Ana içeriğe geç
Sözlük

inanma ile cümle

inanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ölen arkadaşının annesi bile ona inanmaz.Ma i genitori della ragazza non gli credono.
İnsanlar bu hikâyeye inanır ama annesi inanmaz.Johnny le racconta la verità, ma lei non crede alla sua storia.
Şoförüm, "Ateş ettiler," derse inanmayın.Essendo disarmato, avrebbe detto: «Non sparate.
Ama buna inanmaz.Lei non gli crede.
Onun öldüğüne inanmayan tek kişi Meryemce Ana'dır.L'unica a fermarsi davanti a lei è Mary.
Mûsâ'nın mucizelerine inanmaz, onu yalancılıkla ve sihirbazlıkla suçlar.Moise non è tra questi: viene ucciso all’arrivo, senza essere immatricolato.
Diğer tarafta annesini göreceğine inanmaktadır.Si reca quindi a trovare la madre.
"Hiç emin değilim; ancak Tanrı'nın var olduğuna inanmaya meyilliyim."Non so cosa si intenda per credere in Dio».
Tanrı, ölümün yeni tanrı olduğunu söyler; artık insanlar sadece ölüme inanmaktadır.Alla richiesta di spiegazioni l'uomo afferma che Dio è morto, ovvero che nessuno crede più veramente.
Allen, Andrea'nın deli olduğuna inanmaktadır.Elena è sempre più convinta che Andrea sia vivo.
Çoğu kişi, kızların istihbarat işi için uygun olmadığına inanmaktaydı.Gli ufficiali ritenevano le femmine incapaci di imparare la disciplina necessaria per il servizio militare.
Kullanıcılar, uygulama sayfasında gösterilen her bilgiye inanmamalıdır.L'utilizzatore può creare carte che verificano l'informazione contenuta in ogni nota.
Yenilgilerin bir felaket olmadığına inanmaya çalıştılar.Hanno sostenuto di essere convinti che la miseria non è fatale.
Ancak kimse buna inanmaz.Ovviamente, nessuno le crede.
Enfeksiyona neden olan iltihabı bilinmiyor ama patologlar, buna bir virüsün sebep olduğuna inanmakta.La causa è sconosciuta, ma la peste è considerata una probabile colpevole.
Pedro annesine durumu açıklasa da annesi ona inanmayıp oğlunu polise götürür.Nurdinov non sapendo cosa fare, portò la creatura a casa sua.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Perché ciò che mangiamo può salvare la nostra vita.
Hiçbir zaman savaşlara inanmadım.Я никогда не верил в войны.
Neredeyse kimse ona inanmadı.Ему почти никто не поверил.
Onun söylediklerine inanmamamı tavsiye etti.Он посоветовал мне не верить его словам.
Ona inanmayacak kadar akıllı olmalıydım.Мне следовало быть достаточно умным, чтобы не поверить ей.
Sana inanmak istiyorum.Я хочу верить тебе.
Ona sadece inanmak zorundasın.Ты должен верить ему.
Ben uzaylı yaşama inanmam.Я не верю в инопланетную жизнь.
Gel de inanma.Попробуй не поверить.
Sonunda ben de ona inanmadım.Сначала я тоже не поверил ему.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Судный день и вера в последующую вечную жизнь (Ахира) (неопр.).
Meleklere inanmaktır.Верить в ангела.
İnsanlar bu iddiaya inanmazlar.Да никто не поверит в это!»
Johannes J. G. Jansen, Arap dünyasındaki antisemitizmin geleceği olmadığına inanmaktadır.Иоганн Янсен считает, что антисемитизм не имеет будущего в арабском мире.
Panteistler kişileştirilmiş ya da antropomorfik bir Tanrıya inanmazlar.Пантеисты не верят в личностного, антропоморфного Бога или Бога-Творца.
Bir süre sonra kendi adıyla bu yazıları topladığında birçok insan ona inanmadı.Когда, спустя некоторые время, писатель издал эти рассказы под своим именем, многие люди ему не поверили.
Yakıt ekonomisinin er ya da geç çökeceğine inanmaktadır.Почти все атомные электростанции рано или поздно обрушатся.
Hanım, Doktor'un yaşamak için bir günü daha olduğuna inanmaktadır ve Doktor için endişelenmektedir.Мисси объясняет, что Доктор считает, что ему осталось жить всего один день, и это её беспокоит.
Arkadaşları gördüklerine rağmen ona pek inanmazlar.А когда оно взойдет, люди увидят это и уверуют все как один, но им эта вера не поможет.
Arkadaşları ona inanmaz ve yalan söylediğini düşünürler.Но друзья не верят этому и убивают его.
Allah'ın meleklerine inanmak.Хор: Let all the angels of God worship Him (инф.)
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Необходимо также, чтобы люди уверовали в её правильность.
Ve inanmak benim hayatımı kurtardı.Этот взгляд спас мою жизнь.
Bu Allah'ın vadettiği (söz verdiği) sevap ve iyiliğin, tehdit ettiği cezanın gerçekleşeceğine inanmaktır.Аллах призывает на зло отвечать добром и верой в Аллаха.
Fakat bu olayın gerçekliğine kimse inanmaz.В реалистичность такого предложения никто не поверил.
Rachel hamile olduğunu söyler, ancak Cooper inanmaz.Ричард говорит, что заболел, но она ему не верит.
Teslise inanmazlar.Не доверяет Сету.
Kaza ve kadere (hayrına ve şerrine) inanmak.Олицетворение благочестия и религии.
Ama buna inanmaz.Не могу в это поверить.
Siz bakanlara inanmayınız.Не верь своим глазам!
Hiçbir şeye inanmayan ve hiç kimseye güvenmeyen bir kişidir.Одинокий волк, который никому не верит и не доверяет.
Buna inanmayan o topluluktan değildir." sözleriyle aktarır.Если же впадающий в запретное не узнал о запрещении этого, то он в действительности неверующий».
İnanmayanlara, dini yanlış uygulayanlara kızar.Она считает наказание, которое боги уготовили тем, кто не верил в них при жизни, жестоким и несправедливым.
Kadın tezini yazarken, tüm kadınların doğasında kötülük olduğuna inanmaya başlamıştır.Становится ясным, что в ходе своей работы его жена пришла к выводу, что женщины от природы являются злом.
Ernesto onun dediklerine inanmayı kabul eder.Рио притворяется, что верит его словам.
Ancak kimse zamanda yolculuk olacağına inanmamaktadır.Они не верят в путешествия во времени.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Во что следует верить?
Ancak kimse buna inanmaz.Никто не поверит в это !
2008 yılındaki araştırmaya göre Kanadalıların %23'ü herhangi bir tanrıya inanmamaktadır.Опрос 2008-го года показал, что 23 % канадцев «не верят в бога», «не имеют религиозной принадлежности».
Eğer bazı insanlar bana inanmazsa, sorun değil.Если человек может он платит, если нет, то ничего.
Namık Bey'in ailesi intihar olayına hiç inanmadı.Согласно родственникам ему никогда не получалось забыть убийство друга.
Öykü'yü görmeden evvel aşka inanmaz.Он никогда не верил в любовь с первого взгляда.
Üstleri buna inanmaz.Однако командир в это не верит.
Çünkü kişinin inanmak dışında bir seçeneği yoktur.Церковь же не должна пользоваться иной властью, кроме убеждения.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod