On İki İmama inanmalarından dolayı (Onikicilik/On İki İmamcılık) olarak adlandırıldıkları da olur.Sebagian mereka pun mengkufuri Isa sebanyak 12 kali setelah sebelumnya mereka beriman padanya.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Ilmuwan pada umumnya sepakat bahwa orientasi seksual bukanlah suatu pilihan.
Ne humanis crede İnsana inanma.Agama untuk manusia bukan manusia untuk agama.
Fakat Stoney, bu yüklerin atomlara sabitlenmiş olduğuna ve ayrılamayacağına inanmaktaydı.Namun, Stoney percaya bahwa muatan-muatan ini secara permanen terikat pada atom dan tidak dapat dilepaskan.
İnsanlar Allah'a inanmakta ve bunun için "Heq" kelimesini kullanmaktadırlar.Asalnya jiwa manusia memiliki iman kepada satu Allah, tetapi hilang dengan kejatuhan dalam dosa.
Rabi, kadınlardan bilim insanı olacağına inanmadığından bu kişilerin hepsi erkekti.Semuanya laki-laki; Rabi tidak mempercayai bahwa wanita dapat menjadi fisikawan.
Kaza ve kadere (hayrına ve şerrine) inanmak.Imtaq singkatan dari Iman dan Taqwa.
Kadın bunu reddetmesine rağmen ona inanmaz.Saat Harry menjawab tidak, ia percaya padanya.
Allah'ın kitaplarına inanmak.Keyakinan tentang sifat Allah seperti keyakinan tentang Dzat-Nya.
Ancak kimse buna inanmaz.Tapi tidak ada yang percaya.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Akan terdapat orang-orang yang bakal dibebaskan Allah dari api neraka.
Ancak Ferit'de dahil olmak üzere kendisine hiç kimse inanmaz.Tak satu orang pun orang Madura yang masuk Kristen.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Iman kepada hari akhir: Mengimani tanda-tanda hari kiamat.
Mûsâ'nın mucizelerine inanmaz, onu yalancılıkla ve sihirbazlıkla suçlar.Nasihat-nasihat Musa tidak dipedulikannya, bahkan ia sering mengejek dan memfitnah Musa.
Harry kızın Melez Prens olduğuna inanmaz, çünkü kitabın sahibinin erkek olduğuna emindir.Harry membantah anggapan ini, karena yakin bahwa Prince adalah seorang laki-laki.
Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor.Kristen percaya akan satu Allah.
(Dortlu: "Non ti fidar, o misera &mdash "Yaşlı hanım, ona hiç inanma.")(Kuartet: "Non ti fidar, o misera -- Jangan mempercayainya, oh kamu yang bersedih hati.")
Teslise inanmazlar.Mosi tidak percaya
Rachael ona inanmaz.Namun Rukhsar tidak percaya ini.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Apakah ada kepercayaan yang dibenarkan?
Ayrıca ne dindardır ne de dinlere inanmaktadır.Tidak beriman atau tidak memiliki kayakinan. ^ "Pengertian Labil".
Eğer bazı insanlar bana inanmazsa, sorun değil.Jika ada cerita maka tidak langsung mempercayainya.
Bir TV röportajında tanrıya inanmadığını, ama şeytana inandığını ifade eder.Dia mempercayai Tuhan, namun harus memercayai keberadaan Iblis.
LaVeyan satanistler birer ateisttir, ve Şeytan'ın varlığına inanmazlar.Meskipun disebut sebagai penyembah setan, tetapi mereka tidak mengakui adanya setan.
Müziğe yürekten inanmaktadır ve bir gün müzik sayesinde ailesini bulacağına emindir.Dapat diketahui bahwa dia senang dengan musik dan sekaligus melawan musik.
Szpilman, Berman'ın güçsüzüm iddialarına asla inanmadı.Szpilman chưa bao giờ tin tưởng lời nhận định của Berman về việc hắn bất lực.
Ancak kimse buna inanmaz.Tuy nhiên không ai tin.
