Doktor, bunun bir kapı olduğuna inanmaktadır.Cependant, le Docteur considère que ce n'est qu'une coïncidence.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?C'est difficile à croire?
Bağımsız bir Grönland'ın rekabetçi olması gerektiğine inanmaktadır.L'indépendantisme groenlandais est un courant politique qui revendique un Groenland indépendant du Danemark.
Raiden şimşekler çıkartarak onları yenince Liu Kang, Raiden'e inanmaya başlar.Croyant que c’est Liu Kang qui doit gagner, Raiden l'encourage davantage.
Hiçbir şeye inanmayan ve hiç kimseye güvenmeyen bir kişidir.Il est impossible d'avoir confiance en quelqu'un qui n'a aucune croyance.
Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor.Élisabeth pense qu'il faut croire pour s'approcher de Dieu.
Yenilgilerin bir felaket olmadığına inanmaya çalıştılar.Ils ont affirmé leur conviction que la misère n’est pas fatale.
Ama buna inanmaz.Elle ne le croit pas.
Annesi Eylül'e inanmayıp onu yetimhaneye verir.En septembre, l'absence de donneuse l'oblige à rentrer chez elle.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.Au XVIe siècle, ce terme évolue pour prendre le sens de « feindre pour tromper ».
Fakat bu olayın gerçekliğine kimse inanmaz.Mais personne ne croit cette histoire.
Kerem buna inanmaz ve İhtiyar’ın eline vurur.Andrew ne le croit pas et lui tire dessus.
Üstleri buna inanmaz.Les nouveaux n'arrivent pas à la croire.
Katie, hayatı boyunca kendisinin bir iblis tarafından takip edildiğine inanmaktadır.Kaori, depuis plusieurs jours, a l'impression d'être suivie.
Kendi ismimi görünce gözlerime inanmadım.Je ne pouvais pas en croire mes yeux.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Elle s'est également opposée à ce que la Communauté européenne dispose de ressources propres.
Lamia onun aşkına inanmaz ve bu bir imkânsız aşk haline gelir.Julien ne résistera pas à la tentation, et deviendra l'amant de celle-ci.
Ne humanis crede İnsana inanma.Il ne croit pas en la puissance de la raison humaine.
Namık Bey'in ailesi intihar olayına hiç inanmadı.Ses parents ne croient pas au suicide.
Teslise inanmazlar.Ottokar la croit.
Meleklere inanmaktır.Croire en l'existence des anges.
Tanrı'ya "inanmak"la neyi kastettiğine bağlı.Depende de a lo que te refieras con "creer" en Dios.
Neredeyse kimse ona inanmadı.Casi nadie le creyó.
Buna inanmam zor.Para mí esto es difícil de creer.
Ona inanmamalısın.No deberías creértelo.
Başkana inanmalıyız.Debemos tener fe en el presidente.
Mary beni sevdiğini söyledi fakat ben ona inanmadım.Mary dijo que me amaba, pero no me lo creí.
Tom'un Mary'ye inanmamak için bir nedeni yoktu.Tom no tenía ninguna razón para no creerle a Mary.
Tom tekrar asla yürüyemiyeceğine inanmaya başladı.Tom empezó a creer que nunca podría volver a andar.
Tom Mary'nin söylediğine inanmadı.Tom no creyó lo que dijo Mary.
O bize inanmazdı.Él no nos creería.
Onun söylediğine inanma.No te creas lo que dice.
O, korkutucu hayaletlere inanmaz.Él no cree en los temibles fantasmas.
Ona inanma!¡No le creas!
Kimse bana inanmadı.Nadie me creyó.
Buna inanmakta zorlanıyorum.Me cuesta creerlo.
Buna inanmayacaksın.No te lo vas a creer.
Bana inanmadığını görüyorum.Ya veo que no me crees.
Kimse dediğime inanmaz.Nadie se cree lo que dije.
Şanslara inanmam.No creo en la suerte.
Tom hikayeme inanmadı.Tom no creyó mi historia.
Niçin sana inanmalıyım?¿Por qué debería creerte?
Sana inanmadım.No te creí.
Kimse Tom'a inanmadı.Nadie le creía a Tom.
Bana inanmadılar.No me creyeron.
Bana inanmak zorundasın.Tienes que creerme.
Onlara inanmadım.No les creí.
Tom'un bana az önce söylediğine inanmayacaksın.¡No te vas a creer lo que me acaba de decir Tom!
Tom buna asla inanmayacak.Tom no se lo creerá nunca.
Bana inanmalısın.Tienes que creer en mí.
Ben sadece buna inanmak istemiyorum.Simplemente no me lo quiero creer.
Yeterince yalan söylersen ona inanmaya başlarsın.Si dices una mentira lo suficiente, te la empiezas a creer.
Gerçek, inanması çok zor olduğunda yalanlar gereklidir.Cuando se vuelve muy difícil creer la verdad se hacen necesarias las mentiras.
Sen hep düşünmek istiyorsun. Oysa insan düşünmemeli, inanmalı.Siempre quieres pensar, pero la gente no debería pensar, debería creer.
Ona inanmak istemiyoruz.No queremos creerle.
Aslanın hikâyesini dinlemeden avcının hikâyesine inanma.No te creas la historia del cazador sin haber oído la del león.
Keşke size inanmasaydım.Ojalá no os hubiera creído.
Yanıma kimin oturduğuna inanmayacaksın.No te vas a creer quién está sentado a mi lado.
Onu inanmadan dinlediler.Lo escucharon con incredulidad.
Buna kimse inanmayacak.Nadie se lo creerá.