Ana içeriğe geç
Sözlük

inanma ile cümle

inanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Polis dedektifi Tom'un hikayesine inanmadı.The police detective didn't believe Tom's story.
Sen bana inanmadığını mı söylüyorsun?Are you saying that you don't believe me?
Herhangi bir yardım olmadan bunu yaptığına inanmamı bekliyor musun?Do you expect me to believe you did this without any help?
Tom duyduğumuza inanmadı.Tom didn't believe what he heard.
Bunun bir tesadüf olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that's a coincidence.
Ona inanmak oldukça zor.That's pretty hard to believe.
Bu inanması zor görünüyor.It seems hard to believe.
Buna inanmak tamamen zor.This is all hard to believe.
Ona inanmak biraz zor.That's a little hard to believe.
Tom'un Tanrı'ya inanıp inanmadığını bilmiyorum.I don't know whether Tom believes in God or not.
Sen Mary'ye inanmadın.You did not believe Mary.
Sadece benim sözüme inanma.Don't just take my word for it.
Kime inanmamız lazım?Who should we believe?
Onun söylediğine inanmamamı tavsiye etti.He recommended that I not believe in what he said.
Tom diğerlerinin söylediğine inanmamalı.Tom shouldn't always believe what others say.
Tom Mary'nin söylediği bir şeye inanmaktan daha iyisini bilir.Tom knows better than to believe anything Mary says.
Tom'un söylediğine inanma.Don't believe what Tom said.
O, yeşim taşının tıbbi özellikleri olduğuna inanmaktadır.She believes that jade has medicinal properties.
Bazı horozlar güneşin onlar için doğduğuna inanmaktadır.Some roosters believe the sun rises for them.
Sana söyleseydim buna inanmazdın.You wouldn't believe it if I told you.
Ben uzaylı yaşama inanmam.I don't believe in alien life.
Siz arkadaşlar buna inanmayacaksınız.You guys are not going to believe this!
Gözümle görmediğim hiç bir şeye inanmam.I don't believe anything I haven't seen with my own eyes.
Ben öbür türlü inanmayı isterdim.I'd like to believe otherwise.
Onlar bize hiç inanmazdı.They would never believe us.
Asla inanmayacaklar bize.They'll never believe us.
Çoğu insan aslında siyasetçilerin söylediği her şeye inanmaz.Most people don't really believe everything politicians say.
Tom'un hâlâ bekar olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that Tom is still single.
Tom'a inanmaya eğilimliydim.I was inclined to believe Tom.
Tom ne olduğuna inanmayacak.Tom won't believe what happened.
Tom bana inanmak zorunda değil.Tom doesn't have to believe me.
Neden kimse bana inanmayacak?Why won't anyone believe me?
Sanırım hiç kimse Tom'a inanmadı.I think no one believed Tom.
Ona gerçekten inanmadım.I didn't really believe it.
Ben karmaya inanmam.I don't believe in karma.
Bunların hiçbirine inanma.Don't believe any of it.
Hiç kimse buna inanmadı.No one believed that.
Başlangıçta Tom'a inanmadım.I didn't believe Tom at first.
O bana asla tekrar inanmayacak.He will never believe me again.
Tom asla bana tekrar inanmayacak.Tom will never believe me again.
Tom Mary'nin bir ehliyeti olduğuna inanmadığını söylüyordu.Tom said that he didn't believe that Mary had a driver's license.
Koministler gerçekten büyük bir kumarhane olan borsaya inanmazlar.Communists don't believe in the stock exchange, which is really a big casino.
Körler ilk görüşte aşka inanmazlar.The blind don't believe in love at first sight.
Tom, Ayn Rand felsefesinin gerçekten tarafsız olduğuna inanmaktadır.Tom believes the philosophy of Ayn Rand is truly objective.
Sevmek inanmanın yarısıdır.Loving is half of believing.
İster inan ister inanma, o ona aşık oldu.Believe it or not, he fell for her.
Kimse Tom'a inanmak istemedi.Nobody wanted to believe Tom.
Böylesine uzun bir hikayeye inanmamı bekleme.Don't expect me to believe such a tall tale.
Ben ona hiç inanmadım.I've never believed that.
Tom benim ona inanmamı istiyor.Tom wants me to believe him.
Tom sana inanmadı gibi görünüyordu.Tom sounded like he didn't believe you.
Ona inanmak istemiyorum.I don't want to believe that.
Marie ölümden önceki hayata inanmaktadır.Marie believes in life before death.
Buna inanmak istiyorum.I'd like to believe that.
Ben ona inanmak istemedim.I didn't want to believe that.
Bir süre sonra, o kendi yalanlarına inanmaya başladı.After a while, she began to believe her own lies.
Bir süre sonra, Tom kendi yalanlarına inanmaya başladı.After a while, Tom started to believe his own lies.
Gerçek olduğuna yemin etsem bile bana inanmazlar.They would not believe me even if I swear it is the truth.
Herhangi birinin bana inanıp inanmadığı umurumda değil.I don't care if anyone believes me or not.
Bana inanıp inanmadığın umurumda değil.I don't care if you believe me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod