם שרשיה׃
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.وفي الصباح اذ كانوا مجتازين رأوا التينة قد يبست من الاصول.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.早 晨 、 他 們 從 那 裡 經 過 、 看 見 無 花 果 樹 連 根 都 枯 乾 了
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.早晨 、 他們從 那 裡經過 、 看見 無花果 樹連 根 都 枯乾了
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.Alle dine Fæstninger er Figener og tidligmoden Frugt; når de rystes, falder de den spisende i Munden.
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.너의 모든 산성은 무화과나무의 처음 익은 열매가 흔들기만 하면 먹는 자의 입에 떨어짐과 같으리라
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.Minden erõsséged olyan, mint a zsenge gyümölcsû fügefa; ha megrázatnak, az evõ szájába hullnak.
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.Všecky tvé pevnosti jsou jako fíkové s ovocem ranním, jimž jakž se zatřese, prší do úst toho, kdož by jedl.
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.Všetky tvoje hrady budú jako fíky so skorými fíkami; ak ich zatrasú, padnú do úst toho, kto ide jesť.
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.כל מבצריך תאנים עם בכורים אם ינועו ונפלו על פי אוכל׃
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.جميع قلاعك اشجار تين بالبواكير اذا انهزّت تسقط في فم الآكل.
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.你 一 切 保 障 必 像 無 花 果 樹 上 初 熟 的 無 花 果 . 若 一 搖 撼 、 就 落 在 想 喫 之 人 的 口 中
Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.你 一切 保障 必 像 無花果 樹上 初 熟 的 無花果 . 若 一 搖撼 、 就 落在 想 喫 之 人 的 口中
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod