Ana içeriğe geç
Sözlük

inanmayacak ile cümle

inanmayacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Tom buna inanmayacak.Tom isn't going to believe this.
Siz arkadaşlar buna inanmayacaksınız.You guys are not going to believe this!
Asla inanmayacaklar bize.They'll never believe us.
Tom ne olduğuna inanmayacak.Tom won't believe what happened.
Neden kimse bana inanmayacak?Why won't anyone believe me?
O bana asla tekrar inanmayacak.He will never believe me again.
Tom asla bana tekrar inanmayacak.Tom will never believe me again.
Fiyata inanmayacaksın.You won't believe the price.
Kimse sana inanmayacak.Nobody will believe you.
Çamaşır makinesinde ne bulduğuma inanmayacaksın.You won't believe what I have found in the washing machine.
Tom yaptığıma asla inanmayacak.Tom will never believe what I did.
Tom onu bilerek yaptığıma asla inanmayacak.Tom will never believe that I did it on purpose.
Ona gerçeği söyledik ve o hala buna inanmayacak.We told him the truth and he still won't believe it.
Tom Mary'nin bunu yaptığına asla inanmayacak.Tom will never believe that Mary did that.
Bu öğleden sonra ne olduğuna inanmayacaksın.You won't believe what happened this afternoon.
Tom asla buna inanmayacak.Tom is never going to believe that.
Neden kimse bize inanmayacak?Why won't anyone believe us?
Tom bunu yaptığıma inanmayacak.Tom won't believe that I did that.
Tom asla buna inanmayacak, değil mi?Tom is never going to believe that, is he?
Bugün bulduğum şeye inanmayacaksın.You won't believe what I found today.
Yanıma kimin oturduğuna inanmayacaksın.You won't believe who sat next to me.
Kıyafetleri kendisinin yaptığını söylese de ona kimse inanmayacaktır.He tells the others, but they do not believe him.
Yani, inkar bile etsem, bana inanmayacaksınız ?That means, even if I deny it, you wouldn't believe me?
Houston, buna inanmayacaksınız, ama... ...diğer Armadillo geldi.Houston, you're not gonna believe this, but the other Armadillo has arrived.
Bize asla inanmayacak.He's never going to believe us.
Evet biliyorum, biliyorum Ona iltifat ettiğimde bana inanmayacakYeah, I know, I know when I compliment her she wont believe me.
Nasılsa bana inanmayacaksın!You won't believe me anyways!
Sana söyleyeceklerime inanmayacaksınYou wont believe what I tell you
Bana inanmayacaksın.You won't believe me.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.The first is, thou shalt not take the Bible literally.
Sizi görmezlerse buraya geldiđinize inanmayacaklardýr.Bom dia senhora, senhor...
Biz gerçekten şeytanları, inanmayacakların dostları kıldık.We have made the devils the friends of those who do not believe,
Yine de onlar inanmayacaklar mı?Will they not believe even then?
Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin söylediği söz gerçekleşti.Thus the word of your Lord about those who disobey comes true, that they do not believe.
İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
İçlerinden buna inanacak var, inanmayacak var.Some of them will believe in it, some will not.
Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmayacaksın."But you will not believe us even though we tell the truth."
Sen hırslanasıya istesen de, insanların çoğu inanmayacaktır.Many men will not believe howsoever you wish,
O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı.And he had recited it to them, and they had not believed (it would have been different).
Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?Yet for all you know they will not believe if the signs came to them.
Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz.But if they reject these things We shall entrust them to a people who will not deny.
Onlardan ona (Kur'ân'a) inanacaklar da var, inanmayacaklar da var.Some of them will believe in it, some will not.
Hâlâ inanmayacaklar mı?Will they not believe even then?
De ki: Deliller, Allah katındadır, fakat delil gelse de inanmayacaklarını anlamaz mısınız?But how do you know? Even if it did come, they still would not believe.
Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmayacaksın!”But you will not believe us even if we spoke truly.’
Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak.It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already!
Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak.It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already!
Tom'un bana söylediğine inanmayacaksın.Du wirst nicht glauben, was Tom mir gesagt hat!
Kimse ona inanmayacak.Personne ne le croira.
Hiç kimse Tom'a inanmayacak.Personne ne croira Tom.
Kimse Tom'a inanmayacak.Personne ne croira Tom.
Buna inanmayacaksın.No te lo vas a creer.
Tom'un bana az önce söylediğine inanmayacaksın.¡No te vas a creer lo que me acaba de decir Tom!
Tom buna asla inanmayacak.Tom no se lo creerá nunca.
Yanıma kimin oturduğuna inanmayacaksın.No te vas a creer quién está sentado a mi lado.
Buna kimse inanmayacak.Nadie se lo creerá.
Tom ona inanmayacak.Tom non ci crederà.
Ona inanmayacak kadar akıllı olmalıydım.Мне следовало быть достаточно умным, чтобы не поверить ей.
Ancak ne gelecekten geldiğine, ne de bir salgının yaklaştığına kimse inanmayacaktır.ومن يتبعَ غير الإسلام ديناً فلن يقبل منه وهو في الآخرة من الخاسرين.
Kıyafetleri kendisinin yaptığını söylese de ona kimse inanmayacaktır.Hoewel hij de waarheid vertelt, geloven zij hem niet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod