Buna inanmam zor.Man sunku tuo patikėti.
İster inanın ister inanmayın, ben aslında resim çizebilirim.Norite tikėkite, norite netikėkite, bet aš tikrai galiu piešti.
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.Norite tikėkite, norite ne, bet jis turi tris vaikus.
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.Norite tikėkite, norite ne, bet ji turi tris vaikus.
İster inan ister inanma, Tom 70 yaşında.Tikėk tuo, ar ne, Tomui yra 70 metų.
Hemen hemen hiç kimse ona inanmadı.Beveik niekas ja netikėjo.
O Allah'a inanmaz.Jis netiki Dievu.
O Allah'a inanmaz.Ji netiki Dievu.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Teadlaste seas valitseva arvamuse kohaselt ei ole seksuaalne sättumus valik.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Mida on üldse võimalik uskuda?
Reiki için inanmak şart değildir.Usutunnistust pole vaja pimesi omaks võtta.
Eğer bazı insanlar bana inanmazsa, sorun değil.Kui oleks keegi, kes üldse millestki ei hooli, siis ei oleks miski talle tähtis.
Mead - Kıyamet gününe inanmak.Yawmuddin – usk Kohtumõistmise Päeva ja ülestõusmisse.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.Wollstonecraft väitis, et naistele tuleb anda meestega võrdsed võimalused.
MÖ 3. yüzyılda yaşamış olan Teodorus ve Straton da Tanrı’nın varlığına inanmayan filozoflardı.3. sajandil e.Kr filosoofid Theodorus ja Lamsacuse Strato ei uskunud samuti jumalate olemasollu.
Cambridge Üniversitesi Press ^ "Mozart'a inanmayan başpiskopos ve Apollon".Uppsala Ülikooli publikatsioonisarjade "Ursus" ja Opuscula Uralica" toimetajaid.
Şoförüm, "Ateş ettiler," derse inanmayın.Erinõupidamise otsus kõlas: "Maha lasta!
Ancak kimse buna inanmaz.Kõik seda siiski ei usu.
Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz.Kui inimene kohkub oma tegudest, võib tal olla raske end selles veenda.
Lamia onun aşkına inanmaz ve bu bir imkânsız aşk haline gelir.Juliet armastab oma abikaasat; tal tekib võimalus truudusetuseks.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.Seoses globaliseerumisega 20. sajandil hakkas termin tähendama kõigi religioonide jumalate eitamist.
İnsanlar bu hikâyeye inanır ama annesi inanmaz.Pii räägib neile oma loo, kuid seda ei usuta.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.우리가 1994년 부터 이뤄낸 성과는 거의 믿기 힘들 정도입니다.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Aproape că nu îți vine să crezi cât am progresat din 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Aż trudno uwierzyć w postęp uczyniony od 1994 roku.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Det är nästan omöjligt att förstå de framsteg vi gjort sedan 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.É quase impossível acreditar no progresso que tivemos desde 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.E' quasi impossibile credere ai progressi fatti a partire dal 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Es casi imposible creer en todo lo que avanzamos desde 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Es ist fast unglaublich, welchen Fortschritt wir seit 1994 gemacht haben.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Gần như không thể tin được những tiến triển chúng ta tạo ra từ năm 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Het is niet te geloven hoeveel vooruitgang er is geboekt sinds 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Il est presque impossible de croire aux progrès accomplis depuis 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Je skoro nemožné uvěřit pokroku, který jsme učinili od roku 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Je takmer nemožné uveriť pokroku, ktorý sme dosiahli od roku 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Kemajuan yang telah kita buat sejak tahun 1994 hampir tidak dapat dipercaya.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Szinte lehetetlen elhinni a fejlődést, amit elértünk 1994 óta.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Είναι σχεδόν αδύνατο να πιστέψεις την πρόοδο που σημειώσαμε από το 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.В прогресс, который мы сделали с 1994 года почти не возможно поверить.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.Почти е невероятно да повярваш в напредъка, който сме постигнали от 1994 г. насам.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.כמעט ואין להאמין איזו התקדמות השגנו מאז 1994.
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.وانه من المستحيل .. ان تصدقوا كم النجاح والتقدم الذي حققناه منذ عام 1994
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.信じがたいでしょう。 国連難民高等弁務官事務所の
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.波斯尼亚和科索沃 都是成功的实例, 了不起的成功。
A anonim şirketi batarsa, AIG'nin parayı vereceğinize inanmanız gerekiyor. -もしA会社がデフォルトしたら、AIGがそのお金に対して、 良くしてくれると。
Açıkçası öyle de kalmasını umuyorum. Uzun süre, büyük bir macera yaşayabileceğime inanmadım.И надеюсь, в этом плане ничего не изменится. очень долго я не верила, что меня ждет большое приключение.
Açılacak bir deliğimiz var! Houston, buna inanmayacaksınız, ama... ...diğer Armadillo geldi.Avem o gaură de făcut! <i>Houston, n-o să vă vină să credeţi, dar celălalt Armadillo a sosit.</i>
Açılacak bir deliğimiz var! Houston, buna inanmayacaksınız, ama... ...diğer Armadillo geldi.Nem fogják elhinni, de megjött a másik Armadillo.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Deux petits burgers.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Dit moeten twee kleine rundvleesburgers voorstellen.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Due hamburger di manzo piccoli, che tu ci creda o no.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Dva malé hovězí hamburgery, věřte nebo ne.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Hihetetlen, két kis hamburger.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Kaksi pientä hampurilaista, usko tai älä.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.남자: 이게 작은 비프 버거. 믿거나 말거나 말이야.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Två små hamburgare, tro det eller ej.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Zwei kleine Burger, ob du's glaubst oder nicht.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.الرجل: قطعتان صغيرتان من البيف برجر، صدق أو لا تصدق.
Adam: İki küçük etli burger, inan ya da inanma.大だったらどうなるんだ 中だってでかいぞ
Ailesi bunun hakkında düşündü, ve sonunda ona güvenerek, ona inanmaya karar verdilerBố mẹ con bé đã suy nghĩ và cuối cùng họ quyết định tin vào con bé.