Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?Mert szilajkodik Izráel mint a szilaj üszõ; most tágas földön legelteti õket az Úr, mint a bárányt.
Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?Nebo jako jalovice tvrdošijná tvrdošijný jest Izrael, jižť je pásti bude Hospodin jako beránka na prostranně.
Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?Om Israel spjärnar emot såsom en obändig ko, månne HERREN ändå skall föra dem i bet såsom lamm i vida öknen
Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?Thi som en uvan Ko er Israel uvan, skal HERREN så lade dem græsse i Frihed som Lam?
Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?כי כפרה סררה סרר ישראל עתה ירעם יהוה ככבש במרחב׃
Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?انه قد جمح اسرائيل كبقرة جامحة. الآن يرعاهم الرب كخروف في مكان واسع.
Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?以 色 列 倔 強 、 猶 如 倔 強 的 母 牛 . 現 在 耶 和 華 要 放 他 們 、 如 同 放 羊 羔 在 寬 闊 之 地
Çünkü İsrail inatçı bir inek gibi inat etti, Şimdi RAB nasıl güder onları otlakta kuzu gibi?以色列 倔強 、 猶如 倔強 的 母牛 . 現 在 耶和華 要 放 他 們 、 如同 放 羊羔 在 寬闊 之地
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Au fost vreo doi cam încăpăţânaţi, dar a trebuit să vorbesc cu ei.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Cũng có vài người khá kiên quyết, nhưng tôi đã nói nói chuyện với họ.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Einige waren etwas störrisch, ich musste mit ihnen reden
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Er waren er een paar die een beetje koppig waren, waar ik wat moest op inpraten.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Houve alguns um pouco teimosos, e tive que conversar com eles.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Hubo un par un poco testarudos pero tuve que hablar con ellos.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Kilku było bardziej opornych, ale musiałem z nimi porozmawiać.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.약간 엄격하신 분들이 두세 분 정도 계셨는데 어쨌든 말씀은 드렸죠.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti. Onları kenara çekip durumu anlattım.Bylo jich pár, co byli trochu tvrdohlaví, ale musel jsem si s nimi promluvit, vzal jsem si je stranou.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti. Onları kenara çekip durumu anlattım.Некоторые были немного упрямы, так что пришлось отвести их в сторону и поговорить с ними.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Quelques uns étaient un peu têtus, et j'ai eu à les convaincre.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Un paio però erano duri da convincere e così gli ho dovuto parlare.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Υπήρξαν κανά δύο που ήταν λίγο πεισματάρηδες, αλλά έπρεπε να τους μιλήσω.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.Имаше двама, които бяха малко инати, но аз трябваше да говоря с тях.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.כמה מהם היו עקשנים, אבל דיברתי איתם.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.بعضهم كان عنيداً قليلاً، ولكن كان علي إقناعهم.
Daha inatçı olan birkaç tane vardı. onları ikna etmem gerekti.話を付けたので 問題ありません
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.David es audaz cuando se trata de tecnología, y es absolutamente tenaz.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.David (Fincher) 는 신기술을 사용하는 걸 무서워하지 않아요 그리고 대단한 끈기를 가진 사람이죠.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.David không hề sợ sệt trước công nghệ, và anh ấy rất kiên quyết.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.David ne craint pas les nouvelles technologies, et il est vraiment tenace.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.David nie boi się technologii i jest całkowicie nieustępliwy.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.David nu se teme de tehnologie, este perseverent.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.Er ist furchtlos wenn es um Technologie geht, und er ist absolut hartnäckig.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.Hij laat zich niet van zijn stuk brengen door de technologie en kan zich ergens in vastbijten.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.Ο Ντέιβιντ είναι ατρόμητος με την τεχνολογία, και είναι πραγματικά πεισματάρης.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.Давид не боится технологий, и у него просто железная хватка.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.Девід абсолютно не боїться технологій і в нього просто залізна воля.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.Дейвид не се бои от технологиите и е страшно упорит.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.עכשיו, פינצ'ר הוא אדם מעניין. דיויד הוא חסר פחד מטכנולוגיה,
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.ديفيد لا يخاف من التكنولوجيا ، وانه لا ريب عنيد.
David teknolojiden korkmuyordu, ve kesinlikle çok inatçıydı.またプロジェクトに強い執着がありました 「ノー」は存在しなかったのです
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelDia memberitahu dokternya, yang menerbitkan kajian kasus di sebuah jurnal kedokteran Kanada dengan judul
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelEle contou ao médico, que publicou um relatório do caso numa revista médica canadiana sob o título:
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelHan fortalte det til sin læge, der udgav en rapport i en canadisk medicinsk journal med titlen,
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelHij vertelde het zijn dokter, die een studie publiceerde in een Canadees medisch tijdschrift, onder de titel
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelI-a spus doctorului, care a publicat un raport al cazului într-un jurnal medical canadian sub titlul,
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelIl le dit à son docteur, qui publia une étude de cas dans un journal médical canadien sous le titre:
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelLe dijo a su doctor, quien publicó un reporte del caso en un revista médica canadiense bajo el titulo
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelParlò col suo medico, il quale pubblicò un articolo sul suo caso, su una rivista medica canadese, col titolo
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelPovedal to svojmu doktorovi, ktorý o tom publikoval správu v časopise Kanadskej medicíny pod názvom,
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelŘekl to svému doktorovi, který publikoval popis případu v Kanadském lékařském časopise pod názvem:
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların PotansiyelZgłosił to lekarzowi, który opublikował studium przypadku, w Kanadyjskim periodyku, zatytułowawszy je:
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların Potansiyelהוא סיפר לרופא, שפרסם זאת בדו"ח במגזין רפואה קנדי, תחת הכותרת,
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların Potansiyelفأخبره طبيبة بذلك .. والذي قام بدور بنشر رسالة بحث عن الامر في صحيفة الطب الكندية تحت عنوان
Doktoruna durumu anlattı, doktoru da Kanada'da bir tıp bülteninde, "İnatçı Hıçkırıkların Potansiyelこのお医者さんがカナダの医学雑誌に 『難治性しゃっくり治療法としての性交の可能性』
Düne kadar inatçılık ediyordu ve girmeyeceğini söylüyordu. neden aniden...?Även tills igår, så var han envis och sa att han inte skulle göra det... varför helt plötsligt....?
Düne kadar inatçılık ediyordu ve girmeyeceğini söylüyordu. neden aniden...?Až do včerajška bol tvrdohlavý a hovoril, že nepôjde... ... prečo tak zrazu...?
Düne kadar inatçılık ediyordu ve girmeyeceğini söylüyordu. neden aniden...?Cho đến hôm qua, nó vẫn bướng bỉnh nói không thi... Sao tự nhiên...?
Düne kadar inatçılık ediyordu ve girmeyeceğini söylüyordu. neden aniden...?Fino a ieri, è stato testardo e diceva che non avrebbe fatto il test... perchè così all'improvviso...?
Düne kadar inatçılık ediyordu ve girmeyeceğini söylüyordu. neden aniden...?Jeszcze wczoraj nie chciał podejść do tego testu... czemu tak z nienacka...?
Düne kadar inatçılık ediyordu ve girmeyeceğini söylüyordu. neden aniden...?Jusqu'à hier, il restait buté disant qu'il n'irait pas... Pourquoi tout à coup ?