Kalepark, Jules Verne'nin İnatçı Keraban eserinde tasvir edildiği şekliyle.Kalepark as depicted in Kéraban the Inflexible by Jules Verne.
Timur, inatçı Gürcü hükümdarını bastırmak için bu baskınların çoğuna liderlik etti.Timur personally led most of these raids to subdue the recalcitrant Georgian monarch.
Shige çok enerjik ama çok inatçı ve kararlı, güçlü bir kişiliği olan bir büyükanne.Shige is very energetic, but a very stubborn and hard boiled grandmother.
Pinky, inatçı Bayan Em'e hemşirelik yapar, ancak kızgınlığını gizlemez.Pinky nurses the strong-willed Miss Em, but does not hide her resentment.
Roma'nın inatçılığı krallıkta sorunlara yol açacaktı.In theory, the pope named his bishops and cardinals.
Maltalıların inatçı direnişi Eylül ayında kuşatmanın kaldırılmasına yol açtı.Stubborn resistance by the Maltese led to the lifting of the siege in September.
Mavi renkte giyinmiş kız bebeklere ise 'sert, güçlü, inatçı' vb. şekilde yanıt verdiler.Female babies in blue were called 'slugger, tough, strong, stubborn,' etc.
Dış yardım programları bile bürokratik inatçılığın ağırlığı altında uygulanmakta zorlanıyordu.Even foreign aid programmes struggled to implement under the weight of bureaucratic obduracy.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Er ist urkomisch und äußerst ergreifend.
Chihuahua inatçı bir köpektir.Goliath ist ein intelligentes Hundemädchen.
Katır gibi inatçı.Têtu comme une mule.
İnatçıdır ve kıskanacak kadar ailesine bağlanır.Son activité est très lucrative et elle est jalousement protégée par sa famille.
Sadece çok inatçıdır."Ils sont très durs. ».
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Il n'est jamais grossier et ne perd jamais son sang-froid.
O 'nun dayanıklılığı ve inatçı güreşi ona bu başarıyı getirdi.Son habileté technique et sa très forte endurance lui permettent cette performance.
Ali keçi gibi inatçı biri.Alí es terco como una mula.
Çocuk dedesine çekmiş, çok inatçı.El niño ha salido a su abuelo, es muy cabezota.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.¡Que nos den nuestro sustento!».
Chihuahua inatçı bir köpektir.Él es un perro chihuahua.
Moran, adı kendisi gibi Jacques olan inatçı oğlunu da yanına alarak yola çıkar.Inicia la búsqueda, llevando con él a su hijo recalcitrante, también llamado Jacques.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Se trata de un ave muy elusiva y tímida, que nunca abandona la cobertura forestal durante el día.
Babam hatalarını kabul edemeyecek kadar inatçıdır.Mio padre è troppo testardo per ammettere le sue colpe.
Ne kadar inatçısın!Come sei testardo!
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Ha fatto bene e ne sono orgoglioso.
Ama kızın babası inatçı hancı bunu kabul etmez.Entrambi i genitori del ragazzo, purtroppo, non la prenderanno molto bene.
İnatçı bir çocuktur.È un ragazzo molto presuntuoso.
Kuzey kesimde beş no'lu kale, inatçı bir direnç göstermeyi sürdürdü.A nord, anche il forte 5 si dimostrò essere ben difeso.
Çok inatçıdır.È molto testarda.
İnatçı, güvenli ve efendisine karşı duyguludur.Si dimostra coraggioso, affidabile e affettuoso nei confronti del suo padrone.
Sen inatçısın.Ты упрямый.
Fransız'ın bu kadar kaba, inatçı ve kibirli olması beni şaşırttı.Я был поражён тем, насколько этот француз груб, упрям и высокомерен.
Burada niyetim körü körüne inatçılık yapmak değil ama nihayetinde ısrarcıyım.Я не то чтобы упрямая, но настойчивая.
Buradaki ısrarcı tavrımın kuru inatçılık olarak değerlendirilmemesi gerekir.Я не то чтобы упрямая, но настойчивая.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Хор: Surely He hath borne our griefs (инф.)
Kimse de onunla alay etmez, onun önceki inatçı, kavgacı, Herik beyliğine de pek haram gelmezmiş.Нравом он совсем не походил на своего предшественника, так как был сребролюбив и несправедлив.
Sadece çok inatçıdır."Старательный только очень».
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır."لنريه من آياتنا" أي: بعض الآيات الدالة على قدرة الله وعظمته، وليس كل الآيات .
İnatçı bir çocuktur.الطفل العنيد.
Çok inatçıdır.وهو جد الزباء.
Kimse de onunla alay etmez, onun önceki inatçı, kavgacı, Herik beyliğine de pek haram gelmezmiş.(فإن كان المتصل بهما ليس علماً ولا صفة : كسرحان ، كسرت ما قبل ياء التصغير وقلبت ألفه ياء.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Estávamos em êxtase por estar com os nossos ídolos."
O 'nun dayanıklılığı ve inatçı güreşi ona bu başarıyı getirdi.Sua habilidade técnica e grande resistência lhe permitiram este desempenho.
Sadece çok inatçıdır."Muito intenso".
Çok inatçıdır.Ele é teimoso.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Ja, hij is het geweest, die onze vereeniging gemaakt heeft tot wat zij nu is.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward wordt in het boek door Bella beschreven als charmant, vriendelijk, vasthoudend en heel koppig.
Fakat kentin güneyinde inatçı bir direnişle durduruldu.De Noordelijke aanval werd door hardnekkige tegenstand tijdelijk tot stilstand gebracht.
Salmonella insanlarda görülen en sık inatçı bakteridir.Salmonellose is de het vaakst aangegeven zoönose.
Ben o kadar inatçı olduğunu hiç düşünmemiştim.Ik had nooit gedacht dat hij zo koppig was.
O inatçılığı babamdan miras aldım.Ik heb die koppigheid van mijn vader geërfd.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.W ten sposób przedstawiamy wyraźnie Nasze znaki dla ludzi, którzy wiedzą.”
Pogson ise buna karşılık inatçı davranış ve güney yarımkürede yapılması istenen bir gözleme katkı vermemiştir.Buchanan nie podjął aktywnych działań w tej kwestii, będąc gotowym na dalsze ustępstwa wobec Południa.
Çok inatçıdır.Jest bardzo uparta.
İnatçı bir çocuktur.Był grubym chłopcem.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Det formade och påverkade vår lyrik."
Genellikle sevecen bir karaktere sahip olsa da zaman zaman inatçı ve dikkafalı olabilmektedir.Trots att hon ofta uppvisar en viljestark personlighet kan hon även vara både tillgiven och känslomässig.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Hon är mycket envis och bestämd och väldigt bortskämd.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward beskrivs av Bella som mycket vacker och tilldragande, men mystisk.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Невелемовний і гордий.
İnatçı bir çocuktur.Завзятий юнак.