Bildigimiz seye inanmak zorundayiz.يجب أن نصدق بما نعرف.
Bildigimiz seye inanmak zorundayiz.私が言いたいのは
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Các bạn biết đó, cuối cùng thì chúng ta cũng phải tin vào những gì mà chúng ta chưa từng tận mắt chứng kiến
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.En fin de compte, nous devons tous croire des choses que nous n'avons pas vues.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Es verdad que tenemos que creer en asuntos que no hemos visto.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız. İnanıyoruz da.Uiteindelijk moeten we allemaal dingen geloven zonder ze gezien te hebben.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.In fondo, sapete, dobbiamo tutti credere a cose che non abbiamo visto.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Într-un final, cu toţii trebuie să credem lucruri pe care nu le-am văzut.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.궁극적으로 우리 모두는 우리가 보지 못하는 것들을 믿어야 합니다.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Ni vet, i slutändan måste vi alla tro på saker vi inte sett.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Ostatecznie i tak wierzymy w to, co niewidzialne.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Tulajdonképpen mindannyiunknak hinni kell dolgokban, amiket nem láttunk.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Wir alle müssen letztlich Dinge glauben, die wir nicht sehen können.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Ξέρετε ότι τελικά, όλοι καλούμαστε να πιστέψουμε σε πράγματα που δεν έχουμε δει.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.В конце концов, мы вынуждены поверить вещам, которых мы не видели.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Знаете, в крайна сметка, ние всички трябва да вярваме в неща, които не сме видели.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.אתם יודעים בסופו של דבר, כולנו חייבים להאמין בדברים שלא ראינו.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.تعلمون في النهاية ، إننا نؤمن بأشياء لم نراها من قبل.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.私たちが合理的 また知性的であろうと 取り組んでいるのと同じように
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.제1종 오류, 또는 잘못된 긍정이라는 것은 패턴이 진짜가 아닌데 패턴이 진짜라고 믿는 것입니다.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.A I. hibatípus vagy a hibás pozitív döntés az, hogy valódinak hisszük a mintát, amikor nem az.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Błąd pierwszego rodzaju, lub alfa-błąd, to wynajdywanie wzorców tam, gdzie ich nie ma.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Chyba prvního typu, falešná pozitivita, je víra ve vzorec, který ve skutečnosti neplatí.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Chyba typu I, alebo falošné pozitívna chyba, je viera, že vzorec je skutočný, hoc nie je.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Een Type I-fout, of vals positief, is geloven dat een patroon echt is als het dat niet is.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.El error de tipo 1 o falso positivo, que es creer que un patrón es real cuando no lo es.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.En Type I fejl, eller falsk positiv, er at tro på at mønsteret er ægte når det ikke passer.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Eroarea de Tipul I, sau fals pozitiv, înseamnă a crede că un model este real când nu este.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Ett typ 1 fel, eller positivt falskt, är att tro att ett mönster är riktigt när det inte är det.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.L'errore di Tipo 1, o falso positivo, si ha quando si crede che uno schema sia reale quando non lo è.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.O erro Tipo I, ou falso positivo, é acreditar que o padrão é real quando não o é.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Sai lầm Loại I, khẳng định sai, tức là tin rằng một quy luật nào đó đúng trong khi nó không đúng.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Tyypin I virhe, eli väärä positiivinen, on uskoa väärä malli oikeaksi.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Une erreur de Type I, ou faux positif, est de croire que le modèle existe quand ce n'est pas le cas.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.Грешка от типа I или фалшиво позитивна, е когато вярваме, че моделът е истински, а той не е.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.שגיאה מסוג I, או חיובי שגוי (אזעקת שווא) היא כשמאמינים שדפוס הוא אמיתי כשבעצם הוא לא.
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.النوع الاول الايجابي الزائف وهو الاعتقاد بوجود النمط عندما لا يكون موجودا
Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak.パターンが存在しないのに 存在すると信じ込む事です タイプⅡのミスは偽陰性です
Birmingham, Alabama'da 9. sınıf öğrencisi olma deneyimimin üzerinden 50 yıl geçtiğine inanmak zor.벌써 50년이나 지났다는 사실이 믿기지 않아요. 알라배마의 버밍햄에서 9학년이었을 때부터 말이죠.
Birmingham, Alabama'da 9. sınıf öğrencisi olma deneyimimin üzerinden 50 yıl geçtiğine inanmak zor.Nous sommes tous les produits des expériences de notre enfance.
Birmingham, Alabama'da 9. sınıf öğrencisi olma deneyimimin üzerinden 50 yıl geçtiğine inanmak zor.Trudno mi uwierzyć, ale minęło już 50 lat, odkąd jako 12-latek chodziłem do szkoły w Birmingham w Alabamie.
Birmingham, Alabama'da 9. sınıf öğrencisi olma deneyimimin üzerinden 50 yıl geçtiğine inanmak zor.קשה לי לחשוב שחלפו 50 שנים מאז הייתי תלמיד בכיתה ט' בבירמינגהם, אלבאמה.
Birmingham, Alabama'da 9. sınıf öğrencisi olma deneyimimin üzerinden 50 yıl geçtiğine inanmak zor.من الصعب علي التصديق بأن 50 عاماً قد مضت منذ ان كنت طفلاً في الصف التاسع في برمنغهام، ألاباما،
Birmingham, Alabama'da 9. sınıf öğrencisi olma deneyimimin üzerinden 50 yıl geçtiğine inanmak zor.既に50年もたったとは信じられません 子供の頃の私は いい成績をとるのが好きで
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Det är extremt svårt att förstå att man blir påverkad på det sättet.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Det er svært at tro at det vil påvirke os.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Es muy difícil creer que esto nos influenciará. Podemos decir:
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Foarte, foarte greu a gândi că ne-ar influenţa.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Heel, heel moeilijk om te geloven dat het ons zou beïnvloeden.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Il est très, très difficile de croire que d'autres peuvent nous influencer.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Je ťažko, ťažko predstaviteľné, že by nás ovplyvnil.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Je velmi obtížné si představit, jak nás ovlivní.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.영향을 받을 거라고 생각하기는 굉장히 어렵습니다.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Molto, molto difficile pensare che gli altri ci possano influenzare.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Muito dificilmente acreditariam que nos influenciaria.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Nagyon nehéz elhinni, hogy így hat ránk.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.On vaikea ajatella, että meihin voisi vaikuttaa.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Rất, rất khó để nghĩ rằng bạn sẽ ảnh hưởng đến tôi.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Sangat, sangat sulit untuk berpikir bahwa itu akan mempengaruhi kita.
Bizleri etkileyeceğine inanmak çok ama çok zor.Sehr, sehr schwer zu denken dass Sie uns beinflussen.