Siz bakanlara inanmayınız.Nu confundați cu Țuțulești.
Yenilgilerin bir felaket olmadığına inanmaya çalıştılar.Și-au arătat convingerea că mizeria nu este fatală.
Halkın %49'u ise "Tanrı'nın ve ruh gücünün varlığına tamamen" inanmaktadır.34% au răspuns că „cred că există un fel de spirit sau forță vitală”.
Protestanlar genellikle, ruhun varlığına inanmakla birlikte arafın varlığına inanmazlar.În general protestanții cred în existența sufletului.
Bilim insanları, köye ait geleneklerin ve konuşulan dilin ortadan kalktığına inanmaktadır.Oamenii de știință cred că obiceiurile și limba culturii s-au distrus.
Ekistler ruhların sonsuza dek var olacağına inanmaktadır.Din neființă, sufletele celor doi se unesc pentru totdeauna.
Reiki için inanmak şart değildir.Nu este necesar să posede o pregătire rabinică.
O temsile inanmaz, insanların kendi seslerini duyurabilmelerinin gerekliliğini savunur.Am vrut să le arăt oamenilor ce ușor este să manipulezi vocea cuiva.
Ama buna inanmaz.Nu pot să cred asta.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.A sosit timpul să facem dreptate și poporului nostru.
İsa'nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söylemiştir.Cercetătorii biblici au remarcat că Ioan evită să spună dacă Toma chiar a pipăit rănile lui Isus.
Bazıları tanrıya inanır, bazıları inanmaz.Unii oameni cred în Dumnezeu, alții nu cred.
Bazıları tanrıya inanır, bazıları inanmaz.Unii cred în Dumnezeu, alții nu cred.
Tom bir an bile ona inanmadı.Tom nu l-a crezut nici un moment.
Bazı insanlar Allah'a inanır, bazıları inanmaz.Unii oameni cred în Dumnezeu, alții nu cred.
Bazı insanlar Allah'a inanır, bazıları inanmaz.Unii oameni cred în Dumnezeu, alții nu.
Küresel ısınmaya inanmaz.Nu crede în încălzirea globală.
Müfettiş Dan'ın hikayesine inanmadı.Inspectorul nu a crezut povestea lui Dan.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Hihetnek az ilyenek valamiben is?
Annesi Eylül'e inanmayıp onu yetimhaneye verir.A fiatal, tavalyi anya nem szaporít herét.
Ama buna inanmaz.Én nem hiszem el ezt.
Ancak Ferit'de dahil olmak üzere kendisine hiç kimse inanmaz.Még a Ferraira-val való találkozás sem ingathatta meg hitében.
Ülke nüfusunun %50'si bu dine inanmaktadır.A Föld lakosságának mintegy 13,5%-a ebben a vallásban hisz.
Santuzza buna pek inanmaz ve Turiddu'nun geçen akşam üzeri köyde görüldüğünü bildirir.Santuzza cáfolja ezt, hiszen Turiddut látták a faluban ma éjjel.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Elárultad magad, amikor megmentetted az életemet.
Çünkü insanların bunu güvenli bir şekilde yapabileceğine inanmazlar.Bernie ezért úgy gondolja, hogy az emberekben nem lehet megbízni.
Başka bir şeye inanmam.Semmiben sem hisznek.
Bazı durumlarda Light'ın Kira olduğu konusunda şüphelense de oğlunun Kira olduğuna inanmaz.Mikor L Lightra kezd gyanakodni, hogy ő Kira, Szóicsiró nem hajlandó elhinni, hogy fia képes lenne ilyesmire.
(Dortlu: "Non ti fidar, o misera &mdash "Yaşlı hanım, ona hiç inanma.")(Kvartett: Non ti fidar, o misera – Ne bízz benne, szerencsétlen!”)
Mead - Kıyamet gününe inanmak.Máthé Lajos: Ítél a végzet.
