inanmayı ile cümle

inanmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ona inanmayı zor buluyorum.I find it difficult to believe.
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.Believe it or not, she has three children.
Onun suçlu olduğuna inanmayı reddetti.He refused to believe that she was guilty.
Buna inanmayı zor buluyorum.I find it hard to believe.
Tom ona inanmayı zor buldu.Tom found that difficult to believe.
Tom Mary'nin suçlu olduğuna inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary was guilty.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığına inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary didn't like him.
İster inanın ister inanmayın, ben aslında resim çizebilirim.Believe it or not, I can actually draw.
Ben Tom'un adam kaçırmaya karıştığını inanmayı zor buluyorum.I find it hard to believe that Tom was involved in the kidnapping.
Ona ister inanın ister inanmayın.Believe it or not.
Asla ona inanmayın, o bir yalancı.Never believe him, he's a liar.
Tom Mary'nin ondan hiç hoşlanmadığına inanmayı zor buldu.Tom found it hard to believe that Mary didn't like him at all.
O bize inanmayı reddetti.He refuses to believe us.
Asla kimseye inanmayın.Never trust anybody.
Sadece Tom'un gerçekten ona inandığına inanmayı zor buluyorum.I just find it hard to believe that Tom really believes that.
Durum hakkında bir şey yapamayacağımıza inanmayı reddediyorum.I refuse to believe that we can't do anything about the situation.
Ona inanmayı reddettim.I refused to believe it.
Amerika insan sınıflarının olmadığına inanmayı sever.America likes to believe that it's a classless society.
Ona inanmayın.Don't believe him.
Ona inanmayın, o yalan söyler.Don't believe her, she tells lies.
Duyduğunuz her şeye inanmayın.Don't believe everything that you hear.
Noel Baba'ya inanmayı bıraktığında kaç yaşındaydın?How old were you when you stopped believing in Santa Claus?
Tom Mary'nin öldüğüne inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary was dead.
Ben öbür türlü inanmayı isterdim.I'd like to believe otherwise.
Ben hâlâ inanmayı zor buluyorum.I still find it hard to believe.
Ona inanmayı çok istedim.I so wanted to believe that.
Tom, Mary'ye inanmayı reddetti.Tom refused to believe Mary.
Tom'un böyle bir şey yapacağına inanmayı zor buluyorum.I find it hard to believe that Tom would do something like that.
Onlara inanmayın.Don't believe them.
Partiye gitmektense evde kalmayı tercih edeceğine inanmayı zor buluyorum.I find it difficult to believe that you'd rather stay home than go to a party.
Tom Mary'nin hikayesine inanmayı zor buldu.Tom found Mary's story hard to believe.
Tom, Mary'nin öldüğüne inanmayı reddetti.Tom refused to believe Mary was dead.
Tom hatalı olduğuna inanmayı reddetti.Tom refused to believe that he was wrong.
Ona inanmayı reddettiler.They refused to believe it.
Ona inanmayı reddetti.She refused to believe it.
Onlara söylediklerime inanmayı reddettiler.They refused to believe what I told them.
Onların bana söyledikleri şeye inanmayı reddettim.I refused to believe what they told me.
Böyle bir şeyin olabileceğine inanmayı reddettim.I refused to believe such a thing could have happened.
Tom buna inanmayı reddetti.Tom refused to believe it.
Benim hakkımda duyduğunuz her şeye inanmayın.Don't believe everything you hear about me.
Sami, Leyla'nın bir ilişki yaşadığına inanmayı reddetti.Sami refused to believe that Layla had been having an affair.
Sami ona inanmayı reddetti.Sami refused to believe it.
Tarihteki birçok tanınan Yahudi tanrılara inanmayı reddetti.Historically, many well-known Jews have rejected a belief in deities.
Annesi Eylül'e inanmayıp onu yetimhaneye verir.June renounces her mother and leaves.
Parti öyle olayın meydana gelmediğini bildirdiği halde kalabalık buna inanmayı reddetmiştir.Fans refused to believe that this was the case.
Siz bakanlara inanmayınız."Don't believe your eyes!
İster inanın ister inanmayın eğer annenizin resmini gösterirsemAnd, believe it or not, if I show you a picture of your mother --
İster inanın ister inanmayın, iç organlarımızla bile.Believe it or not, even with internal viscera.
Ve bu, ister inanın ister inanmayın, kütüphaneciler tarafından savunuldu.And it was defended, believe it or not, by the librarians.
Bizim denizci şeye inanmayı ruh, diyordu, ama bu biraz oldu çok sert.Our mariner was in the mood to believe anything, he declared, but that was a bit too stiff.
İster inanın ister inanmayın, bazı ışık türleri kiral vidalar gibi davranabilir.And believe it or not, certain types of light can behave like chiral screws.
"Kimsenin lafına inanmayın.""Take no one's word for it."
Bana inanmayın?Okay? Don't believe me?
Bütün paramı savurdum, inanın ya da inanmayınI pissed away all my money, believe it or not.
Su takside kac kisi var sizce? ister inanin ister inanmayin, bu Nijerya'da bir taksiVery interesting. How many people do you think are on that taxi?
Lütfen sana inanmayı reddeden Wood adına, senden özür dilememe izin ver.Let me be the first to apologize on behalf of Wood, who refused to believe in you.
Soguk agda ya da tras, ister inanın ister inanmayın, tras etme bir yetenektir.Even is it is a cold wax and shaving, shaving is a skill believe it or not.
İster inanın ister inanmayın bunu zaman kazandıran bir yöntem olarak düşünmüştüm.Believe it or not, I devised this as a timesaving method.
Ve ister inanın ister inanmayın, seyircilerden ıslık çalanlar oldu.And, believe it or not, there were hisses in the audience.
Doğru olduğuna inanın ya da inanmayın -- gerçekten benim için sorun değildi.But Moses, if you saw the movie, "The Ten Commandments,"
İlgili Sayfalar