inanmayı ile cümle

inanmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İster inanın ister inanmayın, doğada yakıt üreten mikroplar var.There are microbes out there that actually make gasoline, believe it or not.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.You have to choose to believe in hope.
Eğer o zaman biri size, ‹İşte Mesih burada›, ya da ‹İşte şurada› derse, inanmayın."Then if any man tells you, 'Behold, here is the Christ,' or, 'There,' don't believe it.
Eğer o zaman biri size, ‹İşte Mesih burada›, ya da, ‹İşte şurada› derse, inanmayın.Then if anyone tells you, 'Look, here is the Christ!' or, 'Look, there!' don't believe it.
De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız!Tell them: "Make no excuses; we do not believe you.
Dediler ki: "Yerden bize bir göze fışkırtmadıkça sana inanmayız!"And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Ona inanmayıp keyfine uyan kimse, seni on(a inanmak)dan alıkoymasın, sonra helak olursun!So do not let those who do not believe in it and follow their vain desires, turn you away from it.
Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız."And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
"Öyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın."So do not let those who do not believe in it and follow their vain desires, turn you away from it.
"Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız."He is just a man who invents a lie about God; we cannot believe in him."
Dediler ki: Bize yeryüzünden bir kaynak çıkarıp akıtmadıkça inanmayız sana.And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Bu, ancak yalan yere Allah'a iftira eden bir adam ve biz, ona inanmayız.He is just a man who invents a lie about God; we cannot believe in him."
Dininize uyandan başkasına inanmayın." Söyle onlara: "Hidâyet, Allah'ın kılavuzlamasıdır."And do not believe those who do not belong to your faith."
Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın. " (Resulüm!)"And do not believe those who do not belong to your faith."
Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir.God has informed us about you; and God and His Apostle shall watch your conduct.
"Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler)."And do not believe those who do not belong to your faith."
De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız.Tell them: "Make no excuses; we do not believe you.
Biz ikinize de inanmayız".We shall not believe in what you say.
Biz de senin sözünle tanrılarımızı terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayız."We shall not abandon our gods because you say so, nor believe in you.
Biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeylere inanmayız." dediler.We reject what is sent with you."
Biz, mümkün değil, size inanmayız.” [7,70]We shall not believe in what you say.
Elçileri kendilerine açık delillerle gitmişlerdi, ancak onlar inanmayı reddetmişlerdi.Their apostles had brought clear proofs to them, yet they never believed.
Biz size asla inanmayız."We shall not believe in what you say.
Dediler ki: "Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız."And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Ona inanmayıp hevesine uyanlar seni ondan saptırmasın, sonra başüstü düşersin.So do not let those who do not believe in it and follow their vain desires, turn you away from it.
İnkarcılar, "Biz ne bu Kuran'a ne de ondan öncekilere inanmayız," dediler.The unbelievers say: "We do not believe in this Qur'an, nor in what was (sent) before it."
Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız."And when you said “O Moosa!
Ve dininize uyan kişiden başkasına inanmayın.and believe not any but him who follows your religion.'
Dininize uyandan başkasına inanmayın."and believe not any but him who follows your religion.'
Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi".Say: 'Do not excuse yourselves; we will not believe you.
De ki: "Boşuna özür saymayın; size artık inanmayız, ALLAH durumunuzu bize bildirmiş bulunuyor.Say: 'Do not excuse yourselves; we will not believe you. God has already told us tidings of you.
Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın. "And believe not save one who followeth your religion.
De ki: (Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir.They will excuse themselves unto you when ye return to them.
De ki: "İster inanın ona, ister inanmayın.Say (O Muhammad SAW to them): "Believe in it (the Quran) or do not believe (in it).
Ve biz sana inanmayız."And we are not believers in you.
Biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana inanmayız!” dediniz.We shall never believe in you till we see Allah plainly."
De ki: “İster inanın ona, ister inanmayın.Say (O Muhammad SAW to them): "Believe in it (the Quran) or do not believe (in it).
De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın!"Say (O Muhammad SAW to them): "Believe in it (the Quran) or do not believe (in it).
Biz ona inanmayız."We have no faith in him.”
Bir zamanlar ya Musa demiştiniz, Allah'ı apaçık görmedikçe inanmayız sana.And recall that you said, “O Moses, we will not believe in you unless we see God plainly.”
Ona çıktığına da asla inanmayız.Or you ascend into the sky.
Bir zaman da: “Ey Mûsâ! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana inanmayız!” dediniz.And recall that you said, “O Moses, we will not believe in you unless we see God plainly.”
Bir zamanlar, "Ey Musa, ALLAH'ı fiziksel olarak görmedikçe inanmayız," demiştiniz.And recall that you said, “O Moses, we will not believe in you unless we see God plainly.”
Size kesinlikle inanmayız.We will not believe you.
Kim inanmayı kabul etmezse, onun ameli boşa çıkmıştır ve o, ahirette kaybedenlerdendir.Whoso denieth the faith, his work is vain and he will be among the losers in the Hereafter.
Kim inanmayı kabul etmezse tüm yaptıkları boşa çıkmıştır ve o, ahirette de kaybedenlerdendir.Whoso denieth the faith, his work is vain and he will be among the losers in the Hereafter.
Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız."And we will not believe your ascension until you bring down for us a book that we may read.’
Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız!"And we will not believe your ascension until you bring down for us a book that we may read.’
Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız."And we will not believe your ascension until you bring down for us a book that we may read.’
Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin."And we will not believe your ascension until you bring down for us a book that we may read.’
Yükselsen bile okuyacağımız bir kitabı üzerimize indirmedikçe ona inanmayız."And we will not believe your ascension until you bring down for us a book that we may read.’
Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.We will not forsake our gods because of what you say. We do not believe you.
Kim (İslami hükümlere) inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir.Whosoever denies the belief, his labors will be annulled.
İnsanlar tanrılara inanmayı bırakırsa din mitoloji hâline gelir.Wenn die Menschen aufhören, an die Götter zu glauben, dann wird die Religion zur Mythologie.
Siz bakanlara inanmayınız.Traue deinen Augen nicht.
Çünkü suçlaması gereken kişi yalnızca kendisiydi ama o buna inanmayı reddediyordu.Sein Gefolge wollte ihn davon abhalten alleine zu gehen, er verweigerte dies jedoch.
Annesi Eylül'e inanmayıp onu yetimhaneye verir.En septembre, l'absence de donneuse l'oblige à rentrer chez elle.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.Au XVIe siècle, ce terme évolue pour prendre le sens de « feindre pour tromper ».
Şoförüm, "Ateş ettiler," derse inanmayın.Al rendirse exclamó: "¡No disparen!
Çünkü suçlaması gereken kişi yalnızca kendisiydi ama o buna inanmayı reddediyordu.El juez que la iba a juzgar quiso que renegara de su fe, pero ella se negó.
İlgili Sayfalar