Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.Notre méthode pour ce projet a été d'étudier soigneusement l'hydrologie.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.Podeszliśmy do tego w taki sposób, że uważnie zbadaliśmy hydrologię.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.Vi greb det an ved at studere hydrologien meget nøje.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.We benaderden dit door de hydrologie zeer zorgvuldig te bestuderen.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.Způsob, jakým jsme k tomu přistoupili, je že jsme studovali velmi pečlivě hydrologii.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.Ο τροπος που το προσεγγίσαμε ήταν μελετώντας την υδρολογία πολυ προσεκτικά.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.Для начала мы внимательно изучили гидрологию.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.Начинът, по който подходихме към това е да проучим хидрологията много внимателно.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.אז הדרך שאנחנו ניגשנו איתה היא שלמדנו בפירוט רב את מערכת המים.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.وهكذا فالنهج الذي اتبعناه هو أننا قمنا بدراسة الهيدرولوجية بعناية فائقة.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik.地域の水の分布や使われ方に注意を払い 現在と過去の生物相を学び
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Eén zo'n verhaal heb ik gedaan over de lederschildpad.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Egy ilyen sztori dokumentálta a kérgesteknőst.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Einer meiner Artikel berichtete über die Lederrückenschildkröte.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Eno izmed njih sem pripravil tudi sam, govori pa o usnjači.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.J'ai fait une histoire sur la tortue luth.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.그 일례가, 장수 거북에 대한 내용을 기록한 것입니다.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Một trong những câu chuyện như thế tôi đã thực hiện về loài rùa biển da lưng.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Och en sådan reportage gjorde jag om läderbaks-havssköldpaddan.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Una de esas notas que hice documentaba a la tortuga laúd.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Uno di questi tratta della tartaruga liuto.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Unul din aceste articole era despre broasca țestoasă pieloasă.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Zrobiłem m.in. reportaż o żółwiach skórzastych.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Σε ένα τέτοιο άρθρο παρουσίαζα την δερματοχελώνα.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Една такава история, която направих документира морската костенурка.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Например, я запечатлел кожистую морскую черепаху.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.Один з таких репортажів я зробив про шкіряну морську черепаху.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.בכתבה אחת כזאת תיעדתי את צב הים הגלדי.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.قمت بعمل قصة واحدة من هذا القبيل لتوثيق السلاحف البحرية الجلدية.
Bu öykülerden birinde deri sırtlı deniz kaplumbağasını inceledim.海ガメの中でも最大種で、広範囲に生息し
Bu problemi önce genel bir bakış açısıyla inceledim.He estudiado el problema desde una perspectiva ambiental.
Bu problemi önce genel bir bakış açısıyla inceledim.لقد نظرت الى هذه المشكلة من منظور بيئي
Buradaki ifadeyi bu videoda inceledik. -Ale mamy tę równość, którą już wykazaliśmy.
Buradaki ifadeyi bu videoda inceledik. -Esto aquí es exactamente lo que nos demostró sólo es exactamente lo que mostramos en este video solo.
Buradaki ifadeyi bu videoda inceledik. -هذا شيء هنا بالضبط ما كنا فقط ثبت، بالضبط ما أظهرنا فقط في هذا الفيديو.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.A zkoumali ty družiny v nejnáročnější denní době, což je doba vyzvedávání.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Dan mereka lakukan pengamata di jam-jam paling kritis yaitu waktu penjemputan anak
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.E estudaram essas creches nos momentos de maior tensão, que é a altura em que os pais vão buscar os filhos.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.És a legfeszültebb pillanatokban tanulmányozták a napköziket, amikor a szülők hazaviszik a gyerekeket.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Estudiaron esas guarderías en los momentos de mayor tensión que es el momento de recolección.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Hanno studiato questi asili nell'ora di massima tensione, cioé il momento dell'uscita dei bambini.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Họ nghiên cứu các trung tâm đó vào giờ cao điểm, là giờ đón học sinh.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Ils ont étudié ces crèches au moment où la tension est la plus forte, c'est-à-dire à l'heure de la sortie.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.그 탁아소들에서 가장 긴장감이 높을 때 즉 아이를 다시 데려가는 시간대를 관찰했습니다.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Študovali tieto day-care centrá v čase najvyššej prevádzky, čo je v čase vyzdvihovania si detí.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Und sie untersuchten diese Tagesstätten zum Zeitpunkt der größten Anspannung, nämlich zur Abholzeit.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Zze bestudeerden die kinderkribbes op het tijdstip van de grootste spanning, zijnde het afhaaluur.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Вони вивчали поведінку в дитячих садках в найбільш напружені години, коли батьки забирають дітей.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Они проводили свои наблюдения в час пик, когда родители забирают детей.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.והם בדקו את אותם מעונות היום בזמן של שיא הלחץ, שהוא זמן איסוף הילדים.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.ودرسوا مراكز الرعاية النهارية هذه في وقت أعلى درجات التوتر في اليوم، والذي هو وقت الانصراف.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.すなわちお迎えの時間を 調べたのです 一日中子供たちと過ごした先生は
Bu üç motoru ve diğer 47 tanesini inceledikten sonra이 세 종류의 기관을 비롯한 47종을 살펴본 후에,
Bu üç motoru ve diğer 47 tanesini inceledikten sonraאחרי שבדקנו את שלושת אלה ו-47 נוספים,
Bu üç motoru ve diğer 47 tanesini inceledikten sonraفبعد النظر إلى هؤلاء الثلاثة و47 آخرين
Bu üç motoru ve diğer 47 tanesini inceledikten sonraスターリングエンジンが最も適しているという 結論を出しました
Büyük camgözlerin genetiğini incelediklerinde, çeşitliliğin çok düşük olduğunu görmüşler.Al observar la genética de los tiburones peregrinos hallaron una diversidad increíblemente baja.
Büyük camgözlerin genetiğini incelediklerinde, çeşitliliğin çok düşük olduğunu görmüşler.Când au studiat genetica rechinilor peregrini, au găsit o diversitate incredibil de mică.
Büyük camgözlerin genetiğini incelediklerinde, çeşitliliğin çok düşük olduğunu görmüşler.Jde o to, že když zkoumali genetiku žraloků velikých, zjistili, že diverzita je neuvěřitelně malá.
Büyük camgözlerin genetiğini incelediklerinde, çeşitliliğin çok düşük olduğunu görmüşler.Keď skúmali genetiku žralokov obrovských, zistili, že diverzita je nesmierne malá.