Şoförüm, "Ateş ettiler," derse inanmayın.Elfogatásakor állítólag azt mondta: „Ne lőjenek!
Artık oda inanmaya başlamıştır.A csapat bizakodni kezdett.
Ancak kimse buna inanmaz.Ezeket senki sem hinné el.
Garip (inanılmaz ama inanmayanlar gidip deneyebilir...BOLDOGOK AKIK NEM LÁTTAK, ÉS MÉGIS HISZNEK.
Reiki için inanmak şart değildir.De én nem akarok egy remake-et csinálni.
Fakat yazar buna inanmamaktadır ve Vildan'ın bir casus olabileceğini de düşünmüştür.Ő még most is biztos benne, hogy Leo a kém.
Sonunda halk ona inanmaz ve üçkağıtçı olduğu ortaya çıkar.Azonban a fiú nem tudja, hogy ez csak átverés, és elhiszi a dolgot.
Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor.De Péter bátorította őt, hogy higgyen Isten erejében.
İnsanlar gittikçe savaşa inanmakta ve skandalı unutmaktadırlar.Az emberek egyre jobban felejtik a vallást, tanítani kell őket.
Namık Bey'in ailesi intihar olayına hiç inanmadı.A család vallásossága bizonyosan közrejátszott abban, hogy a tábornok soha nem hagyta el ősei hitét.
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padmé nem sejti, hogy mire vetemedett Anakin, és amikor később Obi-Wan felvilágosítja őt, nem akar hinni neki.
Ahiret gününe inanmak.Aikamme uskomuksia.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Onko usko järkevää?
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Sinä pelastit henkeni.
Ancak kimse buna inanmaz.Kukaan ei kuitenkaan usko häntä.
Birimin resmi olarak kapatıldığı söylenmektedir ancak buna birçok kişi buna inanmamaktadır.Virallista kantaa asiasta ei ole, mutta moni ajattelee näin.
Polisler Jin’e inanmaz.Kukaan ei usko Alexia.
Evet, yine inanması güç...Mielenhallinta on mahdollista...
Yalancının evi yanmış,kimse inanmamış.Väinämöinen valehtelee kuolleensa, mutta mikään ei vakuuta.
Reiki için inanmak şart değildir.Ryijyä ei pidä ravistella.
Hepimiz eğer kötü bir durumda olsak birilerinin bize yardım edeceğine inanmayı isteriz."Se ei vaadi meiltä paljoa, mutta jos se voi auttaa ihmisiä, haluamme tehdä sen."
Örneğin, Nusayriler inek eti yemezler, bunun nedeni de dişinin kutsal olduğuna inanmalarıdır.Krokotiilit eivät syö krokotiilinvartijoita, koska niiden mielestä ne ovat hyviä hammashoitajia.
Mead - Kıyamet gününe inanmak.Shahadah, uskontunnustus.
İnsanlar tanıdıklarından gelen bilgilere, doğru ya da yanlış olduklarına bakmaksızın, inanmaya eğilimlidirler.5) Ateistit eivät voi ilman uskontoa tietää mikä on oikein tai väärin.
Ama Gül buna inanmaz.Kuningatar ei usko.
2008 yılındaki araştırmaya göre Kanadalıların %23'ü herhangi bir tanrıya inanmamaktadır.Davien (1999) mukaan 85 % ruotsalaisista ei usko jumalaan.
Ama Penelope bunlara da inanmaz.Flynn itse ei usko tähän.
2004 yılında BBC'nin yapmış olduğu bir araştırma ABD halkının %10'unun Tanrı'ya inanmadığını ortaya koymuştur.BBC:n Isossa-Britanniassa vuonna 2004 tekemässä kyselyssä uskonnottomia oli 40 % väestöstä.
Richard buna inanmaz ve uçağı patlatma fikrinde ısrar eder.Richard erehtyy luulemaan, että heidät lähetettiin noutamaan pommi.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Varmaa sen sijaan on, että seksuaalinen suuntautuminen ei ole valinta.