O inanmaya başlıyor.He's beginning to believe.
Hiç kimse buna inanmayacak.Nobody's going to believe this.
Bu şeye inanmaya başlamıyorsun, değil mi?You're not starting to believe this stuff, are you?
Buna inanmayacağına eminim.I'm sure you won't believe this.
Tom Mary'ye inanıp inanmayacağını bilmiyordu.Tom didn't know whether to believe Mary or not.
Siz arkadaşlar ne olduğuna inanmayacaksınız.You guys won't believe what happened.
Bugün ne olduğuna inanmayacaksın.You're not going to believe what happened today.
Bugün başıma gelenlere inanmayacaksın.You won't believe what happened to me today.
Ne bulduğuma asla inanmayacaksın.You'll never believe what I found.
Hiç kimse Tom'a inanmayacak.No one will believe Tom.
Tom'a ne olduğuna inanmayacaksın.You're not going to believe what happened to Tom.
Tom Mary'ye inanıp inanmayacağını bilmiyor.Tom doesn't know whether to believe Mary or not.
Sen kendine inanıncaya kadar hiç kimse sana inanmayacak.No one will believe in you until you believe in yourself.
Onun bana ne söylediğine inanmayacaksın!You won't believe what she told me!
Bugün ne olduğuna asla inanmayacaksın.You're never going to believe what happened today.
Hey, buna inanmayacaksın.Hey, you're not going to believe this.
Buna asla inanmayacaksın.You're never going to believe this.
Buna hiç inanmayacaksın.You're never going to believe this.
Buradan, manzaraya inanmayacaksın.You won't believe the view from here.
Sanırım Tom'a inanmaya başlamamızın zamanı.I think it's about time we started to believe Tom.
Buna inanmaya başlıyorum.I'm beginning to believe it.
Bunda inanmayacak ne var?What's so hard to believe?
Tom'a inanıp inanmayacağımı bilmiyorum.I don't know whether to believe Tom or not.
Tom, Mary'nin sessizliğine inanmaya çalıştı.Tom tried to buy Mary's silence.
Sana inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe you.
Onlara inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe them.
Ona inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe her.
Tom'un bana söylediğine inanmayacaksın.You won't believe what Tom told me.
Tom'a inanmayan tek kişi sen değilsin.You're not the only one who doesn't believe Tom.
Tom buna inanmayacak.Tom isn't going to believe this.
Siz arkadaşlar buna inanmayacaksınız.You guys are not going to believe this!
Asla inanmayacaklar bize.They'll never believe us.
Tom'a inanmaya eğilimliydim.I was inclined to believe Tom.
Tom ne olduğuna inanmayacak.Tom won't believe what happened.
Neden kimse bana inanmayacak?Why won't anyone believe me?
O bana asla tekrar inanmayacak.He will never believe me again.
Tom asla bana tekrar inanmayacak.Tom will never believe me again.
Bir süre sonra, o kendi yalanlarına inanmaya başladı.After a while, she began to believe her own lies.
Bir süre sonra, Tom kendi yalanlarına inanmaya başladı.After a while, Tom started to believe his own lies.
Fiyata inanmayacaksın.You won't believe the price.
Kimse sana inanmayacak.Nobody will believe you.
Çamaşır makinesinde ne bulduğuma inanmayacaksın.You won't believe what I have found in the washing machine.
Tom yaptığıma asla inanmayacak.Tom will never believe what I did.
Tom onu bilerek yaptığıma asla inanmayacak.Tom will never believe that I did it on purpose.
Ona gerçeği söyledik ve o hala buna inanmayacak.We told him the truth and he still won't believe it.
Tom Mary'nin bunu yaptığına asla inanmayacak.Tom will never believe that Mary did that.
Bu öğleden sonra ne olduğuna inanmayacaksın.You won't believe what happened this afternoon.
Tom asla buna inanmayacak.Tom is never going to believe that.
Tom'un bana inanmayacağını biliyorum.I know Tom won't believe me.
"Tom'un bana inanmayacağını biliyorum." "Ben de sana inanmıyorum.""I know Tom won't believe me." "I don't believe you either."
Sami, Ferit Bekir ve tarikatının öğretilerine inanmaya devam etti.Sami continued to believe in the teachings of Farid Bakir and his cult.
Sami, İsa'ya inanmaya başladı.Sami started believing in Jesus.
Neden kimse bize inanmayacak?Why won't anyone believe us?
Tom bunu yaptığıma inanmayacak.Tom won't believe that I did that.
Tom asla buna inanmayacak, değil mi?Tom is never going to believe that, is he?
Sami karmaya inanmaya başladı.Sami started to believe in karma.
Bugün bulduğum şeye inanmayacaksın.You won't believe what I found today.
Yanıma kimin oturduğuna inanmayacaksın.You won't believe who sat next to me.
Hayatının ileriki dönemlerinde fikrini değiştirdi ve beyaz ırkın korunacağına inanmaya başladı.Later on in his life, he altered his opinion to believe that the white race could be saved.
Ezherî'ye göre zındık ahirete ve Allah'ın birliğine inanmayan demektir.Atheists or believers, all in some point in life we stand before God, the existence of God.