Aslı Güngör) Bi Yolunu Bul İnanmam (feat.Chủ đích là đạt tới trình độ hai tay đánh đỡ không cần suy nghĩ (tâm ứng thủ).
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padme không tin ông và không chịu tiết lộ nơi ở của Anakin, biết rằng Obi-Wan sẽ cố gắng để giết anh.
Jack, John Locke'ın aksine kadercilikten çok bilimselliğe inanmaktadır.Jack là con người của khoa học, anh ta đối lập hoàn toàn với John Locke - là con người của đức tin.
Eğer bazı insanlar bana inanmazsa, sorun değil.Nếu ai đấy chửi mắng tôi – cũng không có vấn đề gì.
Biz süt vermeyiz." diyerek inanmazlar.Tôi không tin vào UFO và tôi không tin vào người ngoài hành tinh."
Ama buna inanmaz.Không thể tin được.
Garip (inanılmaz ama inanmayanlar gidip deneyebilir...Nghèo nhưng tình cảm đậm đà lắm, không tin các bạn ghé thử xem.
Diğer nüfus ise yerel dinlere inanmaktadır.Các thôn còn lại, người dân đa phần lại tin theo Phật giáo.
Sasuke ilk başta inanmak istemez ama başka çaresi olmadığı için inanır.Mặc dù Sasuke cố gắng phủ nhận điều đó nhưng rốt cuộc vẫn phải tin.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Nói rằng mình không tin thần thánh là chưa đủ.
Diğer tarafta annesini göreceğine inanmaktadır.Trong lúc đang đến thì anh gặp The Mother.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Vậy mà kỳ tích xuất hiện đã cứu lấy tôi.
Baron bu iki kişinin söylediklerine pek inanmaz.Sự mô tả về 2 vị vua này không rõ ràng.
Maggie, grubun Son Durak'a gitmesinde ısrar eder zira Glenn'in orada olabileceğine inanmaktadır.Maggie lập tức đề xuất rằng họ hãy cùng đi đến nơi trên tấm biển, vì rất có thể Glenn cũng sẽ đến đố.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.信仰生活と審判の日について述べられる。
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.あなた方こそ地獄をアッラーと並べる多神教徒である。
(Maide, 13) Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz?これは,確信犯じゃないですか。
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.信仰を得て、私の人生は救われました。
İnanmayanlara, dini yanlış uygulayanlara kızar.信じない者は邪道である。
İnsanlar bu iddiaya inanmazlar.これを信じない者もいた。
Allah'ın meleklerine inanmak.牛は天神の神使(みつかわしめ)として信仰されている。
Allah'ın peygamberlerine inanmak.アッラーがそこに遣わされた使徒たち。
Çömlekçi taşları kendinin yaptığını söylediğinde ona inanmadığını belirtmiştir.彼は、陶工が自分がそれらの石を作ったと言ったとき自分は彼の言葉を信じなかったと言っている。
Başka bir şeye inanmam.私は何も信じない。
Buna inanmayan o topluluktan değildir." sözleriyle aktarır.篤く信仰して疑うことなかれ」と告げられたので、祀ることにしたと言われる。
O sırada Bay Gage'in söylediklerine inanmadım, ona öyle gelmiş olabileceğini düşündüm.私はそのときゲージ氏の述べることを信じず、彼が騙されたのだと思った。
Bragg ideal araştırma biriminin, altı ilâ on iki bilim adamı ve birkaç yardımcıdan oluştuğuna inanmaktadır.彼は「理想的な研究組織は6人から12人の科学者と若干の助手で構成される」と信じていた。
Günün birinde beyaz atlı prensinin karşısına çıkacağına yürekten inanmaktadır.いつか白馬の王子様が来ると信じている。
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?何かを盲信する人。
Ne humanis crede İnsana inanma.人間の本質は信じない者であるという。
Kıyafetleri kendisinin yaptığını söylese de ona kimse inanmayacaktır.これに対し拒否する旨の返事が届くと「信じられない。
İslam'da iman, İslam dininin esaslarına inanmaktır.イスラム教を信仰する。
Bittiğini söylemeye inanmak bile zor."と予告して終われるのは幸せなこと」と言っていた。