Bugün ne olduğuna asla inanmayacaksın.You're never going to believe what happened today.
Hey, buna inanmayacaksın.Hey, you're not going to believe this.
Duyduğun hiçbir şeye ve gördüğünün sadece yarısına inanma.Don't believe anything you hear and only half of what you see.
Tom'un katil olduğuna inanmam.I don't believe that Tom is the murderer.
Tom'a inanmak benim salaklığımdı.It was stupid of me to believe Tom.
Tom'a inanmamalıydım.I shouldn't have believed Tom.
Keşke Tom'a inanmasaydım.I wish I hadn't believed Tom.
Sadece sana inanmadığımı söylemek istedim.I just wanted to say I don't believe you.
Sadece Tom'un söylediğinin yaklaşık yarısına inanmalısın.You should only believe about half of what Tom says.
Sadece Tom'un söylediği şeylerin yaklaşık yarısına inanmalısın.You should only believe about half the things Tom says.
Tom'un Mary'ye inanmadığını söyleyebilirim.I can tell that Tom doesn't believe Mary.
Tom bana inanmak istemedi.Tom didn't want to believe me.
Buna asla inanmayacaksın.You're never going to believe this.
Buna hiç inanmayacaksın.You're never going to believe this.
Noel Baba'ya inanmayı bıraktığında kaç yaşındaydın?How old were you when you stopped believing in Santa Claus?
Buradan, manzaraya inanmayacaksın.You won't believe the view from here.
Neye inanmak istediğimi biliyorum.I know what I'd like to believe.
Sanırım Tom'a inanmaya başlamamızın zamanı.I think it's about time we started to believe Tom.
Hala buna inananların var olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that there are still those who believe that.
Buna inanmaya başlıyorum.I'm beginning to believe it.
Bunda inanmayacak ne var?What's so hard to believe?
Ona inanmamı istiyor musun?Do you want me to believe that?
Gerçekten insanların ona inanmasını beklemiyorsun, değil mi?You're not really asking people to believe that, are you?
Tom, onun yapılabileceğine inanmak istiyor.Tom wants to believe it can be done.
İnanmak zor görünüyor.That seems hard to believe.
İnanmak neredeyse imkansız.That's almost impossible to believe.
Tom'a inanıp inanmayacağımı bilmiyorum.I don't know whether to believe Tom or not.
Tom insanların hikayesine inanmalarını istiyor.Tom wants people to believe his story.
Sana inanmak zor.It's hard to believe you.
Tom'un bize inanmadığından oldukça eminim.I'm fairly certain Tom doesn't believe us.
Tom'un bize inanmadığından epeyce eminim.I'm pretty sure Tom doesn't believe us.
Tom'un söylediğine her zaman inanmalısın.You shouldn't always believe what Tom says.
Ben de buna inanmadım.I didn't believe it, either.
Kime inanmalıyım?Who should I believe?
Tom, Mary'nin sessizliğine inanmaya çalıştı.Tom tried to buy Mary's silence.
Keşke sana inanmasaydım.I wish I hadn't believed you.
Keşke onlara inanmasaydım.I wish I hadn't believed them.
Keşke ona inanmasaydım.I wish I hadn't believed him.
Kimse sana inanmadı.Nobody believed you.
Kimse bize inanmadı.Nobody believed us.
Kimse ona inanmadı.Nobody believed him.
Sana inanmamalıydım.I shouldn't have believed you.
Onlara inanmamalıydım.I shouldn't have believed them.
Ona inanmamalıydım.I shouldn't have believed him.
Ona inanmalıydım.I shouldn't have believed her.
Sana inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe you.
Onlara inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe them.
Ben ona inanma eğilimindeyim.I'm inclined to believe him.
Ona inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe her.
Sadece sana inanmadım.I just didn't believe you.
Sadece onlara inanmadım.I just didn't believe them.
Sadece ona inanmadım.I just didn't believe him.
Ben sadece ona inanmadım.I just didn't believe her.
Ona inanmamıştım.I didn't believe her.
Önce sana inanmadım.At first, I didn't believe you.
Önce onlara inanmadım.At first, I didn't believe them.
Önce ona inanmadım.At first, I didn't believe him.
İlk başta, ona inanmadım.At first, I didn't believe her.
Tom'un bana söylediğine inanmayacaksın.You won't believe what Tom told me.
Tom Mary'nin öldüğüne inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary was dead.