Tamam. İnanmak istiyorsan, inan. Sorun değil.حسنا, صدقي اذا اردتي لكن
Tamam. İnanmak istiyorsan, inan.Πίστεψε το αν θέλεις.
Tanrı'ya inanmak ve tapmak.At tro på og ære den mægtige -
Tanrı'ya inanmak ve tapmak.Att tro på och ära gudomen-
Tanrı'ya inanmak ve tapmak. Minnettarlık ve umut içinde ya,samak.Acreditar e venerar o Fundador, viver com gratidão e esperança...
Tanrı'ya inanmak ve tapmak. Minnettarlık ve umut içinde ya,samak.Adorar y confiar en el Fundador, vivir con gratitud y esperanza...
Tanrı'ya inanmak ve tapmak. Minnettarlık ve umut içinde ya,samak. Bu çok muhte,sem bir ,sey.Credere nella Divinità e vivere con gratitudine e speranza è una cosa meravigliosa.
Tanrı'ya inanmak ve tapmak. Minnettarlık ve umut içinde ya,samak. Bu çok muhte,sem bir ,sey.Το να εμπιστεύεσαι τον Ιδρυτή, και να ζεις με ευγνωμοσύνη και ελπίδα... είναι υπέροχο.
Tanrı'ya inanmak ve tapmak.Для того, чтобы общаться с Ним, и жить с надеждой...
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak.""credere che tutti gli schemi siano veri".
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak."그저 모든 패턴이 실제라고 믿는 것입니다.
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak."là "tin rằng mọi quy luật là thật".
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak."Tro på at alle mønstre er ægte --
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak.""usko kaikki mallit oikeiksi".
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak.""האמיני שכל הדפוסים הם אמיתיים."
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak."هو "تصديق ان كل الانماط حقيقية"
"tüm paternlerin gerçek olduğuna inanmak."草むらの音は全て肉食動物であり
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.A ideia de que a arquitetura em si está de certa forma sujeita à otimização algorítmica não é impossível.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.A myšlenka, že sama architektura jaksi podléhá algoritmické optimalizaci, není úplně přehnaná.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.A pomysł, że sama architektura w jakimś stopniu podlega algorytmicznej optymalizacji nie jest naciągany.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.Dan ide untuk menjadikan arsitektur sebagai subjek optimalisasi algoritma juga sudah ada.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.Het idee dat architectuur zelf doelwit is van algoritmische optimalisatie is niet vergezocht.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.Iar ideea că arhitectura însăși este oarecum obiectul optimizării algoritmice nu este exagerată.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.일종의 숨어있는 건축가와 비슷하다고 볼 수 있겠는데, 사실은 건축 자체가 산술연산을 최적화 한 결과라고 해도 과언은 아니지요.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.Và ý tưởng rằng chính kiến trúc bằng cách nào đó hướng tới sự tối ưu hóa thuật toán là không hề viển vông.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.Идея о том, что сама архитектура является объектом алгоритмической оптимизации не притянута за уши.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.И така идеята, че архитектурата сама по себе си е обект на оптимизиране на алгоритми не е толкова нереална.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.והרעיון שהארכיטקט עצמו כפוף לאופטימיזציה אלגוריתמית כבר אינו דמיוני.
Ve mimarlığın kendisinin, bir şekilde algoritmik optimizasyonun bir konusu olduğu fikrine inanmak güç değil.アルゴリズムによる最適化の対象となるという考えも 突飛というわけではありません 非常に現実的なことで 身の回りで起きていることなのです
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.A posledné, čo je podľa mňa najdôležitejšie, je veriť, že sme dosť dobrí.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.A to poslední, což považuji za to nejdůležitější, je věřit, že jsme dostateční.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Dan terakhir, yang menurut saya yang paling penting, adalah untuk meyakini bahwa kita sudah pantas.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.E l'ultima cosa, che credo sia probabilmente la più importante, è credere che siamo abbastanza.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.En als laatste, ik denk waarschijnlijk het belangrijkste: geloven dat we voldoende zijn.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.És az utolsó dolog, ami talán a legfontosabb, hogy el tudjuk hinni, hogy elegek vagyunk.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Et pour finir, ce qui je pense est le plus important, c'est de croire que nous sommes bien comme nous sommes.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.In zadnje, kar menim, da je verjetno najpomebnejše je, da verjamemo, da smo zadostni.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.I ostatnia rzecz, prawdopodobnie najważniejsza, to wierzyć, że jesteśmy wystarczający.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.마지막으로, 저는 우리들이 '충분하다'고 생각하는 것이 가장 중요하다고 생각합니다.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.La urmă şi poate cel mai important, e să fim convinşi că suntem suficienţi.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Och till sist, det jag anser vara det mest centrala är att tro på att vi är tillräckliga.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Og til slut, som jeg mener muligvis er det vigtigste, er at tro at vi er nok.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Por fim, o que eu acho que provavelmente é o mais importante, é acreditar que somos capazes.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Và điều cuối cùng, điều mà tôi cho là quan trọng bậc nhất, đó là tin rằng chúng ta đủ rồi.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Viimeisenä ja tärkeimpänä kannattaa uskoa riittävänsä.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.Y por último, creo que es más importante creer que somos suficientes.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.И накрая, може би най-важното, е да повярваме, че сме самодостатъчни.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.И последнее, что, как мне кажется, самое важное, это верить в то, что мы полноценные личности.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.І останнє, на мою думку, найважливіше - вірити у те, що ми повноцінні.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.ולסיום, מה שאני חושבת שהוא החשוב ביותר, היא להאמין שאנו טובים דיינו.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.وأخيراً ، الذى أعتقد أنه من المحتمل أنه أكثر أهمية ، هو أن نصدق أننا مكتفين .
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.自分はよくやってる と信じることです なぜなら 自分はよくやっていると言える
Yalan olduğuna inanmak istiyorsan, öyle düşün.Ha akarja, higgye csak, hogy hazudok.
Yalan olduğuna inanmak istiyorsan, öyle düşün.Si vous voulez penser que c'est un mensonge, alors allez-y.
Yalan olduğuna inanmak istiyorsan, öyle düşün.Αν θέλεις να πιστεύεις ότι είναι ψέμα, τότε πίστευε ότι θέλεις.
Yalan olduğuna inanmak istiyorsan, öyle düşün.اذا اردت ان تعتقد انني اكذب ففكر في ما شئت
Yani bütün sezgilerinizi düşününce kendi sezginizin yanlış olduğuna inanmak oldukça zor.Aşa că dacă te gândeşti la toate intuiţiile tale, e foarte greu de crezut că intuiţia ta e greşită.
Yani bütün sezgilerinizi düşününce kendi sezginizin yanlış olduğuna inanmak oldukça zor.Dus als je nadenkt over al je intuïties, is het erg moeilijk te geloven dat die verkeerd zijn.
Yani bütün sezgilerinizi düşününce kendi sezginizin yanlış olduğuna inanmak oldukça zor.Joten jos pohtii kaikkia omia intuitioitaan, on hyvin vaikea uskoa, että oma intuitio on väärin.
Yani bütün sezgilerinizi düşününce kendi sezginizin yanlış olduğuna inanmak oldukça zor.Keď sa zamyslíte nad vašimi intuíciami, je veľmi ťažké uveriť, že by mohli byť nesprávne.