Ana içeriğe geç
Sözlük

inanmam ile cümle

inanmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak psikolog Malcolm Crove ona inanmamaktadır.Alleen Katherine Minot gelooft hem.
Gene de, bu etkinin tümüyle ortadan kalktığına inanmamak gerek."Jeśli w pełni wątpisz, w pełni się obudzisz”.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Alltså bör vi enligt resonemanget inte tro på Gud.
Yaklaşık 29,6 milyon Alman ise (%36) herhangi bir dine inanmamaktadır.Runt 30,5 miljoner tyskar (37,0 %) är inte registrerade i något samfund.
Ama zaten buna inanmamıştır.Jag tror ändå inte det.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha akılcıdır.Таким чином, поняття буття невід'ємне від ідеї Бога.
Fakat yazar buna inanmamaktadır ve Vildan'ın bir casus olabileceğini de düşünmüştür.Але Тобі відмовляється, бо підозрює, що він може бути шпигуном.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Z průzkumu vyplývá, že věřit v jiného boha je mnohem lepší, než nevěřit v žádného.
(Ölümlü adam inanmamalı...).Pokud lidé nezapomenou…) .
Yaklaşık 29,6 milyon Alman ise (%36) herhangi bir dine inanmamaktadır.Aproximativ 24.4 de milioane de germani (29.6%) nu și-au declarat religia.
Başka bir şeye inanmam.Semmiben sem hisznek.
Fakat yazar buna inanmamaktadır ve Vildan'ın bir casus olabileceğini de düşünmüştür.Ő még most is biztos benne, hogy Leo a kém.
Birimin resmi olarak kapatıldığı söylenmektedir ancak buna birçok kişi buna inanmamaktadır.Virallista kantaa asiasta ei ole, mutta moni ajattelee näin.
Yalancının evi yanmış,kimse inanmamış.Väinämöinen valehtelee kuolleensa, mutta mikään ei vakuuta.
2008 yılındaki araştırmaya göre Kanadalıların %23'ü herhangi bir tanrıya inanmamaktadır.Davien (1999) mukaan 85 % ruotsalaisista ei usko jumalaan.
Balıkçıya kimse inanmamış.Κανείς δημοσιογράφος δεν τον πίστεψε.
Ama zaten buna inanmamıştır.Εκείνος όμως δεν τη πίστεψε.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Μπορείς να ζήσεις μια καλή ζωή χωρίς και να πιστεύεις στον θεό.
Başka bir şeye inanmam.Andre har ikke troet på det.
Duymamasının sebebi aslında ona gerçekten inanmaması.Han kunne ikke huske det, fordi det egentlig ikke interesserede ham.
Ama zaten buna inanmamıştır.På dette punkt ble han imidlertid ikke trodd.
Aslı Güngör) Bi Yolunu Bul İnanmam (feat.Chủ đích là đạt tới trình độ hai tay đánh đỡ không cần suy nghĩ (tâm ứng thủ).
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Nói rằng mình không tin thần thánh là chưa đủ.
Başka bir şeye inanmam.私は何も信じない。
Aslı Güngör) Bi Yolunu Bul İnanmam (feat.二曰方法,信奉無為。
Başka bir şeye inanmam.어떤 것도 믿을 수 없다!
Ama zaten buna inanmamıştır.אבל אנא, אל תאמין לי.
Klipte her zaman yanımızda olan insanlara inanmamız gerektiği işlenmiştir.על הגמלאים אנחנו תמיד יכולים לסמוך, הם כמונו.
Aslı Güngör) Bi Yolunu Bul İnanmam (feat.אין שתי הנחות שוללות (ראו כשל הנחה בלעדית).
Balıkçıya kimse inanmamış.K dobrovoľníkom sa neprihlásil nik.
Meral eşinin suçlu olduğuna inanmamaktadır.Nebolo tajomstvom, že je manželke neverný.
Resmi olarak kimse ona inanmamaktadır ve kimliği belirsiz suikastçılar tarafından takip edilmektedir.K útoku sa nikto neprihlásil a ani oficiálne vyšetrovanie nezistilo, kto bol vinníkom.
Senatör, oğlu Fred'in aksine siyahların şeytan olduğuna inanmamaktadır.Erik je bil za razliko od sina Leifa nekristjan.
Fakat II. Mustafa'nın kızgınlığı bitmemişti ve müsaderenin sonuçlarına inanmamaktaydı.Tad M. Euvė liko antruoju ir jo šalininkų viltys neišsipildė.
Buna inanmam zor.Man sunku tuo patikėti.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Aber er brachte mir bei, daran zu glauben, den Wind in meinem Gesicht zu spüren.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Ale on mi řekl, abych věřila a vnímala vítr v obličeji.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Ale on nauczył mnie wierzyć i czuć wiatr na twarzy.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Ale povedal mi, aby som verila a cítila vietor na mojej tvári.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Dar mi-a spus să cred şi să simt adierea vântului în faţa mea.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.De azt mondta nekem, hogy higgyek és érezzem a szelet az arcomon.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.하지만 아버지는 제게 믿으라고 하셨고 얼굴에 부는 바람을 믿고 나아가라고 하셨습니다.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Maar hij zei dat ik het moest geloven en dat ik de wind in mijn gezicht moest voelen.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Mais il m'a dit de croire et de sentir le vent sur mon visage.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Ma mi spiegò come credere e sentire il vento sul viso.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Mas ele disse-me para acreditar e sentir o vento na minha cara.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Men han sa åt mig att tro och att känna vinden i ansiktet.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Nhưng bố tôi bảo tôi hãy tin tưởng và cảm nhận những cơn gió lùa vào mặt tôi.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Pero me dijo que creyera y sintiera el viento en mi cara.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Tapi dia meminta saya untuk yakin dan merasakan angin di wajah saya.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Αλλά μου είπε να πιστεύω και να νιώθω τον άνεμο στο πρόσωπο μου.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Але він начив мене вірити та відчувати вітер на обличчі.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Но он сказал мне, что нужно верить и чувствовать ветер на своем лице.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.Но той ми каза да вярвам и да почувствам вятъра в лицето ми.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.אבל הוא אמר לי להאמין ולחוש את הרוח על הפנים שלי.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.و لكنه أخبرني أن علي الإيمان و الإحساس بالهواء على وجهي.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.感じてごらん と言いました そんな経験をしてきたからこそ 眼科医を受け入れず
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Kita tak perlu percaya Tuhan untuk jadi baik atau menemukan makna diri kita.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.선해지거나 의미를 가지기 위해 신을 믿을 필요는 없습니다.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Meidän ei tarvitse uskoa Jumalaan ollaksemme hyviä tai merkityksellisiä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod