Ana içeriğe geç
Sözlük

inanma ile cümle

inanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bana inanmak zorundasın.You've got to believe me.
Bana inanmazdın.You wouldn't believe me.
Buna inanmazdın.You wouldn't believe it.
Tom, Mary ve John hakkındaki söylentiye inanmak istemedi.Tom didn't want to believe the rumor about Mary and John.
Tom, o doğru olduğuna yemin etse bile Mary'ye inanmaz.Tom won't believe Mary even if she swears it's true.
Tom, Mary ve John hakkındaki söylentiye inanmadı.Tom didn't believe the rumor about Mary and John.
Bana inanmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum.I know how difficult it is for you to believe me.
Tom, Mary'nin söylediği hiçbir şeye inanmaz.Tom doesn't believe anything Mary says.
Gerçekten onun doğru olduğuna inanmak istedim.I really wanted to believe it was true.
İnanması güç, değil mi?It's hard to believe, isn't it?
Tom söylentiye inanmadı.Tom didn't believe the rumor.
Sen buna asla inanmayacaksın.You'll never believe it.
Bize inanmak zorundasın.You have to believe us.
Bana hiç inanmadın.You never believed me.
Tom bize inanmayacak.Tom won't believe us.
Tom ona inanmayacak.Tom won't believe it.
Bugün beni kimin aradığına inanmayacaksın.You won't believe who called me today.
Bugün beni kimin aradığına inanmayacaksınız.You won't believe who called me today.
Küresel ısınmaya inanmaz.He doesn't believe in global warming.
Tom'a inanıp inanmayacağımızı bilmiyoruz.We don't know whether to believe Tom or not.
Amerika insan sınıflarının olmadığına inanmayı sever.America likes to believe that it's a classless society.
Senin sorunun Tom'un söylediği her şeye inanman.Your problem is you believe everything Tom says.
O onun taktiklerini anladığıma inanmadı.He did not believe that I understood his tactics.
Onun taktiklerini anlamadığıma inanmadı.She did not believe that I understood her tactics.
Belki biri ona inanmadı.Perhaps someone didn't believe it.
Hiç kimse bana asla inanmadı.No one ever believed me.
Ne olduğuna inanmayacaksın.You won't believe what happened.
Tom buna asla inanmayacak.Tom will never believe that.
Sana inanmayacaklar.They won't believe you.
Ona hiç inanmadım.I didn't believe him at all.
Tom Mary'nin ona söylediğine inanmak için yeterince aptaldı.Tom was stupid enough to believe what Mary told him.
Buna inanmamızı bekliyor musun?Do you expect us to believe that?
Gerçekten buna inanmamı bekledin mi?Did you really expect me to believe that?
Tom onunla bir ilgin olduğuna inanmaktadır.Tom believes you have something to do with it.
Ama kimse ona inanmadı.But nobody believed him.
Ama hiç kimse ona inanmadı.But nobody believed her.
Ama kimse bana inanmadı.But nobody believed me.
O inanmaya başlıyor.He's beginning to believe.
Tanrılar bile artık kimse onlara inanmadığı zaman ölür.Even gods die when no one believes in them any longer.
Ona inanma. O sağda solda yalan söyler.Don't believe him. He lies left and right!
Tom doğaüstüne inanmaktadır.Tom believes in the supernatural.
Yaşlı adama hiç bir şekilde inanmadım.I didn't believe the old man at all.
Mucizelere inanır mısın? İnanmaz mısın? Ama onlar sana inanıyor.Do you believe in miracles? You don't? But they believe in you.
Ona inanmayın.Don't believe him.
Bana inanmalısın.You must believe me.
Bana inanman gerekiyor.You must believe me.
Hiç kimse buna inanmayacak.Nobody's going to believe this.
Bazı insanlar on üçün şanssız bir sayı olduğuna inanmaktadır.Some people believe that thirteen is an unlucky number.
Yirminin üzerinde kimseye inanma.Don't trust anyone over twenty.
Bana inanmalısınız.You should believe me.
Bu şeye inanmaya başlamıyorsun, değil mi?You're not starting to believe this stuff, are you?
Tom başlangıçta buna inanmadı.Tom didn't believe it at first.
Tom Mary'nin hırsızlıkla bir ilgisi olmadığına inanmadı.Tom didn't believe that Mary had anything to do with the theft.
Birçok insan bu hikayenin düzmece olduğuna inanmak istemiyordu.Many people did not want to believe that this story was made up.
Bunun uydurma bir hikaye olduğuna birçok kişi inanmak istemedi.Many people did not want to believe that this was a fabricated story.
Belki inanmanı istediği şey sadece budur.Maybe that's just what he wants you to believe.
Hiç kimse buna gerçekten inanmadı.Nobody really believed it.
Kimse Tom'un söylediklerine gerçekten inanmadı.Nobody really believed what Tom said.
İnternet ağındaki güvenilmez bilgilere inanmamalısın.You mustn't swallow unreliable information that's on the Web.
Tom'un söylediği her şeye inanma.Don't believe everything Tom says.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod