Bana inanmaya ihtiyacınız yok ve inanmamalısınız da.היכנסו לאתר והביטו בתוצאות הבדיקות.
Bana inanmaya ihtiyacınız yok ve inanmamalısınız da.لستم بحاجة لتصديقي، ولا داعي لتصديقي
Bana inanmaya ihtiyacınız yok ve inanmamalısınız da.ウェブサイトで監査結果を見てみて下さい。
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Chúng tôi nhìn nhau và không thể tin được là chúng tôi đã làm được điều đó.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Ci siamo guardati increduli, incapaci di realizzare quello che avevamo appena compiuto.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Hitetlenkedve néztünk össze, hogy mit teljesítettünk.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Kami saling memandang dengan tatapan tidak percaya dengan apa yang baru saja kami selesaikan.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.우리는 우리가 방금 무엇을 해낸 것인지 믿기지 않는다는 표정으로 서로를 쳐다봤죠.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Ne uitam unul la celălalt cu aceste priviri de neîncredere în ceea ce tocmai am terminat.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Nos miramos el uno al otro con esas pintas de incredulidad ante lo que acabábamos de conseguir.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Nous nous sommes regardés sans arriver à réaliser ce que nous venions d'accomplir.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Olhámos uns para os outros com um olhar incrédulo perante o que acabáramos de completar.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Podívali jsme se na sebe a nemohli jsme uvěřit, co jsme zrovna dokázali.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Spoglądaliśmy na siebie z niedowierzaniem, że właśnie osiągnęliśmy nasz cel.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.We keken naar elkaar met zo een blik van ongeloof van wat we juist hadden verwezelijkt.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Wir sahen einander an mit diesen Blicken voller Unglaube, dass wir es fertiggebracht hatten.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Αλληλοκοιταχτήκαμε με εκείνα τα βλέμματα δυσπιστίας για το τι μόλις είχαμε καταφέρει.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Ми перезирнулися. Не могли повірити, що ми тільки-що зробили.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Мы смотрели друг на друга и не верили, что наконец-то дошли до цели.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.Споглеждахме се един други, с погледи, изразяващи недоверие, от това което бяхме постигнали току-що.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.הסתכלנו אחד על השני עם המבטים האלה של חוסר אמון במה שכרגע עשינו.
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.و نظرنا الى بعض بنظرات عدم التصديق لما انجزناه
Birbirimize az önce başardığımız şeye inanmayan gözlerle baktık.成し遂げたことが全く信じられませんでした そして彼らを見て思い出します
bir gün sekreterim koşarak içeri geldi ve dedi ki:"George inanmayacaksın ama biri caine'in Pasajında oynuyor.Jednoho dne přiběhla moje sekretářka do kanceláře, Georgi, tomu nikdy neuvěříš. Někdo hraje v Cainově herně.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.A primeira é: "Não encararás a Bíblia à letra".
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Az első - "Ne vedd szó szerint a Bibliát".
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Bài học đầu tiên là -- nhà ngươi sẽ không thực hiện đúng từng chữ trong kinh thánh.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.De eerste is: gij zult de Bijbel niet letterlijk nemen.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Den första är, du skall icke läsa bibeln bokstavligt.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Die erste ist -- "Du sollst die Bibel nicht wörtlich nehmen."
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Ensimmäinen on -- Älä ota Raamattua kirjaimellisesti.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.첫 번째는 '성서를 문자 그대로 따르지 말지어다'
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.La prima è... "Non seguirai la Bibbia letteralmente".
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.La primera es: "No tomarás la Biblia literalmente".
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Le premier c'est -- Tu prendras pas la Bible au sens littéral.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Pertama - Janganlah mengambil isi Kitab Suci secara harafiah.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Pierwsza to: "Zaprawdę powiadam ci, nie traktuj Biblii dosłownie".
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Prima este -- Să nu iei Biblia în mod literal.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Prva je, ne jemlji Biblije dobesedno.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Zaprvé: Nebudeš bráti Písmo svaté doslovně.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Το πρώτο είναι, "Μην παίρνεις τη Βίβλο κυριολεκτικά"
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Первый -- не восприми Библию буквально.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.Първият е -- Не приемай Библията буквално.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.זה הראשון - לא לקחת את התנ"ך פשוטו כמשמעו.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.اولا يجب ان لا تتبع كل ما جاء في الإنجيل حرفيا.
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.これは早い段階ではっきりとわかりました
Birincisi - Incil'e harfi harfine inanmayacaksin.第一,你不應該硬性地跟隨字面上去理解聖經的意思。
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.C'est trop déprimant (Rires)
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Då blir det rätt snabbt uppenbart att det endast finns två slags män i världen, dvärgar och prinsar.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Det bliver meget hurtigt klart for dig, at der kun er to slags mænd i verden, dværge og prinser.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.E repede evident că-s doar două feluri de bărbați pe lume: pitici și prinți din poveste.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Es wird auf der Stelle klar, dass es nur zwei Sorten Männer gibt: Zwerge und Märchenprinzen.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.이건 빨리 알아 차리게 됩니다. 세상에는 두 가지 종류의 남자, 즉, 난쟁이들과 매력적인 왕자님이 있다는 걸요.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Szybko staje się oczywiste że istnieją tylko dwa rodzaje ludzi na świecie, Krasnoludy i Książęta z bajek.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Torna-se logo óbvio que só há dois tipos de homens no mundo: os anões e os príncipes encantados.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Γίνεται γρήγορα ολοφάνερο ότι υπάρχουν μόνο δυο είδη ανδρών στον κόσμο, νάνοι και Πρίγκηπες.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Бързо става очевидно, че има само два вида мъже в света - джуджета и чаровни принцове.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.Сразу становится понятно, что в мире есть только два типа мужчин — гномы и обаятельные принцы.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.וזה נהיה ברור במהירות שישנם רק שני סוגים של גברים בעולם גמדים ונסיכי חלומות.
Bir süre sonra dünyada sadece iki tür erkek olduğuna inanmaya başlarsınız, cüceler ve prens.أصبح واضحاً بشكل سريع هناك فقط نوعان من الرجال في العالم الأقزام والأمير الساحر