Ana içeriğe geç
Sözlük

inanmazlar ile cümle

inanmazlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
46
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Ha rájok mosolyogtam, nem bizakodtak el, és arczom derüjét nem sötétíték be.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Je leur souriais quand ils perdaient courage, Et l`on ne pouvait chasser la sérénité de mon front.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Jeźlim żartował z nimi, nie wierzyli, a powagi twarzy mojej nie odrzucali.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.그들이 의지 없을 때에 내가 함소하여 동정하면 그들이 나의 얼굴 빛을 무색하게 아니하였었느니라
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Kutersenyum kepada mereka ketika mereka putus asa; air mukaku yang bahagia menambah semangat mereka
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Minä hymyilin heille, kun he olivat toivottomat, ja minun kasvojeni loistaessa eivät he synkiksi jääneet.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Mistrøstige smilte jeg til, mit Åsyns Lys fik de ej til at svinde.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.När de misströstade, log jag emot dem, och mitt ansiktes klarhet kunde de icke förmörka.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Når de var motløse, smilte jeg til dem, og mitt åsyns lys kunde de ikke formørke.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Se a loro sorridevo, non osavano crederlo, né turbavano la serenità del mio volto
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Smial som sa na nich žartujúc, neverili a nedali padnúť svetlu mojej tvári.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Tôi mỉm cười với chúng , khi chúng bị ngã_lòng ; Họ chẳng hề làm rối nét_mặt bình tịnh tôi được .
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Tôi mỉm cười với chúng, khi chúng bị ngã lòng; Họ chẳng hề làm rối nét mặt bình tịnh tôi được.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Žertoval-li jsem s nimi, nevěřili; pročež u vážnosti mne míti neoblevovali.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Εγελων προς αυτους, και δεν επιστευον και την φαιδροτητα του προσωπου μου δεν αφινον να πεση.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Бывало, улыбнусь им – они не верят; и света лица моего они не помрачали.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Усмихвах се на тях, когато бяха в отчаяние; И те не можаха да потъмнеят* светлостта на лицето ми.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.אשחק אלהם לא יאמינו ואור פני לא יפילון׃
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.ان ضحكت عليم لم يصدقوا ونور وجهي لم يعبسوا.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.他 們 不 敢 自 信 、 我 就 向 他 們 含 笑 . 他 們 不 使 我 臉 上 的 光 改 變
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.他 們 不 敢 自信 、 我 就 向 他們含笑 . 他 們 不 使 我 臉上 的 光 改變
Musa, ‹‹Ya bana inanmazlarsa?›› dedi, ‹‹Sözümü dinlemez, ‹RAB sana görünmedi› derlerse, ne olacak?››모세가 대답하여 가로되 그러나 그들이 나를 믿지 아니하며 내 말을 듣지 아니하고 이르기를 여호와께서 네게 나타나지 아니하셨다 하리이다
Musa, ‹‹Ya bana inanmazlarsa?›› dedi, ‹‹Sözümü dinlemez, ‹RAB sana görünmedi› derlerse, ne olacak?››Moses svarte: De vil visst ikke tro mig og ikke høre på mig, de vil si: Herren har ikke åpenbaret sig for dig.
Musa, ‹‹Ya bana inanmazlarsa?›› dedi, ‹‹Sözümü dinlemez, ‹RAB sana görünmedi› derlerse, ne olacak?››ויען משה ויאמר והן לא יאמינו לי ולא ישמעו בקלי כי יאמרו לא נראה אליך יהוה׃
Musa, ‹‹Ya bana inanmazlarsa?›› dedi, ‹‹Sözümü dinlemez, ‹RAB sana görünmedi› derlerse, ne olacak?››فاجاب موسى وقال ولكن ها هم لا يصدقونني ولا يسمعون لقولي. بل يقولون لم يظهر لك الرب.
Musa, ‹‹Ya bana inanmazlarsa?›› dedi, ‹‹Sözümü dinlemez, ‹RAB sana görünmedi› derlerse, ne olacak?››摩 西 回 答 說 、 他 們 必 不 信 我 、 也 不 聽 我 的 話 、 必 說 、 耶 和 華 並 沒 有 向 你 顯 現
Musa, ‹‹Ya bana inanmazlarsa?›› dedi, ‹‹Sözümü dinlemez, ‹RAB sana görünmedi› derlerse, ne olacak?››摩西 回答 說 、 他 們 必 不 信 我 、 也 不 聽 我的話 、 必說 、 耶和華 並沒 有 向 你 顯現
Söylediklerimize inanmazlarsa, DNA testi isterler.Ha nem hisznek nekünk, azt fogják kérni, hogy legyen apasági vizsgálat.
Söylediklerimize inanmazlarsa, DNA testi isterler.Αν δεν πιστεύουν ότι τους πούμε, θα ζητήσουν γενετικό τεστ(DNA τεστ).
Söylediklerimize inanmazlarsa, DNA testi isterler.اذا لم يصدقوا ما نقول سيطلبون اختبار الدي ان اي
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.Da dove vengo io, le persone non crederebbero nemmeno che tutto questo esiste.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.És tényleg, ahonnan jöttem, az emberek el sem hinnék, hogy ilyesmi létezik.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.Et, genre, les gens ne croiraient pas, sérieusement, d'où je suis, que ça existe vraiment.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.I, no, ludzie nie uwierzą, serio, skąd jestem, że to w ogóle istnieje.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.Şi, deci, oamenii nu ar crede, serios, de unde sunt eu, că lucrul ăsta chiar există.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.Und wo ich herkomme, würden die Menschen nicht glauben, dass es das überhaupt gibt, ehrlich.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.Y como, las personas de donde yo vengo, seriamente, no creerían, que esto existe.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.И даже хората, там откъдето съм, изобщо няма да повярват, че такива неща съществуват.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı. Gerçekten.И там, откуда я, люди, типа не поверят, что такое существует.
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı.우리나라 사람들은 테드라는 것이
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı.ואנשים לא יאמינו, ברצינות, מהיכן שאני באה,
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı.و، مثل، لن يصدق الناس ، فعلاً، من حيث أتيت ،
Ve yani, geldiğim yerde, insanlar, buranın varolduğuna dahi inanmazlardı.こんなイベントがあるって、他の人は信じてくれないかも
Zira komünist devletlerde, piyasalara inanmazlar.Want communistische regeringen geloofden niet in markten.
Zira komünist devletlerde, piyasalara inanmazlar.لنه في الحكومات الشيوعية،
Zira komünist devletlerde, piyasalara inanmazlar.彼らは、すなわち、彼らが見つけることが出来る、
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod