Ana içeriğe geç
Sözlük

inanma ile cümle

inanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İnsan tutkularının ve doğasının bastırılmasına inanmaz.Hij gelooft niet het recht te hebben de hartstochten van de mensen op te zwepen.
Allah'ın tapınılmayı hak eden gerçek ilâh, onun dışında tapınılanların ise batıl ilâhlar olduğuna inanmak.En als iemand niet aan Gods tekenen gelooft, dan is God snel met de afrekening.
Ana madde: İslam'da melek Meleklere inanmak İslam dini akidesinin bir parçasıdır, yani iman esaslarındandır.Hij verschijnt met grote kracht en heerlijkheid, in gezelschap van de gelovigen en de engelen.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Men vindt dat ieder volk recht heeft op zijn eigen staat.
Ancak psikolog Malcolm Crove ona inanmamaktadır.Alleen Katherine Minot gelooft hem.
Anlatıcı ruhlarının hâlâ bir arada olduğuna inanmaktadır.Niettemin is hij ervan overtuigd dat hun zielen voor eeuwig met elkaar verbonden zijn.
Çünkü suçlaması gereken kişi yalnızca kendisiydi ama o buna inanmayı reddediyordu.Hierop dacht de doge eraan om af te treden, maar dit werd hem geweigerd.
Hepimiz eğer kötü bir durumda olsak birilerinin bize yardım edeceğine inanmayı isteriz.""Ik had hulp nodig en er waren mensen in de positie om mij te helpen."
Ölen arkadaşının annesi bile ona inanmaz.Zijn moeders nieuwe vriend valt eigenlijk ook wel mee.
Ne humanis crede İnsana inanma.Klein is het geloof van een onzeker mens.
İnanmadığın şeylere inandığım için, beni inandırma numarası yapmanın faydası yok!Het heeft geen zin te doen alsof om mij te laten geloven dat ik dingen geloof die jij niet gelooft!
Görmek inanmaktır.Eerst zien, dan geloven.
İster inan ister inanma, ama o kadının üç çocuğu var.Geloof het of niet, maar die vrouw heeft drie kinderen.
Her duyduğun şeye inanma.Geloof niet alles wat je hoort.
Bazı insanlar Allah'a inanır, bazıları inanmaz.Sommige mensen geloven in God en andere mensen niet.
Tom bana inanmak istemiyordu.Tom wilde mij niet geloven.
Görmek inanmaktır, ama hakikat bu mudur?Zien is geloven, maar is het de waarheid?
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Czy są powody, by wierzyć?.
Binlerce yıl boyunca birkaç istisna haricinde insanoğlu Güneş Sistemi’nin varlığına inanmadı.Przez wiele tysięcy lat ludzkość nie zdawała sobie sprawy z istnienia Układu Słonecznego.
Arkadaşları gördüklerine rağmen ona pek inanmazlar.Lecz oczy ich były niejako na uwięzi, tak że Go nie poznali”.
On İki İmama inanmalarından dolayı (Onikicilik/On İki İmamcılık) olarak adlandırıldıkları da olur.Wraz z nią podwoiła się liczba wiernych.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Wierzył w karmę, ale odrzucał życie po życiu i zorganizowaną religię.
Gene de, bu etkinin tümüyle ortadan kalktığına inanmamak gerek."Jeśli w pełni wątpisz, w pełni się obudzisz”.
Ancak kimse buna inanmaz.Jednak nikt nie chce jej uwierzyć.
Programın başarıya ulaşması için bütün çalışanların programa inanması gerekir.Od pracowników w zespole projektowym zależy powodzenie przedsięwzięcia.
İnsanlar bu hikâyeye inanır ama annesi inanmaz.Danny wiedział o tym, ale nie zwierzył się z tego matce.
MÖ 3. yüzyılda yaşamış olan Teodorus ve Straton da Tanrı’nın varlığına inanmayan filozoflardı.Greccy filozofowie z III wieku, Theodorus i Straton z Lampsaku, również nie wierzyli w bogów.
Artık kimse ona inanmadığı için, onları durduramaz.Teraz nikt i nic już jej nie powstrzyma!
Rachel hamile olduğunu söyler, ancak Cooper inanmaz.Rachel dowiaduje się, że jest w ciąży, jednak nie chce powiedzieć, kim jest ojciec.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.Historyk przekazuje, że kobiety Issedonów miały równe prawa z mężczyznami.
Şoförüm, "Ateş ettiler," derse inanmayın."Wilk" odkrzyknął "nie strzelajcie, zdajemy się!".
Armand ve Fabrizio ise ona inanmazlar.Apollo i Artemida nie przyjęli ich jednak.
Bazı araştırmacılar bu kanser türünü geliştirmeye yatkınlığın kalıtsal olabileceğine inanmaktadırlar.Wyniki badań wskazują, że tego rodzaju zmiany mogą być dziedziczone.
Fakat bu olayın gerçekliğine kimse inanmaz.Raczej nie dał on wiary w prawdziwość tego wydarzenia.
Hiç kimse bunun gerçek olduğuna inanmaz ancak kayıtlar doğruyu söylemektedir.Nikt nie mówi prawdy, a pozory mylą.
Eğer bazı insanlar bana inanmazsa, sorun değil.A jeśli nie istnieje, nie warto.
Valery Kirpotin, romanın iyi ve kötüyü ele aldığına inanmaktadır.Calderón odpowiedział: Pisanie komedii jest rzeczą dobrą albo złą.
Sühreverdi beden ve ruh arasındaki geleneksel ayırıma inanmaktadır.Odrzucał tradycyjny dualizm ciała i duszy.
Ama buna inanmaz.Nie uwierzycie!
Sana inanmak zor.Ciężko ci uwierzyć.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Livet och allt som finns i denna värld kommer att få ett slut på en fastställd dag.
Ancak kimse buna inanmaz.Men ingen tror på honom.
On İki İmama inanmalarından dolayı (Onikicilik/On İki İmamcılık) olarak adlandırıldıkları da olur.De troende kan välja ett av de båda husen då båda har bedömts tillfyllest.
Ama Penelope bunlara da inanmaz.Inte heller detta duger för Penelope.
Meleklere inanmaktır.Tron på änglar.
Ama Gül buna inanmaz.Men Romilda vägrar tro på det.
İhtiyar Adam - Artık hiç kimsenin inanmadığı.Den nye härskaren litar inte på någon.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Alltså bör vi enligt resonemanget inte tro på Gud.
Rachel hamile olduğunu söyler, ancak Cooper inanmaz.Rachel erkänner att hon är gravid men berättar inte för någon vem pappan är.
Yaklaşık 29,6 milyon Alman ise (%36) herhangi bir dine inanmamaktadır.Runt 30,5 miljoner tyskar (37,0 %) är inte registrerade i något samfund.
Üyeleri ütopyayı oluşturan bir dini geleneğe inanmak ve izleme ihtiyacı duyar.Polisen behöver veta religion för att kontrollera efterlevnad.
Altın postun burada saklı olduğuna inanmaktadırlar.Ursprunget antas vara att bäcken är dold.
Pek çok bilim adamı ve tarihçi Uneyze'nin İslam'ın yayılması yüzlerce yıl önce kurulduğuna inanmaktadır.Jesu liv och verksamhet är förutsagt hundratals år tidigare, sägs det.
Baron bu iki kişinin söylediklerine pek inanmaz.Två präster intygade, att dessa två personer var trovärdiga.
Ama zaten buna inanmamıştır.Jag tror ändå inte det.
Brown en başta Marty'ye inanmaz.Margareta vill till en början inte veta av Georg.
Eğer bazı insanlar bana inanmazsa, sorun değil.Якщо деякі не вірять в мене — нічого страшного.
Ahiret gününe inanmak.Віра в Судний День.
Meleklere inanmaktır.Віра в ангелів.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Власне населення має вирішити, що їхня нація захищає справедливість.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod