Ana içeriğe geç
Sözlük

inanma ile cümle

inanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Asla ona inanmayın, o bir yalancı.Never believe him, he's a liar.
Tom Mary'nin ona inanmayacağından korkuyordu.Tom was afraid Mary wouldn't believe him.
Tom onun kredi kartlarını çalanın Mary olduğuna inanmak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to believe that Mary was the one who stole his credit cards.
Tom Mary'nin ondan hiç hoşlanmadığına inanmayı zor buldu.Tom found it hard to believe that Mary didn't like him at all.
Tom Mary'nin söylediği her şeye inanmaması gerektiğini bilmiyordu.Tom didn't know that he shouldn't believe everything Mary said.
Tom'un Mary'ye inanmamak için bir nedeni yoktu.Tom didn't have any reason not to believe Mary.
Tom Mary'ye inanmadı.Tom didn't believe Mary.
Tom tekrar asla yürüyemiyeceğine inanmaya başladı.Tom began to believe that he'd never be able to walk again.
Tom Mary'ye Web'te okuduğu her şeye inanmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to believe everything she reads on the Web.
Tom'un birini öldürebileceğine inanmak zor.It's hard to believe that Tom could murder someone.
Tom'un ondan yapmasını istediğimi yapmayacağına inanmak için hiçbir nedenim yok.I have no reason to believe that Tom won't do what I asked him to do.
Tom'un hatalı olduğuna asla ikna edemeyeceğimize inanmaya başlıyorum.I'm beginning to believe that we'll never be able to convince Tom that he's wrong.
Buna inanmamı bekliyor musun?You expect me to believe that?
Ona inanmamı mı bekliyorsun?You expect me to believe that?
Hırsız, dürüst insanlara inanmaz.The thief does not believe in honest people.
İnanmadığım bir şey için kendimi nasıl feda edebilirim?How can I sacrifice myself for something I don't believe in?
O bize inanmayı reddetti.He refuses to believe us.
Biz hepimiz katıksız düzenbazız. Hiçbirimize inanma.We are arrant knaves, all. Believe none of us.
Söylediklerine hiç kimse inanmadı.No one believed what you said.
Buna inanmak zor.This is difficult to believe.
Onu inanması zor buluyorum.I find that hard to believe.
O her zaman hikayeler uydurduğu için hiç kimse Kevin'e inanmadı.Nobody believed Kevin because he always makes up stories.
Her şeyi bildiğini iddia eden insanlara inanma.Don't believe people who claim that they know everything.
Yeterince yalan söylersen ona inanmaya başlarsın.If you tell a lie enough times, you begin to believe it.
Ne söylerse söylesin, ona inanma.Don't trust him, no matter what he says.
Bazı insanlar Allah'a inanır, bazıları inanmaz.Some people believe in God and other people don't.
Onun için güvenilir bir kanıt olmadıkça, hiçbir şeye inanmamalıyız.Unless there is reliable evidence for it, we should not believe anything.
Burada kimseye inanma!Don't trust anyone here.
Bizim sözümüze inanma.Don't take our word for it.
Arkadaşım hayaletlere inanmaz.My friend doesn't believe in ghosts.
Ben onun hiçbirine inanmam.I don't believe any of it.
Tom'un, Mary'nin ona aşık olduğunu fark etmemesine inanmak zor.It's hard to believe that Tom wasn't aware that Mary was in love with him.
Kendine inanmak zorundasın.You have to believe in yourself.
Ben onun bir kelimesine inanmam.I don't believe one word of it.
Ona inanma!Don't believe him!
Senin hikayene inanmak zor.Your story is hard to believe.
Şimdilik onun sözüne inanmalıyız.For the time being, we must give him the benefit of the doubt.
Kitle iletişim araçlarına asla inanma.Never believe the mass media.
Kitlesel medyaya asla inanma.Never believe the mass media.
Kimse bana inanmadı.No one believed me.
Hiç kimse ona inanmadı.No one believed him.
Hiç kimse ona inanmayacak.No one will believe her.
Hiç kimse onlara inanmayacak.No one will believe them.
Hiç kimse bizi inanmayacak.No one will believe us.
Kimse inanmayacak bana.No one will believe me.
Özel kuvvetler hakkında duyduğun her şeye inanma.Don't believe everything you hear about the special forces.
Duyduğunun hiçbirine ve gördüğünün yarısına inanma.Believe none of what you hear and a half of what you see.
Bana inanmanı istiyorum.I need you to believe in me.
Buna inanmam.I don't believe that.
Tom inanmadığını gözleriyle ifade etti.Tom rolled his eyes.
Onlar ona inanmazlar.They won't believe it.
Ona inanmaz.He won't believe it.
O buna inanmayacak.She won't believe it.
Az önce gördüğüme inanmayacaksın.You won't believe what I just saw.
Tom'un yaptığına inanmayacaksın.You won't believe what Tom just did.
Az önce kimi gördüğüme inanmayacaksın.You won't believe who I just saw.
Tom'un bana eski arabam için ne kadar para verdiğine inanmayacaksın.You won't believe how much money Tom gave me for my old car.
Tom ve Mary'nin balayları için nereye gittiklerine inanmayacaksın.You won't believe where Tom and Mary went for their honeymoon.
O, evrime inanmaz.He does not believe in evolution.
Sadece Tom'a inanmadım.I just didn't believe Tom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod