İnanması biraz zor geliyor.That sounds a little hard to believe.
Bana inanmalısın. Ben masumum!You have to believe me. I'm innocent!
İster inan ister inanma, bu kez alaycı değilim.Believe it or not, I'm not sarcastic this time.
Bana inanmadığın için, kendin ara.Since you don't believe me, look for yourself.
Böyle bir şeyin başıma gelebileceğine asla inanmazdım.I would never have believed that such a thing could ever happen to me.
Tom Mary'nin açıklamasına bir saniyede inanmaz.Tom doesn't buy Mary's explanation for a second.
Buna inanmayacağına eminim.I'm sure you won't believe this.
Size inanmadığım için üzgünüm.I'm sorry I didn't believe you.
Mary'nin ne yaptığını ona söylediğimde Tom bana inanmadı.Tom didn't believe me when I told him what Mary had done.
Tom'un yalan söylediğine inanmak için hiçbir gerekçem yok.I have no reason to believe Tom is lying.
Tom'un onun yaptığını söylediğin şeyi yapacağına inanmak zor.It's hard to believe Tom would do what you said he did.
Tom Mary'ye inanıp inanmayacağını bilmiyordu.Tom didn't know whether to believe Mary or not.
Siz arkadaşlar ne olduğuna inanmayacaksınız.You guys won't believe what happened.
Bugün ne olduğuna inanmayacaksın.You're not going to believe what happened today.
İster inan ister inanma, bu benim başıma daha önce defalarca geldi.Believe it or not, this has happened to me many times before.
Ben kullanmadığım servislere ödeme yapmaya inanmam.I don't believe in paying for services I don't use.
Sen de buna inanmadığını bana söyle.Tell me you don't believe it either.
Tom onu bana ilk söylediğinde ona inanmadım.When Tom first told me that, I didn't believe him.
Tom Mary'ye yıldız falcılığına inanmadığını söyledi.Tom told Mary that he didn't believe in astrology.
Eğer öğretmenine ev ödevini kaybettiğini söylersen, sana inanmaz.If you tell your teacher you lost your homework, she won't believe you.
Tom'un bana söylediği her şeye inanmamalıyım.I should not believe everything Tom tells me.
Bir ateist inanmadığı tanrıya dua etti.The atheist prayed to a God he didn't believe in.
Ateistler neden Allah'a inanmaz?Why don't atheists believe in God?
Bugün başıma gelenlere inanmayacaksın.You won't believe what happened to me today.
Ona inanmayın, o yalan söyler.Don't believe her, she tells lies.
Ben ona inanmamız gerektiğini düşünüyorum. O, sınavlarını geçecek.I think we must believe in him. He's going to pass his exams.
"Hiç kimse buna inanmaz." "Eh, Tom bana inandı.""No one will ever believe that." "Well, Tom believed me."
"Buna hiç kimse inanmaz." "Eh, Tom buna inanıyordu.""No one will ever believe that." "Well, Tom believed it."
Yemin ederim, Tom. Bana inanmak zorundasın.I swear, Tom. You have to believe me.
Tom söylediği herhangi bir şeye inanmamalısın.You shouldn't trust anything Tom says.
Kendi gözlerimle görmeseydim, asla inanmazdım.If I hadn't seen it with my own eyes, I would never have believed it.
Ona inanmak zorundasın.You've got to believe that.
Ne bulduğuma asla inanmayacaksın.You'll never believe what I found.
Sana inanmadığımı biliyorsun.You know I don't believe you.
Onun deli olduğunu açıkça görebilirsin. O astrolojiye inanmaz.You can clearly see he is crazy. He doesn't believe in astrology.
Sadece Tom'un söylediği her şeye inanmadığımı söyleyelim.Let's just say I don't believe everything Tom says.
Hiç kimse Tom'a inanmayacak.No one will believe Tom.
Şimdi kime inanmalıyım?Who should I believe now?
Ben kimseye inanmak istemiyorum.I don't want to believe anyone.
Haklı olduğuna inanmak istiyorum.I'd like to believe you're right.
Tom'a ne olduğuna inanmayacaksın.You're not going to believe what happened to Tom.
Tom Mary'ye inanıp inanmayacağını bilmiyor.Tom doesn't know whether to believe Mary or not.
Hiç kimse bana inanmadı.Nobody believed me.
Elinden gelenin en iyisini yaptığına inanmam gerekiyor mu?Am I supposed to believe that you did the best you could?
Tom buna inanmadığını söyledi.Tom said he didn't believe it.
Tom Mary'ye inanmamak gerektiğini biliyordu.Tom knew better than to believe Mary.
Senin ona inanman aptallıktı.It was stupid of you to believe him.
Tom gerçekten ona inanmamı bekliyor mu?Does Tom really expect me to believe that?
Tom'un söylediği hiç bir şeye inanma.Don't believe anything Tom says.
İnsanların sana söylediği her şeye inanma.Don't believe everything people tell you.
Tom hakkında duyduğun her şeye inanma.Don't believe everything you hear about Tom.
Mary hakkında duyduğun her şeye inanma.Don't believe everything you hear about Mary.
Duyduğunuz her şeye inanmayın.Don't believe everything that you hear.
Senin buna inanman aptallıktı.It was stupid of you to believe it.
Tom'un söylediğine inanmak senin aptallığın.It was stupid of you to believe what Tom said.
Tom'a inanmak senin aptallığındı.It was stupid of you to believe Tom.
İnanması güç.That's hard to believe.
Sen kendine inanıncaya kadar hiç kimse sana inanmayacak.No one will believe in you until you believe in yourself.
Onun bana ne söylediğine inanmayacaksın!You won't believe what she told me!
Kalbinden inanmak zihninle anlamaktan daha önemlidir.Believing in your heart is more important than understanding with your mind.