Sadece Tom'un söylediğine inanmadım.I just didn't believe what Tom said.
Sana inanmak istiyorum.I want to believe you.
Tom'un bunu gerçekten yaptığına inanmak zor.It's hard to believe that Tom really did that.
Bana inanmalısın. Gerçekten kalmanı istiyorum.You have to believe me. I really want you to stay.
Onun söylediği bir şeye inanma.Don't believe anything he says.
Onun söylediği hiçbir şeye inanma.Don't believe anything she says.
Benim yanımda kimin oturduğuna inanmayacaksın.You won't believe who sat down next to me.
Ne olduğuna inanmayacaksın!You won't believe what just happened!
Hatalarımızdan öğrendiğimize inanmak istiyorum.I'd like to believe we learn from our mistakes.
Bunun doğru olduğuna inanmak istiyorum.I'd like to believe that's true.
Bana inanmamayı göze alamazsın.You can't afford not to believe me.
Hiç kimsenin hayaletlere inanmadığını düşünüyorum.I thought nobody really believed in ghosts.
Hayaletlere inanmadığını sanıyordum.I thought you didn't believe in ghosts.
Onlar bizim demokrasi içinde olduğumuza inanmazı istiyorlar.They want us to believe that we are in a democracy.
Aslında Tom'un bir Kanadalı olduğuna inanmadım.I never actually believed Tom was a Canadian.
Tom'un Mary'nin gerçekten onunla birlikte çıkmak isteyeceğine inanma sorunu vardı.Tom had trouble believing that Mary would actually want to go out with him.
Tom'un Mary'nin gerçekten onu sevdiğine inanma sorunu vardı.Tom had trouble believing that Mary actually liked him.
İnanması zor ama durum bundan ibaret.Hard to believe, but that's the way it is.
Eğer çok fazla yalan söylersen insanlar sana asla inanmazlar.If you tell too many lies, people won't ever believe you.
Ona inanmak istiyorum.I want to believe that.
Ona inanmak istemedim.I didn't want to believe it.
Gerçekten sana inanmak istiyorum.I really want to believe you.
Size gerçekten inanmak istiyorum.I really want to believe you.
Ben sadece buna inanmak istemiyorum.I just don't want to believe it.
Tom ona inanmak istemiyor.Tom doesn't want to believe that.
Tom'un mutlu olduğuna inanmak istedim.I wanted to believe Tom was happy.
Tom'un yalan söylediğine inanmak istiyordum.I wanted to believe Tom was lying.
Buna kendim inanmak istemiyordum.I didn't want to believe it myself.
İnanması zor ama Tom seni aldatıyor!It's hard to believe, but Tom is cheating on you!
Sana inanmak istediğimi düşünmüyor musun?Don't you think I want to believe you?
İnsanlar inanmak istedikleri şeye inanıyorlar.People believe what they want to believe.
Her şeyin iyi olduğuna inanmak istiyorum.I want to believe that everything's all right.
Tom'un bize gerçeği söylediğine inanmak istiyorum.I'd like to believe that Tom told us the truth.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olduğuna umutsuzca inanmak istiyor.Tom wants desperately to believe that what Mary said is true.
Dün Tom'un Mary hakkında söylediği şeylere inanmak istemedim.I didn't want to believe the things Tom said about Mary yesterday.
Halen birlikte mutlu olma şansımızın olduğuna inanmak istiyorum.I want to believe there's still a chance for us to be happy together.
Bir şeye inanmalısınız.You have to believe in something.
Sen bir şeye inanmak zorundasın.You have to believe in something.
Böyle abartılı bir hikayeye inanmamı bekleme!Don't expect me to believe such a tall story.
İnanması zordu.It was hard to believe.
İnanması zor.It's hard to believe.
Buna inanmayacaksın.You're not going to believe this.
Bunu inanması zor buluyorum.I find this difficult to believe.
Tom'a inanma.Don't believe Tom.
Kimse Tom'a inanmadı.Nobody believed Tom.
Ona inanma.Don't believe it.
Asla kimseye inanmayın.Never trust anybody.
Ona inanma. O çok ikiyüzlüdür.Don't trust him. He's very two-faced.
Medyaya inanma.Don't believe the media.
Ona inanmadım.I didn't believe it.
Tom'a inanmadım.I didn't believe Tom.
Bana inanmadılar.They didn't believe me.
Onlar bana inanmayacak.They won't believe me.
Onlar bize inanmaz.They won't believe us.
Tom bana inanmadı.Tom didn't believe me.
Tom bana inanmayacak.Tom won't believe me.
Sen buna inanmayacaksın.You won't believe this.
Buna kendim inanmadım.I didn't believe it myself.
Kadere inanmam.I don't believe in fate.
Hayaletlere inanmam.I don't believe in ghosts.