Ana içeriğe geç
Sözlük

ince ile cümle

ince kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu dizüstü bilgisayar çok incedir.This laptop computer is very thin.
Diş hekimleri dişlerinizi incelemek için röntgen çekerler.Dentists take x-rays to examine your teeth.
Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı.The submarine had to break through a thin sheet of ice to surface.
Akıl sağlığı ile delilik arasındaki ince çizgi daha incelmiştir.The thin line between sanity and madness has gotten finer.
Japonlar genellikle incedirler.Japanese people in general are polite.
Yabanturpunu soy ve ince ince doğra.Peel and finely chop the horseradish.
Bayırturpunu soy ve ince ince doğra.Peel and finely chop the horseradish.
Onları yakından incelediler.They studied them closely.
Yıldızları incelemek için bir gözlemevi yaptı.He built an observatory to study the stars.
O, uzun kol ve bacaklarıyla, çok uzun boylu ve inceydi.He was very tall and thin, with long arms and legs.
Tom'un ince dudaklar vardır.Tom has thin lips.
Tom Mary'yi onun işini baştan sona incelerken yakaladı.Tom caught Mary snooping through his stuff.
Kaslar yüzlerce ince liften yapılmıştır.Muscles are made of hundreds of thin fibers.
Tom belgeleri dikkatle inceledi.Tom looked over the documents carefully.
Uzun kolları ve bacakları olan, çok uzun boylu ve ince idi.He was very tall and slim, with long arms and legs.
Bir kitap ince ve diğeri kalın; kalın olan yaklaşık 200 sayfa.One book is thin and the other is thick; the thick one has about 200 pages.
Hem kedileri hem de filozofları çok inceledim. Kedilerin bilgeliği son derece üstündür.I have much studied both cats and philosophers. The wisdom of cats is infinitely superior.
Laura incelikle dans etti.Laura danced gracefully.
Biz bir taşa çok benzeyen bir tür zehirli kurbağa inceliyoruz.We study a species of poisonous frog very similar to a stone.
Mary ince bir gövdeye sahip.Mary has a lean body.
Tom yaşamını bu olguyu incelemeye adamış.Tom devoted his life to the study of this phenomenon.
Mary ince ve uzun boyludur.Mary is lean and tall.
İyi olması için pâte brisée ince ve dilimler hâlinde olmalıdır.To be good, pâte brisée should be light and flaky.
Mars ince atmosferli büyük bir kayadır.Mars is a large rock with a thin atmosphere.
Yeni dizüstü bilgisayarım eskisinden daha ince ve daha hafif.My new laptop is thinner and lighter than my old one.
Yusufçuk incelikle suyun üzerinden geçti.The dragonfly gracefully passed over the water.
Bilim insanları dendrokronolojik kayıtları inceledi.The scientists examined dendrochronological records.
O çok ince.It's too thin.
Bütünüyle bunu incelememiz gerekiyor.We need to view this in its entirety.
Yeni telefonum eskisinden daha ince.My new phone is thinner than my old phone.
Sanırım çok ince eleyip sık dokuyorsun.I think you're too picky.
Kabul edilebilirler ve edilemezler arasında ince bir çizgi vardır.There's a fine line between what's acceptable and what's not.
Aşk ve nefret arasında ince bir çizgi vardır.There's a fine line between love and hate.
Dahilik ve aptallık arasında ince bir çizgi vardır.There's a fine line between genius and stupidity.
Dahilik ve delilik arasında ince bir sınır vardır.There's a fine line between genius and insanity.
Tutumlu olmakla ucuz olmak arasında ince bir çizgi vardır.There's a fine line between being frugal and being cheap.
Bunu bir kez daha inceleyelim.Let's go over it one more time.
Polis bu yerin her santimini ince eleyip sık dokudu.The police went over every inch of this place.
Bu benim son incelemem.This is my last review.
Bu benim en son incelemem.This is my latest review.
Bunu incelemeni istiyorum.I'd like you to look into it.
Onlar onu incelememi istemediler.They didn't want me to examine it.
Biraz daha incelikli bir şeye ihtiyacımız var.We need something a bit more subtle.
Tom Mary ile birlikte birkaç şeyi ince eleyip sık dokumak istedi.Tom wanted to go over a few things with Mary.
Tom belgeyi dikkatle inceledi.Tom studied the document carefully.
Bunu inceleyin.Examine this.
Onları inceleyin.Examine them.
Onu inceleyin.Examine it.
Önce bu deneyde kullanılan katalizörü incelemek istiyorum.First, I'd like to examine the catalyst used in this experiment.
Senin raporunu inceleyeceğim.I will examine your report.
Bana işin inceliklerini gösterdi.He showed me the ropes.
Sen ince eleyip sık dokuyorsun.You're splitting hairs.
Seni inceledim.I've studied you.
Bu kahveyi çok ince öğüt.Grind this coffee very fine.
Bu tür ince ayrımlar yapmaya gerek yok.There's no need of making such fine distinctions.
Onu baştan aşağı inceledi.He examined it from top to bottom.
O ince ve seksi.She's slim and sexy.
Onun ince zekasına hayranım.I admire his wit.
O her gün daha ince görünüyordu.He appeared thinner every day.
Ben senin ince zekana sahip değilim.I don't have your wit.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod